Bu yaz Azerbaycan'da iki bayramın atmosferi aynı anda hissedilecek. Şöyle ki, evlerde hem Ramazan, hem de Nevruz sofraları kurulacak. Bayram sofraları her yıl olduğu gibi, bu yıl da birbirinden zengin lezzetlerle süslenecek. 30 gün boyunca oruca alışmış organizma ise birdenbire zengin kalorili yemek ve tatlılarla yüklenecek.
Ramazan ayından sonra ağır yemeklerin, tatlıların ve yüksek kalorili gıdaların aşırı tüketimi sindirim sistemine ek yük oluşturabilir, aynı zamanda genel sağlık için belirli riskler yaratabilir.
Merak uyandırıcıdır, oruçtan Nevruz sofrasına geçiş döneminde doğru beslenme nasıl olmalıdır?
Konuyla ilgili Modern.az'a açıklamasında Gıda Güvenliği Hareketi'nin başkanı, sağlıklı beslenme uzmanı Məhsəti Hüseynova bildirmiştir ki, iftar zamanı uzun süre aç kalan organizmayı birdenbire ağır gıdalarla yüklemek sağlık sorunlarına neden olabilir.
“Bu nedenle iftara yarım bardak ılık su ve vitamin-mineral açısından zengin olan bir adet hurma ile başlamak daha uygun olacaktır. Bir miktar ara verdikten sonra mevsime uygun, kolay sindirilen, az yağlı çorba tüketmek, daha sonra ise diğer yemeklere geçmek tavsiye edilir. Yemekler arasında yaklaşık 10 dakika ara vermek gıdanın daha iyi sindirilmesine yardımcı olur.
Ana yemekler sırasında az yağlı, kızartılmamış, özellikle mangalda veya buharda pişirilmiş et ürünlerine öncelik verilmelidir. Gıda rasyonunda baklagiller, tahıl bitkileri ve lifli gıdaların yer alması da önemlidir. Mevsim sebzelerinden hazırlanmış salatalar sindirimi kolaylaştırır. Bunun yerine, çok kızartılmış, birkaç çeşit etten hazırlanmış ağır ve karışık yemeklerden uzak durmak gereklidir. Bu tür gıdalar midede ağırlık, gaz ve şişkinlik yaratabilir”.
Uzmanın görüşüne göre, sıvı alımı da doğru şekilde düzenlenmelidir:
“Su, ayran ve az şekerli komposto daha uygun seçeneklerdir. Şekerli ve gazlı içecekler ise hem sindirim problemlerine, hem de karın boşluğunda ağırlık ve ağrı hissine neden olabilir. Tatlı tüketilecekse, daha çok sütlü tatlılara öncelik verilmeli, geleneksel tatlılar ise az miktarda ve yemekten 45-50 dakika sonra yenilmelidir.
Gıdaların iyi sindirilmesi için onların iyi çiğnenmesi de önemlidir. Sindirim süreci ağızda başladığı için yemeklerin aceleyle ve iyi çiğnenmeden yutulması midede ağrı ve sindirim bozukluğu yaratabilir”.

M. Hüseynova şunu da eklemiştir ki, Ramazan'dan hemen sonra Nevruz bayramının başlaması da beslenme rejiminin bozulmasına neden olabilir:
“Özellikle kronik hastalığı olanlar, küçük yaştakiler ve yaşlı insanlar bu dönemde daha dikkatli olmalıdırlar. Bir ay oruç tuttuktan sonra midenin hacmi küçüldüğü için organizma daha az gıda alımına uyum sağlar. Ancak bayram sofralarının zenginliği insanları aşırı yemeye teşvik edebilir. Halbuki bayram günlerinde de organizmanın ihtiyacı kadar kalori alınmalıdır”.
Uzman aynı zamanda Nevruz zamanı yapılan temel hatalardan birinin kahvaltıyı doğrudan tatlı ve çayla değiştirmek olduğuna da dikkat çekmiştir:
“Bu tür beslenme kanda şekerin hızla artıp azalmasına, sonuç olarak ise daha çabuk acıkmaya ve fazla gıda alımına neden olur. Bu nedenle kahvaltıda yumurta, peynir, lor peyniri, ekşi krema gibi süt ürünleri, ayrıca sebzeli salatalar gibi lifli gıdalar kullanılmalıdır. Bu gıdalar uzun süre tok tutan gıdalar olmakla birlikte, aynı zamanda daha sağlıklı bir seçenek olarak kabul edilir.
Nevruz tatlılarını günün birinci yarısında, yemekten sonra 1-2 adet tüketmek daha faydalıdır. Akşam saatlerinde tatlı yemek ise hem sindirime olumsuz etki eder, hem de hareketsiz döneme denk geldiği için fazla kilo ve obezite riskini artırır”.
O ayrıca vurgulamıştır ki, bayram günlerinde gıdaların taze hazırlanmasına dikkat edilmelidir:
“Birkaç günlük saklanan yemekleri tüketmektense, her gün yeni pişirilmiş gıdalardan faydalanmak daha uygun olacaktır. Su alımı da unutulmamalıdır. Her kilogram vücut ağırlığına yaklaşık 30 mililitre sıvı hesaplanarak günlük norm belirlenebilir. Yeterli sıvı alınmadığında ise yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik, görmede geçici bozukluk ve rahatsızlık gibi durumlar ortaya çıkabilir”.