25 Aralık 2024 tarihinde Hazar seması bir başka faciaya tanıklık etti. Azerbaycan Hava Yolları'na (AZAL) ait, 4K-AZ65 kuyruk numaralı Embraer E190AR tipi yolcu uçağı, Bakü'den Grozni'ye doğru J2-8243 sefer sayılı tarifeli uçuşu gerçekleştirirken Aktau şehri yakınlarında kaza yaptı.
Faciaya başlangıç noktası Çeçenistan seması oldu. Grozni havaalanına iniş yapmaya hazırlanan uçak, beklenmedik bir şekilde GPS sinyallerinin kesilmesi ve dış müdahale ile karşılaştı. Pilotların kahramanlığı sayesinde ağır hasar almış hava aracı, yönünü Hazar Denizi üzerinden Kazakistan'a çevirebilse de son varış noktasına ulaşamadı. Uçak, Aktau Uluslararası Havaalanı'ndan sadece 3 kilometre uzaklıkta yere çakıldı. Bu dehşetli kaza sonucunda, her iki pilot — tecrübeli kaptan İgor Kşnyakin ve ikinci pilot Aleksandr Kalyaninov da dahil olmak üzere 38 kişi hayatını kaybetti.
Rusya tarafı, olayın ilk günlerinden itibaren sorumluluktan kaçınmak için birkaç farklı ve birbiriyle çelişen versiyon öne sürdü: resmi Moskova'nın ilk tepkisi, kazanın motora kuş girmesi sonucu meydana geldiğini iddia etmek oldu. Ancak uçağın gövdesindeki çok sayıda mermi ve şarapnel izi bu iddiayı reddetti. Birkaç ay sonra, gerçekler gizlenemeyince, Başkan Vladimir Putin uçağın Rusya Hava Savunma Sistemi tarafından "hasar gördüğünü" itiraf etti. Ancak o, bunu Ukrayna dronlarına karşı yürütülen operasyon sırasında meydana gelmiş bir "talihsiz olay" olarak sunmaya çalıştı. İddia edildi ki, Rus hava savunma sistemleri (özellikle "Pantsir-S") güya Ukrayna İHA'larını izlerken füzeler yolcu uçağının yakınında patladı. Şu anda Rusya Soruşturma Komitesi, olayı "ihmalkar yönetim" veya "teknik koordinasyonsuzluk" olarak nitelendirerek, suçtan sorumlu askerleri sorumluluk dışında tutmaya çalışıyor.
Azerbaycan Hava Yolları'na (AZAL) ait yolcu uçağının vurulmasıyla sonuçlanan bu olay, sadece teknik bir hata değil, aynı zamanda Rus askeri komutanlığının profesyonellik dışı tutumunun ve insan hayatına karşı kayıtsızlığının bariz bir örneğidir. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, Kremlin'in sergilediği tutum - suçluların gizlenmesi ve soruşturmanın fiilen durdurulması - Bakü'nün sabrını taşırmaktadır.
Son bilgilere göre, Rusya Soruşturma Komitesi, tümgeneral Aleksandr Tolopilo hakkındaki soruşturmayı durdurdu. 11. Hava Savunma Ordusu komutan yardımcısı olan bu kişi, yolcu uçağını hedef seçme emrini veren doğrudan sorumludur. İlginçtir ki, Rusya tarafı bunu "iyileştirme danışmanlığı" ile örtbas ederek, Tolopilo'nun hiçbir ceza almayacağını ima ediyor.
Burada Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin'in rolü özellikle belirtilmelidir. Bastrıkin'in faaliyetleri son yıllarda hukuki profesyonellikten ziyade, aşırı milliyetçi ve siyasi siparişli yaklaşımlarıyla öne çıkmaktadır. Soruşturmanın şeffaf yürütülmemesi ve gerçeklerin gizlenmesi, Bastrıkin liderliğindeki kurumun profesyonellik dışı tutumunun ve Azerbaycan vatandaşlarının hayatına karşı ayrımcılık ruhunun bir göstergesidir. Rusya içinde ceza davasının kapatılması uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmemekte, aksine suçu himaye etmek anlamına gelmektedir.
Rusya tarafı olayı "iç mesele" olarak örtbas etmek istese de, Kazakistan Ulaştırma Bakanlığı'nın oluşturduğu uluslararası komisyonun (Brezilya ve Azerbaycan uzmanlarının katılımıyla) ön sonuçları her şeyi kanıtladı. Uçağın "kara kutu" kayıtları ve gövde analizi gösterdi ki: uçak Grozni şehri üzerindeyken iki kez dış patlama dalgasına maruz kalmış, hidrolik sistemler art arda devre dışı kalmış ki bu da sadece füze şarapnellerinin etkisiyle mümkündür ve kalıntılar arasında uçağın yapısına ait olmayan yabancı metal parçacıkları (füze şarapnelleri) tespit edilmiştir.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ekim 2025'te İlham Aliyev ile görüşmesinde uçağın Rusya Hava Savunma Sistemi tarafından "hasar gördüğünü" itiraf etmesi, aslında suçun resmi itirafıydı. Ancak bu itirafın hukuki zeminde devamının gelmemesi Azerbaycan'ı daha keskin adımlar atmaya sevk ediyor. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov'un belirttiği gibi, soruşturmanın durdurulmasıyla ilgili resmi mektubun alınması Bakü için beklenmedik bir adım olmuş ve bu mektuba gerekli şekilde cevap verilmiştir. Sürecin yapay olarak uzatılması Azerbaycan için bir sonraki aşamanın — Uluslararası Mahkeme'ye başvurunun başlangıcı olabilir.
Burada önemli bir paraleli hatırlamak gerekir. 2001 yılında Karadeniz üzerinde Rusya'nın "Sibir" havayolu şirketine ait "Tu-154" uçağı, Ukrayna askerleri tarafından tatbikat sırasında yanlışlıkla vurulduğunda, resmi Moskova dünyayı ayağa kaldırmış, olayı "uluslararası terörizmden daha ağır bir suç" olarak adlandırmıştı. O zaman Rusya hem tazminat hem de tüm suçluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyordu.
Bugün ise roller değişti. Aynı olay Rusya tarafından işlendiğinde, onlar bunu "iş hatası" olarak nitelendiriyor ve generallerini ödüllendiriyorlar. Bu, klasik ikili standartlar politikasıdır. Rusya anlamalıdır ki, uluslararası hukuk devletlerin büyüklüğüne göre değil, adalet ilkelerine göre işlemelidir.
Savaş koşullarında veya gerginlik dönemlerinde hava savunma sistemlerinin yolcu uçaklarını yanlışlıkla hedef alması tarihte ilk olay değildir. Ancak bu olayların her birinde devletler, ne kadar zor olsa da, sonunda sorumluluğu üstlenmiş, resmi özür dilemiş ve milyonlarca dolar tazminat ödemişlerdir. Rusya ise sadece suçlu generali cezalandırmamakla kalmıyor, hatta olayı "hafızalardan silmeye" çalışıyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmalarında defalarca vurgulamıştır ki, Rusya suçunu itiraf etmeli, suçluları cezalandırmalı ve tazminat ödemelidir. Bakü için bu mesele sadece bir uçak kazası değil, devlet onuru ve vatandaşın korunması meselesidir. Rusya tarafı tazminat vaatlerini hızlandırmalı, en önemlisi ise suçlu askerlerin hukuki cezasını sağlamalıdır.
Aksi takdirde, Azerbaycan'ın uluslararası tahkimlere başvurması, Rusya'nın zaten zedelenmiş uluslararası imajına bir darbe daha vuracaktır. Adalet gecikebilir, ama mutlaka tecelli edecektir.