İran'da ekonomik zorluklar, işsizlik, enflasyon, sosyal adaletsizlik ve siyasi temsilcilikle ilgili hoşnutsuzluklarla bağlantılı protestolar 10 günden fazla bir süredir devam ediyor. Polis tarafından protestoculara karşı sert müdahale gösteriliyor. Hatta polisin açtığı ateş sonucunda hayatını kaybedenler de bulunmaktadır.
Böyle bir durumda, hiç şüphesiz ki, ülkeyi terk etmeye, daha güvenli yerlere yönelenlerin sayısı artıyor.
İranlıların nereye göç ettikleri, hangi ülkelere sığındıkları merak uyandırıyor.
Günaz.TV'nin kurucusu ve yöneticisi Ahmed Obalı Modern.az'a yaptığı açıklamada, İran'dan kaçanların %90'ından fazlasının Türkiye'ye gittiğini belirtti:
“Önceleri Türkiye'ye gidenler BM'ye başvuruyorlardı. Şimdi ise Türkiye'de polisə başvuruyorlar. Ama önceleri İran'dan kaçanlar ABD, Kanada, Büyük Britanya gibi ülkelere gitmişlerdi. Göç dalgasının ne kadar olduğunu şu anda ancak Türkiye polisi söyleyebilir. Sadece şimdi bir rakam söyleyemiyoruz, ama şimdiki durumda İran'dan kaçanlar elbette mevcuttur ve onlar esasen Türkiye'ye gidiyorlar.”

A. Obalı, bu yaşanan olaylar temelinde Güney Azerbaycan'dan gidenlerin de olduğunu kaydetti:
"Bu, şüphesizdir, çünkü toplumun %35'i Azerbaycanlıdır. Doğal olarak, ülkeden gidenler de olacaktır. Şimdi daha çok Tahran'da bulunan Güney Azerbaycanlılardan Türkiye'ye geçenler olabilir."
Güney Azerbaycan Milli Özgürlük Cephesi (CAMAC) Yönetim Kurulu üyesi Sadık İsabeli ise, İran'da çeşitli görevlerde çalışanların ülkeyi terk ettiğini vurguladı:
“Bu konuyla ilgili resmi istatistik ve açıklama neredeyse yok. İran adı verilen ülkeden yetkili kişilerin kaçması ve bazı ülkelere gitmesiyle ilgili gazeteciler, o cümleden Büyük Britanya'da parlamenterler bilgi vermişlerdir.
Fransa'da gazeteci Emmanuel Rezevi adlı kişi röportajında, İran adı verilen ülkenin yetkili kişilerden en az 20 ailenin Fransa'da yaşamak için vize başvurusu yaptığını belirtmiştir. Mesud Pezeşkian'ın ve parlamento başkanı Galibaf'ın da adları geçmiştir. Doğrudur, rejim bunu yalanlamaktadır.
Diğer yandan, İran'ın askeri ve güvenlik organlarında çalışan, ekonomik alanlarda faaliyet gösteren imkanlı kişilerin Büyük Britanya'nın güvenlik organlarına da başvurdukları belirtilmektedir. Onlar birçok gizli bilgi vaat ederek, bunun karşılığında İngiltere'de vatandaşlık almak istemişlerdir.
Diğer taraftan, Çin'de de bir dizi bu gibi meseleler var ki, SEPAH ile ilgili olan kişiler ambargonun aşılması için rejim tarafından görevlendirilmiş, sahte şirketler kurarak malların satılması ve paraların alınmasıyla meşgul olmuşlardır. Onlar da neredeyse ülkeden kaçmışlardır. Özellikle, petrol sahasında olan kişilere paraların ülkeye geri döndürülmesi emanet edilmiştir. Verilen bilgiye göre, son 3 hafta içinde 15 milyar dolar geri döndürülmemiştir.
Çin'in verdiği paralar Dubai'ye gönderiliyor, burada değiştiriliyor, ya mal alınıyor ya da para şeklinde ülkeye geri dönmeliydi. Ancak paraların hepsi zimmete geçirilmiştir. Burada birkaç ülkenin adı geçmektedir. Esasen Avrupa ve ABD gibi uzak ülkeler gündemdedir. Gündemde olan ülkelere Rusya, Türkiye ve Çin de dahildir.”
S. İsabeli, kaçan kişilerin toplumsal, siyasi ve sosyal statüsünün ana rol oynadığını söylemiştir:
“Örneğin, güvenlik organlarında çalışanlar daha çok Avrupa'ya yöneliyorlar. Bazıları hatta İsrail ile bağlantı kurmaya çalışıyor, bilgi aktarmak şartıyla oradan sığınacak almaya teşebbüs ediyorlar.
Ekonomik alanda çalışanlar ise daha çok Çin'e yöneliyorlar. Orada kendilerine mevki edinmeye çalışıyorlar. Dini liderliğe ve onun çevresine yakın olanlar, örneğin SEPAH-Pasdaran'da yüksek görevde bulunanlar Rusya'ya yöneliyorlar. Onların Rusya ile İran arasındaki ilişkiler hakkında bildiklerini Rusya bile Avrupa'ya veya başka ülkelere aktarılmasına izin vermez. Böyle bir durum olursa, Rusya güvenlik organları onları saf dışı bırakır. Ülkeyi terk etme süreci geri dönülmez bir şekilde başlamıştır ve bu süreç devam edecektir. Güvenlik organlarında, parlamentoda ve yürütme yapılarında çalışan, Avrupa'nın güvenlik organlarıyla işbirliği yapıp bilgi aktaran kişiler çalıştıkları ülkelere yöneleceklerdir.
Belirttiğim gibi, İngiltere ile çalışanlar Rusya'ya, İsrail ile çalışanlar ise Çin'e gitmez. Ama İran adlı ülkede yetkili kişilerin kaçmak istemesi çok ciddi bir faktördür. Rejim bunu ne kadar yalanlasa da, belirli bir doğruluk payı kendini koruyor. Birçok durumda ülkeden para ve altın kaçırıldığını da görüyoruz.”