3 Ocak'ta ABD ordusu, Venezuela'da gerçekleştirdiği 2 saatlik operasyon sonucunda bu ülkenin başkanı Nicolas Maduro'yu görevinden devirdi. ABD'ye götürülen Maduro, dün akşam New York Mahkemesi'nde yargılandı.
Bu olay, Venezuela içinde ve uluslararası düzeyde büyük yankı uyandırdı.
Venezuela'da yaşanan uluslararası siyasi-askeri krize yönelik yaklaşımlar farklıdır. Bazıları Maduro'nun diktatör olması ve devletini kötü duruma düşürmesini gerekçe göstererek, onun ele geçirilmesini haklı buluyor. Diğer yandan ise çoğunluk, olayın uluslararası hukuka, BM Şartlarına aykırı olduğunu vurguluyor.
Azerbaycan'daki siyasi partilerin konuya ilişkin tutumu da ilgi çekiyor.
Modern.az sitesi parti liderlerinin görüşlerini aldı.
Büyük Azerbaycan Partisi Genel Başkanı, Milli Meclis Milletvekili Elşad Musayev belirtti ki, ABD'nin eylemleri uluslararası hukuka aykırıdır ve takdir edilemez:
“Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD tarafından ele geçirilmesine iki yaklaşım mevcuttur. Bazıları, ABD'nin Nicolas Maduro'ya karşı bu adımları doğru bir şekilde attığını düşünüyor. Çünkü Maduro diktatördür, seçimleri sahteleştirmiş, uyuşturucu ticaretiyle uğraşmış ve ABD istediği gibi herhangi bir ülkeyi bombalayabilir. Diğer tarafta olanlar ise ABD'nin Venezuela'ya karşı attığı adımın uluslararası hukukun temel ilkelerine, BM Şartı'na uygun olmadığını söylüyor.
Birinci konumda olanlar, yani ABD'yi haklı görenler, Batı'nın ajan ağları ve onlara yaranmak isteyenlerdir. Kendilerini ortaya koymuşlardır ki, bunlardan faydalanılsın. Bunlar için kutsal hiçbir şey yoktur. Uluslararası hukuk falan onlar için boş kavramlardır. Kendilerini demokrat olarak gösterirler, ama fiilen Batı'nın ajan ağlarıdırlar. Bu kişilerin içinde parti başkanları da, medya ve STK temsilcileri de vardır. Bunlar herkese her şeyi söyleyebilirler, ama Batı'ya hiçbir şey.
Bunlara benzer bir örnek Rusya ajan ağıdır – onlar da herkese her şeyi söyleyebilirler, Rusya'ya değil. Yahut İran'ın ajan ağı: herkese her şeyi söylemek mümkündür, ama İran aleyhine bir şey söylendiğinde bunlar yakalarını yırtarlar. Ne yazık ki, Azerbaycan'da ayrı ayrı ülkelerin ajan ağları mevcuttur ve bu tür kişiler siyasi teşkilatların içinde de vardır, siyaset bilimciler arasında da mevcuttur.
Diğer yandan, siyasi camiamızın bir kısmı, ABD'nin bu eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu görüşündedir. Benim de düşüncem şudur ki, ABD'nin adımları uluslararası hukuka ve BM Şartı'na aykırıdır. Asıl amaç Venezuela'da demokrasi yaratmak değildir. ABD birçok otoriter rejimle işbirliği yapmış, onlara destek vermiştir. ABD bir imparatorluk devletidir ve orta çağ kanunlarıyla yönetmeye çalışmaktadır. Amaç, Venezuela'nın doğal kaynaklarını ve nadir elementlerini ele geçirmektir.
İnsana derler ki, iyi, sen diktatörü deviriyorsun, peki neden Venezuela'yı ve petrol şirketlerini ABD yönetmeli?! Bu yaşananlar kötü bir eğilimdir. Dünyanın her yerinde uluslararası hukuk işlemelidir. Ancak ne yazık ki, şimdi uluslararası hukuk değil, uluslararası güç işliyor. Rusya önce Kırım'ı, şimdi ise Ukrayna'nın yüzde 20'sini işgal etti. ABD de şimdi Venezuela'yı işgal ediyor. Kendini demokrat adlandıranlar var ki, yine söylüyorum, onlar ABD'nin her adımına kılıf uydurabilirler. Azerbaycan'da da böylesi kişiler var. ABD'nin eylemleri uluslararası hukuka aykırıdır ve takdir edilemez”.
Azad Vatan Partisi Genel Başkanı Akif Nağı: “ABD, kendi kıtasında duruma tam kontrol sağlama çizgisini benimsemiştir. Venezuela, Küba gibi ülkeler daha önce SSCB'nin etkisi altında olmuş ve ABD için tehdit oluşturmuştur. Daha sonra Rusya da aynı çizgiyi sürdürmüştür. Ancak Rusya ile ilişkisi olan ülkeler kötü şöhretli, halkı müflis durumda yaşamıştır. Çok sayıda servete sahip olmasına rağmen, Venezuela halkı yoksul yaşamıştır. Bu da Rusya ile ilişkilidir. Çünkü Rusya kiminle ilişki kurduysa, onu sömürmüştür.
Amerika kıtasındaki ülkelerin kendi aralarındaki ilişkileri kendilerinin kurması gerektiğine inanıyorum. Trump'ın bu adımının dünyada devam eden süreçlere belirli olumlu bir etki göstereceğini düşünüyorum. Öncelikle Maduro bir diktatördü ve ülkesinin durumunu kötü bir hale getirmişti. Özgürlük yoktu, normal seçimler yapılmıyor, halk yoksul bir durumda yaşıyordu. Tüm bunları göz önünde bulundurarak gitmeliydi. Sadece iç süreçlerle gitseydi, daha iyi olurdu.
ABD'nin bu tür müdahalesi başka bir düşünceyi de ortaya çıkarıyor ki, o, bir ülkenin diktatörünü deviriyor, ancak kendisi dünya diktatörlüğü hevesindedir. “İstediğim ülkeye müdahale edebilirim” mesajı vererek dünyayı diktatörlüğü altında tutmak istiyor. Bu da iyi bir izlenim yaratmıyor.
Her halükarda şöyle bir ilke vardır ki, araç amaca beraat kazandırır. Amaç, ülkelerde demokratik yapılar tesis edilmesidir. Ama bunu hangi araçlarla? Bu araçlar uygun değildir. Hedef ne kadar temiz olursa olsun, amaç ne kadar doğru olursa olsun, bunun için araçlar da doğru ve objektif olmalıdır. Bu açıdan araçlar kabul edilemez.
ABD Azerbaycan'ın müttefikidir. Olayların yaşandığı bir dönemde ABD'den çok önemli bir heyet Bakü'de görüşmeler yapıyordu, Sayın Cumhurbaşkanı da bu heyeti kabul etti. Azerbaycan–ABD ilişkileriyle ilgili ilginç mesajlar verildi”.
Milli Cephe Partisi Genel Başkanı, Milli Meclis Milletvekili Razi Nurullayev: “ABD'nin Venezuela topraklarında askeri operasyon yaparak ülke başkanı Nicolas Maduro'yu tutuklaması, uluslararası hukukun temel mantığıyla çelişmektedir. Burada asıl risk, hukuki mekanizmaların bir kenara bırakılması ve siyasi amaçların güç yoluyla çözülmesidir.
Bu yaklaşım dünyaya tehlikeli bir mesaj veriyor: kurallar herkes için aynı değil ve güç hukuku aşabilir. Bu tür emsaller uluslararası ilişkilerde güveni zayıflatır, istikrarsızlığı artırır ve benzer adımların başka bölgelerde de tekrarlanmasına zemin hazırlar.
Ülkemiz de dahil olmak üzere diğer devletler için bu olay açık bir derstir: egemenlik sadece beyanatlarla değil, iç istikrar, ölçülü diplomasi ve dengeli siyasetle korunur. Küresel düzen güç kullanımı üzerine kurulursa, bu, hiç kimse için güvenli bir gelecek vaat etmez”.
Adalet Partisi Genel Başkanı Müteallim Rehimli: “ABD'nin Venezuela'ya karşı son askeri operasyonları uluslararası hukukun ilkelerine aykırıdır. Bir devlet güçlüyse, bu ona diğerini işgal etme hakkı vermez. Venezuela Devlet Başkanı Maduro ülkesinde otoriter bir rejim kurmuştu. Ülke halkı ekonomik ve sosyal sorunlar içinde boğuluyordu. Petrolle zengin ülkenin vatandaşları açlık ve sefalet içinde yaşıyor, ülke uyuşturucu ticaret merkezine dönüşmüştü. Bütün bunlar Maduro'nun devlet başkanı olarak görevini yerine getiremediğini gösterir. O, muhtemelen Venezuela tarihinde utanç verici bir başkan olarak kalacaktır.
Ancak onun görevden uzaklaştırılması için prosedürler mevcuttur ve bunlar uluslararası hukukta belirlenmiştir. Bunları uygulamak ABD'nin yetkilerine ait değildir. ABD fiilen keyfi davranarak başka bir ülkenin başkanını ele geçirmiştir.
Birleşik Devletler'in bu eylemi uluslararası ilişkilerde çok kötü bir emsal teşkil etmektedir. Şöyle ki, bundan sonra güçlü bir ülke kendinden zayıf olana saldırarak onu işgal etmek, başkanını rehin almak için Venezuela'daki olaya atıfta bulunacaktır. Bu nedenle artık devletler kendilerini savunmak için uluslararası hukuka değil, askeri güce başvurmak zorunda kalacaklardır”.
Ak Parti Genel Başkanı Tural Abbaslı: “Bu mesele birçok açıdan analiz edilmelidir. Tabii ki, başka bir ülkenin başkanını ve eşini gece kaçırmak, aşağılayıcı bir şekilde eli kolu bağlı fotoğraflarını yaymak, onu New York sokaklarında sergilemek vahşettir ve hiçbir hukuka, insan haklarına uygun olmayan eylemlerdir. Evet, ben Maduro'nun melek olduğunu, halkın onu sevdiğini ve demokratik yolla seçildiğini söylemiyorum. Ama her demokratik yolla seçilmeyen lideri ABD böyle tutuklayacaksa, o zaman uluslararası hukuku boş verelim, ABD kimin nasıl yaşamasına dikte etsin.
Bu uluslararası hukuka aykırı bir adımdır. BM, bu tür durumlar olduğunda yaptırımlar uygulanması, genel normlar kabul edilmesi için kurulmuştu. Yoksa Trump gelip “o hayduttur, bu narkobaronudur” diyecekse, BM'nin ne önemi kalacak? Yarın Trump dese ki, Azerbaycan'dan hoşlanmıyorum, o zaman ne yapacağız?
Bu meseleye yaklaşımım negatiftir. Maduro da düşünmelidir ki, hangi yanlış adımları yüzünden halk onun arkasında durmadı. İktidarlar da halkla aralarında uçurum yaratmamalıdır”.