İran'da protesto gösterileri devam etmektedir. Protestoların neyle sonuçlanacağı, aynı zamanda orada yaşayan soydaşlarımızın süreçten nasıl etkileneceği gibi konular merak uyandırmaktadır.
Yaşananlarla ilgili Modern.az'a açıklama yapan Güney Azerbaycan Cemaati Başkanı Sayman Aruz İran'daki olayların insanların trajedisi olduğunu belirtmiştir:
"İran riyalının rekor seviyede değer kaybetmesi sadece ekonomik bir olay değildir. Bu, halkın cebinin boşalması, umudunun kırılması, yarına olan inancının çökmesidir. Ekmek pahalılaştığında sabrederler, ilaç bulunmadığında dayanırlar, ama artık yaşamak mümkün olmadığında insan susamaz. Bu protestolar tam da o “yeter” noktasıdır. Kısa sürede mucize beklemek saflık olur. İran'daki rejim bu tip protestoları bastırmakta tecrübelidir. Ama bu dalga öncekilerden farklıdır. Çünkü artık sadece maaştan, enflasyondan bahsedilmiyor. Protestoların temelinde rejime güvensizlik, gelecek korkusu ve milli aşağılanma hissi yatmaktadır. Bu süreç geri dönülmez bir psikolojik kırılmadır. Rejim belki bu eylemi dağıtacak, ama halkın içinde biriken öfkeyi artık hiçbir zaman önceki durumuna döndüremeyecektir".
S. Aruz, Güney Azerbaycanlıların protestosunun iki kat acı verici olduğunu belirtmiştir:
"Bir yandan tüm İran halkı gibi yoksulluktan, işsizlikten, riyalın değersizleşmesinden, diğer yandan ise milli hakların çiğnenmesinden acı çekiyorlar. Ana dilinde eğitim yok, milli kimlik sistemli bir şekilde bastırılıyor, bölgeler ekonomik açıdan bilerek geri bırakılıyor. İnsan düşünüyor: “Ben bu ülkenin vatandaşıyım, peki neden kendi dilimde yazıp-okumak, hatta konuşmak bile soruna dönüştü?” Bu soru cevapsız kaldıkça, protesto da dinmiyor".
Güney Azerbaycan Cemaati Başkanı, Azerbaycanlıların bu eylemlerle ilgili ihtiyatlı ve akıllı davrandıklarını belirtmiştir:
"Güney Azerbaycan şehirleri tarihsel olarak bu tür süreçlerin önünde olmuştur. Tebriz, Urmiye, Erdebil gibi şehirlerde hoşnutsuzluk var ve bu hoşnutsuzluk sessiz değil. Sadece, orada insanlar iyi biliyorlar ki, her sloganın, her adımın ağır bir bedeli olabilir. Bu nedenle aktivite bazen sokakta değil, genel protesto ruhunda, reddetme davranışında, sistemden yüz çevirmede kendini gösterir. Ancak bu, Güney Azerbaycan'ın sonuna kadar sessizliğini koruyacağı anlamına gelmez. Süreçler ilerledikçe, güneyli soydaşlarımız da kendi kaderlerini çözmek için gerekli adımları atacaklardır.
Bu protestolar belki de henüz rejimi yıkmayacak. Ama bir gerçeği artık değiştirdi: İran toplumunda korku önceki gücünde değil. Güney Azerbaycanlılar da dahil olmak üzere insanlar artık anlıyor ki, susmak onları kurtarmıyor. Ve bu anlayış rejim için herhangi bir slogandan daha tehlikelidir. Bu, sadece protesto değil, bir halkın tükenmiş sabrının sesidir”.

Güney Azerbaycanlı ozan Araz Elsəs ise, Azerbaycanlıların uygun anın gelmesini beklediklerini vurgulamıştır:
“İran'ın farklı bölgelerinde büyük protesto dalgaları yaşanıyor. Güney Azerbaycan'da protestolar daha azdır, neredeyse yok gibidir. Bunun da sebepleri var. Güneyliler bundan önce - geçmiş 10 yıllarda her zaman hareketin başında olmuşlardır. Hareket bittikten sonra hiçbir pay almadıkları için, Azerbaycanlılar öncekinden daha uyanık ve dikkatlidirler. Şimdi onlar olayları dikkatle izliyor ve anı bekliyorlar. An geldiğinde halkımız liyakatini ortaya koyup kendi haklarına kavuşacaklardır.
Pahalılaşma, enflasyon gibi meseleler yüzünden protestolar devam ediyor. İran ekonomisi çok kötü durumda. Tarihte böyle bir durum yaşamamıştı. Bu da İran hükümetinin yürüttüğü yanlış siyasetin sonucudur. O
Venezuela'da yaşanan olaylar, Maduro'nun siyasetten silinmesi, ardından Trump'ın İran'daki protesto dalgalarını desteklemesi İran'daki tüm milletleri umutlandırmıştır. Azerbaycan Türkleri de anı, zamanı geldiğinde ayaklarını yere vurup, dikilip, yükselip milli haklarını talep edeceklerdir. Uzun sözün kısası, İran yönetimi öyle bir noktaya gelip çatmıştır ki, ya büyük değişiklikler yapıp reformlara gitmelidir, ya da gitmelidir”.