Modern.az

Dün haramdır, bugün zaruret

Güncel

Bugün, 11:08

Güç, korku ve niyetin değişen mantığı

Tarih bazen olayları kronolojik sırayla değil, mantığın kendisine aykırı bir şekilde kurar. Sebep ile sonuç yerlerini değiştirir, başlangıç sonun içinde gizlenir, son ise başlangıcın gecikmiş izahına dönüşür. Ben böyle olaylar hakkında okuduğumda hep aynı hissi yaşarım: sanki sebepler sonuçları değil, sonuçlar sebepleri doğurur.

İran'ın nükleer programı da böyle noktalardan biridir…

1960–70'li yıllarda Muhammed Rıza Pehlevi döneminde İran, ABD'nin en yakın müttefiklerinden biriydi. “Barış İçin Atom” (Atoms for Peace) çerçevesinde Tahran'a getirilen teknoloji sadece enerji vaat etmiyordu. O, daha büyük bir iddianın ifadesiydi: modern devlet kuruculuğu, rasyonelliğin hakimiyeti ve geleceğin yönetilebileceği fikri. Reaktörler inşa ediliyor, kadrolar hazırlanıyor, geleceğin altyapısı kuruluyordu. Bu, sadece teknolojinin transferi değil, düşünce modelinin transferiydi.

Ancak teknolojinin kendisi nötrdür, onu sivil yapan da, tehlikeli yapan da insanın niyetidir. Çünkü teknolojiler günahsızdır; ona günah veya masumiyet yükleyen insan iradesidir. Mahiyeti değişmez, değişen onun hakkında kurulan hikayedir. Teknoloji sadece potansiyeldir; ona yön veren iradedir. Bana hep öyle gelmiştir ki, insan teknolojiyi yönettiğini düşünür, ama aslında teknolojinin yarattığı imkanlar insanın seçimlerini daraltır.

1979 yılında Ruhullah Humeyni sahneye çıktığında bu hat kırıldı. Dini lider bu projeye karşı çıktı. Mevkisi açıktı: Nükleer silah İslam'la uzlaşmaz. Bu fikir sadece dini bir hüküm gibi duyulmuyordu. Bu, aynı zamanda, başka bir epistemolojinin, başka bir meşruiyet modelinin ilan edilmesiydi.

Dini bir mevkiden çok siyasi bir beyanattı. Reddedilen nükleer teknolojiler değil, onun arkasındaki Batı dünyasıydı. Ayatullahlar bu mirastan imtina ediyorlardı. Ama tarihte “kesin ret” diye bir şey yoktur. Her ret kendi içinde gelecekteki kabulün imkanını da saklar – bunu tarih defalarca göstermiştir.

Bir anlık öyle görünüyordu ki, tarih bu hattı burada kesecek. Ama İran-Irak savaşı başladığında Rehber başka bir gerçekle yüz yüze kaldı: Meğerse ülkeyi müdafaa eden, koruyan ideoloji değil, güçtür.

Kimyasal silahlarla vurulan bir ülke için “haramdır” argümanı artık yeterli değildi. O anda devlet düşüncesi değişti. Böylece, bir zamanlar “İslami değil” diye reddedilen program, sessiz sedasız geri döndü, ama artık başka bir niyetle. İşte bu noktada anlaşılıyor ki, teorik prensiplerle gerçek tehlike arasındaki mesafe düşündüğümüzden daha kısadır. Devletin ontolojisi burada değişir: o, artık ideyaların değil, hayatta kalmanın mantığıyla hareket etmeye başlar. Ve işte bu noktada zaruret ideolojiyi susturur.


Nükleer programı başlatan ABD, ona karşı çıkan Humeyni olmuştu. Onu devam ettiren ise tamamen başka bir siyasi mantıktı. Sonuçta ortaya aynı teknoloji ve üç farklı niyet çıktı...

Bu, bizi daha zor bir soruyla yüz yüze bırakır: teknolojinin kime ait olduğu sorusu aslında yanlış bir sorudur. Çünkü teknoloji hiç kimseye ait değildir. O, sadece çeşitli iradelerin üzerinden geçtiği bir hattır. Bir noktada o, modernleşmenin aracıdır. Başka bir noktada o, ideolojik reddin objesidir. Daha sonra ise o, zaruretin dikte ettiği seçime dönüşür.

Bu olaylar zincirine baktığımda ben bir şeyi açıkça görüyorum: değişen teknoloji değil, insanın kendisidir. Şimdi İran'ın nükleer programı hakkında konuşurken onu “tehlike” veya “savunma aracı” olarak tasnif etme çabaları aslında problemi basitleştirmekten başka bir şey değildir. Çünkü bu program ne birincisidir, ne de ikincisi. O, daha fundamental bir gerçekliğin ifadesidir:

Gücün korkuyu doğurduğu, korkunun zarurete dönüştüğü, zaruretin ise yeniden güç yarattığı kapalı yapı.

Bu yapının içinde etik kategoriler zayıflar, ideolojik sınırlar ise esnekleşir. Dün mümkün olmayan bugün kaçınılmaz görünür. Bir zamanlar “İslami değil” denilen şey, yarın milli zarurete dönüşür.

Ve bana öyle geliyor ki, tarih aynı hikayenin farklı dillerde, farklı niyetlerle yeniden yazılmasından başka bir şey değildir.

Sizə yeni x var
Keçid et
İranda ŞOK SƏFƏRBƏRLİK - Uşaqlar döyüşə çağırıldı