Son günlerde İran'da yaşanan olaylar, sosyal medyaya, kelimenin tam anlamıyla, Rusya-Ukrayna askeri çatışmasını unutturmuştur. Şimdi dünya kamuoyu ciddi bir şekilde İran'da anbean şiddetlenen uzlaşmaz iktidar-muhalefet çatışmasını izliyor. Mecazi anlamda şöyle demek mümkündür ki, Şimdi İran'da iktidara karşı keskin itiraz edenler, atalarının 47 yıl önce, 16 Ocak 1979'da ülkeden gitmeye mecbur ettikleri Muhammed Rıza Şah'ın sürgün hayatı yaşayan oğlunu şah yapmak istiyor, sokaklarda ve meydanlarda yorulmak bilmeden “ این آخرین نبرده، پهلوی بر می گرده - Bu son savaş, Pehlevi geri dönüyor” - diye haykırıyorlar.
Geçen yılın aralık ayının sonlarından itibaren Tahran'da başlayan protestolar hızla ülke geneline yayılarak ekonomik taleplerden siyasi taleplere dönüşmüştür. Ülkeyi saran enflasyon, pahalılık, işsizlik halkın keskin protestolarına ivme kazandırmıştır. Son beş yılda İran'da protestolar olağan hale gelmiştir. Örneğin, 2017 Aralık, 2019 Kasım, 2022 Eylül protestoları buna örnektir. Ancak, şimdi giderek genişleyen protestolar, kapsamı ve dile getirilen sloganlar açısından önceki protestolardan ciddi şekilde farklılık göstermektedir. Her yerde yaklaşık olarak aynı çağrılar yapılmaktadır. Hem de bu çağrılar, 31 Ekim 1980'de Kahire'de kendini şah ilan etmiş Rıza Pehlevi lehine dile getirilmektedir. Protestocular ısrarlı bir şekilde “Yaşasın şah- جاوید شاه“, “Ey İran şahı, İran'a geri dön - ای شاه ایران، برگرد به ایران“, “İran'ın şahı yok, hesabı kitabı yok- ایران كه شاه نداره حساب كتان نداره”, “Veliaht neredesin, gelip imdadımıza yetişesin - ولیعهد كجایی، به داد ما بیایی“, “Sloganımızdır milli- Rıza, Rıza Pehlevi- این است شعار ملی، رضا رضا پهلوی”, “Rıza Şah, ruhun şad olsun – رضا شاه روحت شاد” içerikli sloganlar atarak mevcut rejimin varlığını ciddi şekilde tehdit altına almaktadırlar. ABD ve İsrail liderlerinin protestocuları desteklemesi, protesto dalgasının daha da artmasına neden olmuştur.
Protesto gösterilerinde protestocular tarafından adı yüksek sesle dile getirilen Rıza Pehlevi, 31 Ekim 1960'ta Tahran'da doğmuştur. 1941–1979 yılları arasında iktidarda olmuş Muhammed Rıza Şah Pehlevi'nin veliahtı olarak çocukluğundan itibaren ayrıcalıklı bir ortamda büyümüştür. Rıza Pehlevi özel öğretmenlerden eğitim almış ve tahtın bir sonraki sahibi olarak hazırlanmıştır. Babası gibi o da askeri havacılık okulunda okumuştur. 16 yaşındayken F-4 jet uçağı ile bağımsız bir deneme uçuşu gerçekleştirmiştir. 17 yaşında profesyonel bir askeri pilot olarak yetişmek üzere ABD'ye gönderilmişti, ancak 16 Ocak 1979'da babası devrildiği için Rıza Pehlevi İran'a dönmemiş ve o zamandan beri ABD'de yaşamaktadır. Rıza Pehlevi, Hava Kuvvetleri Okulu ve Güney Kaliforniya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. 1980 - 1988 yılları arasında İran-Irak Savaşı sırasında, gönüllü olarak İran'ın askeri pilotu olarak savaşmaya hazır olduğunu bildirse de teklifi kabul edilmemiştir. Ana dilinden başka, İngilizce ve Fransızca dillerini de mükemmel bilmektedir. Etnik mensubiyetine göre yarı Türk, yarı Fars olan (anne tarafından dedesi Sührab Diba (1900 - 1948), baba tarafından ninesi Tacxanım Ayrımlı (1896 – 1982) ve annesi Şahbanu Farah Diba Pehlevi (1938 ) milli menşece Türk'tür) prens Rıza Pehlevi, İran'da yaşayan tüm etnik grupların aynı bayrak altında ve tek bir ülkede yaşamasının temel şart olduğu görüşündedir. Rıza Pehlevi'nin düşüncesine göre, İran liberal, demokratik ve seküler bir devlet olmalı, din devletten ayrılmalıdır. Rıza Pehlevi, monarşiyi restore etmek yerine demokratik geçiş çağrısı yapmaktadır. On yıllardır sürgünde yaşamasına rağmen, İran diasporu ve muhacir muhalefet tarafından desteklenmektedir. Şiddeti reddeder, silahlı gruplardan uzak durur ve barış yoluyla ulusal referandumlar düzenlemeye çağırır. 1980 yılında Kahire'de sembolik bir taç giyme töreni düzenleyerek kendini şah ilan etse de, bu, onun sonraki demokratik mesajına bir darbe olarak değerlendirilmektedir. Rıza Pehlevi'nin on yıllardır İran içinde popülaritesi değişken olmuştur; bazı insanlar onun dönemini modernleşme ve Batı'ya yakınlaşma dönemi olarak hatırlarken, diğerleri ise SAVAK'ın faaliyetlerini anımsatmaktadır. Rıza Pehlevi son zamanlarda uluslararası sahnelerde aktifleşmiştir. 2023 yılının ilkbaharında İsrail'de Başbakan Benjamin Netanyahu ile görüşmüş ve Holokost anma törenine katılmıştır. Onun bu hareketi İran içinde şah yanlıları için sorun yaratmıştır. Röportajlarında Rıza Pehlevi, kendini ulusal uzlaşma sembolü olarak tanıtmakta ve İran'ı özgür seçimlere, hukukun üstünlüğüne ve kadınların eşit haklara sahip olmasına çalıştığını iddia etmektedir, ülkenin siyasi rejiminin monarşinin restorasyonu veya cumhuriyet yapılı olmasının ise referandum yoluyla belirlenmesinin taraftarı olduğunu söylemektedir. 2023 yılında basına verdiği röportajda Rıza Pehlevi, siyasi misyonunun İran halkının geleceğinin özgür ve adil seçimlerle belirlenmesini sağlamak olduğunu belirtmiştir. O, ayrıca, referanduma destek verirken kritik geçiş döneminde potansiyel siyasi liderlik rolünü de üstlenmeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Prens, Paris'teki basın toplantısında siyasi iktidar aramadığını, sadece halkı demokratik geçiş yoluna yönlendirmek istediğini söylemiştir. Bu süreçte istikrar, özgürlük ve adaletin sağlanmasının önemini vurgulamıştır. O, aynı zamanda, İran için demokratik geçiş planlarını, ayrıca toprak bütünlüğü, bireysel özgürlükler ve din-devlet ayrılığı ilkelerine dayanan stratejilerini açıklamıştır. Rıza Pehlevi, İran'ın anayasal monarşi yapısı hakkında da görüş bildirmiştir.
Geçen yılın son günlerinden itibaren Rıza Pehlevi'nin siyasi rotası keskin bir şekilde değişmiştir. O, protestoculara sokaklara çıkma çağrısı yapmakta ve kendini fiili lider olarak göstermeye çalışmaktadır. Siyasi uzmanlar, onun yurt dışındaki popülaritesinin ve kökeninin İran için geçiş sürecinde belirli bir rol oynayabilecek bir imkan olduğunu düşünseler de çoğu şüpheci, Pehlevi'nin halk kitlelerini kendine inandırabilmesinin zorluğunu vurgulamaktadırlar. İran'daki protestolar devam ettikçe rejim karşıtı sloganlar da keskinleşmiş ve Rıza Pehlevi'nin adı sokaklarda daha çok dile getirilmektedir.
Rıza Pehlevi son günlerde daha iddialı bir tarzda konuşmakta, geçici yönetim için 100 günlük planını açıklamaktadır. O, ısrarlı bir şekilde İranlıları şehir merkezlerindeki sokak ve meydanları ele geçirmeye çağırıyor ve yakın zamanda ülkeye döneceğini belirtiyor. Analistler ise, İran'da demokratik sistemin birdenbire oluşmasının zor olduğunu, çünkü rejimin güçlü bir kurumsal ve güvenlik tabanının bulunduğunu belirtmektedirler.
Sürgün hayatı yaşayan Rıza Pehlevi ve ailesi, İran diasporu topluluklarından güçlü destek almaktadır. Onu açıkça destekleyen grupların çoğu sosyal medyada güçlü etkilere sahiptir. İran içinde sosyal medya ciddi kısıtlamalarla karşılaştığı için, İran'da yaşayanların Rıza Pehlevi hakkında ne düşündüğünü değerlendirmek zordur. Üstelik, yeni nesil monarşiyi tanımadığı için düşündürücü bir soru ortaya çıkmaktadır: halk Rıza Pehlevi'nin geri dönmesini gerçekten de destekliyor mu?
Muhacir Rıza Pehlevi, kendini fiili lider olarak göstermeye çalışmaktadır. İran'da devrilmiş monarşiyi desteklemek yasaktır, suç sayılır ve şahlık rejiminin restorasyonu için isyana çağırmak kabul edilmeyen bir anlayıştır. Analistlere göre, 65 yaşındaki Rıza Pehlevi'nin iktidara heveslenmesinin sebebi açık değildir. Onlar, İranlıların gerçekten monarşinin restorasyonunu mu desteklediklerini, yoksa sadece teokrasiden mi yorulduklarını düşünmektedirler? Bu da bir gerçektir ki, Rıza Pehlevi son dönemlerde siyasi nüfuzunu artırmış ve kendini siyasi muhalefet kampında önde gelen bir şahsiyet olarak gösterebilmiştir. İran'ı kronik bir hastalık gibi kendi kıskacında sıkan ekonomik krizler vatandaşların sabrını tüketmiş, muhalefeti güçlendirmiş, Rıza Pehlevi gibi siyasi bir figürün öne çıkmasına zemin hazırlamıştır. O, 2020 yılında İran'da Tahran'dan Ukrayna'ya uçan yolcu uçağının düşürülmesinden sonra uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeyi başarmıştır. İnkar edilemez bir gerçektir ki, İsrail'in Başbakanı Benjamin Netanyahu onun en güçlü destekçisidir. Rıza Pehlevi, geçen yılın haziran ayında İsrail ve İran arasında yaşanan 12 günlük savaştan sonra İsrail'e verdiği destek nedeniyle ciddi şekilde eleştirilmiştir. O, birçok İran muhalif figürü, özellikle de İran'ın üst düzey siyasi mahkumları tarafından “hain” olarak adlandırılmıştır. Geçen haftanın cuma günü Rıza Pehlevi'nin “vatanıma dönmeye hazırlanıyorum ki, milli devrimimizin zafer anında büyük İran halkının yanında olabileyim” sözleri, iktidar çevrelerinin öfkesine neden olmuştur. Siyasi kulislerde Rıza Pehlevi'nin ABD Başkanı ile görüşeceği ihtimalinden bahsedilse de, ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendini “taht varisi” ilan eden prens Rıza Pehlevi ile görüşme ihtimalini dışlamış ve Washington'ın İran hükümeti çökeceği takdirde, ona varis olacak bir figürü desteklemeye henüz hazır olmadığını belirtmiştir. D. Trump, The Hugh Hewitt Show podcast'inde 1979 İslam devrimi sonucunda devrilmiş şahın oğlu Pehlevi'yi “iyi adam” olarak adlandırsa da başkan olarak onunla görüşmenin uygun olmayacağını eklemiştir: “Düşünüyorum ki, herkese ortaya çıkma fırsatı vermeliyiz ve kimin öne çıkacağını görmeliyiz.” Hatırlatalım ki, Rıza Pehlevi, İran muhalefetinin monarşist kanadına liderlik etmektedir. Donald Trump'ın açıklamaları, ABD'nin, mevcut sistemin çökmesi halinde İran'da yönetimde “geçiş dönemine liderlik etmek” teklifinde Rıza Pehlevi'yi desteklemediğini göstermektedir. Rıza Pehlevi'nin protesto çağrılarının artmasından sonra İran yönetimi, protesto hareketini bastırmak amacıyla geçen haftanın perşembe gününden itibaren internet erişimini kesmiştir. ABD başkanı daha önce İran hükümetinin protestoculara karşı şiddet uygulaması halinde müdahale edeceği konusunda uyarıda bulunmuştur. Rıza Pehlevi bu uyarılar karşısında Donald Trump'a teşekkür etmiş ve “milyonlarca İranlının onu sevdiğini” belirtmiştir.
Son iki yıl içinde müttefikler ağının daralması, İran'ın dış politikasına ciddi darbeler vurmuştur. Şöyle ki, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Aralık 2024'te silahlı muhalif güçler tarafından devrilmiştir; Hizbullah, İsrail saldırıları sonucunda çökertilmiştir; Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ise ABD askerleri tarafından kendi ikametgahındaki yatak odasından eşiyle birlikte elleri-ayakları bağlı bir şekilde ABD'ye götürülmüştür. Buna rağmen, İran siyasi eliti ABD'nin tehditlerini reddetmeye devam etmektedir: “Biz düşmana boyun eğmeyeceğiz, onu diz çöktüreceğiz.” “Vatan-e Emruz” ( وطن امروز ) gazetesi, Rıza Pehlevi'nin muhalefete çağrısını polise ve Besic güçlerine karşı silahlı terör eylemi olarak değerlendirmiştir. Resmi çevreler, ABD ve İsrail'i Pehlevi'yi aktif hale getiren güç olarak görmektedirler.
Ekim 2025'te İsrail'de yayımlanan günlük “Haaretz” (הארץ -Vatan ) gazetesinin Toronto Üniversitesi Citizen Lab laboratuvarı ile birlikte yürüttüğü araştırma, İsrail ile bağlantılı dijital etki kampanyasının Farsça konuşan kitleler arasında Rıza Pehlevi'yi tanıttığını bildirdi. Araştırma, operasyon çerçevesinde monarşi yanlısı mesajların artırılması için sahte sosyal medya hesaplarından ve yapay zeka ile oluşturulmuş videolardan yararlanıldığını belirlemiştir. “Citizen Lab”ın analizi, kampanyanın faaliyetlerinin İsrail'in İran'daki askeri operasyonları ile senkronize edildiğini göstermiştir.
Araştırmacıların belirttiğine göre, Ekim 2025'te profesyonel halkla ilişkiler hizmeti ve otantik olmayan çevrimiçi hesapları birleştiren yüksek derecede organize bir medya ağı, sosyal medyada Rıza Pehlevi'yi hedefli bir şekilde öne çıkarmıştır. Bu sahtekarlık, onun popülaritesini uluslararası düzeyde artırsa da İran'da onun gerçek kitlesel destek seviyesinin belirlenmesini zorlaştırmış, yapay zeka ile oluşturulmuş popülarite imajı etrafında tartışmalara neden olmuştur. Böyle bir durumda, çeşitli mekanlarda protestocuların koro halinde dile getirdiği “İn aherin neberde, Pehlevi bermigerde- این آخرین نبرده، پهلوی بر می گرده -” sloganını duyduğunda insanda ister istemez şöyle bir soru oluşur: gerçekten mi “Pehlevi geri dönüyor?”

Prof. Ramazan SİRACOĞLU