Ermenistan'da yapılacak seçimler sadece iç siyasi bir olay değildir. Bu seçimler Güney Kafkasya'nın güvenlik mimarisine doğrudan etki edecek bir karardır. İşte bu yüzden Azerbaycan ve Türkiye, açık beyanatlardan kaçınarak aynı stratejik çizgiyi izlemektedir: Nikol Paşinyan'ın sessizce galip gelmesine zemin hazırlamak. Bu, bir sempati meselesi değildir. Bu, alternatiflerin daha tehlikeli olmasıyla ilgili bir hesaptır.
Paşinyan ne Azerbaycan yanlısıdır ne de Türkiye taraftarı. O, Ermenistan içinde savaşı kaybetmiş, ancak gerçekliği kabul etmiş bir liderdir. Onun temel farkı revanşistler gibi olmamasıdır: Paşinyan, yeni bir savaşın Ermenistan için intihar olduğunu bilmektedir.
Bakü ve Ankara için temel mesele Paşinyan'ın kim olduğu değil, onun alternatiflerinin ne teklif ettiğidir. Alternatifler ise açıktır: Karabağ klanı, Moskova yanlısı figürler, “kayıp topraklar” retoriği ve yeni gerilim.
Paşinyan'ı açıkça desteklemek, Ermenistan'da onu “Türk projesi” olarak sunar. Bu ise milliyetçi mobilizasyonu güçlendirir, Moskova'nın seçime müdahalesini kolaylaştırır ve Paşinyan'ı içeride zayıflatır. Bu nedenle Bakü ve Ankara konuşmuyor, davranıyor. Siyaset beyanatla değil, ortam yaratmakla yürütülür.
Sessiz destek birkaç yönde işlemektedir.
Birincisi, alternatifin tehlikeli gösterilmesidir. Bakü ve Ankara retoriği düşük tutarak Paşinyan'ın temel argümanını güçlendiriyor: “Ben olmazsam, savaş geri dönecek”. Revanşistler şov kahramanı değil, gerçek bir risk olarak görünmektedir.
İkincisi, normalleşme perspektifinin açık tutulmasıdır. Türkiye'nin Ermenistan ile normalleşme hattını tamamen kapatmaması, Azerbaycan'ın barış gündemini masada tutması Ermeni seçmenine dolaylı bir mesaj vermektedir: ablukadan çıkış ancak bu hat üzerinden mümkündür.
Üçüncüsü, ekonomik sinyallerin verilmesidir, ancak şartsız değil. Ne Ankara ne de Bakü “hediye” vermektedir. Sadece bölgesel projelere katılmanın ancak çatışmasız bir seyirle mümkün olduğu gösterilmektedir. Bu, Paşinyan'ı “sonuç üreten lider” olarak göstermektedir.
Rusya faktörü bu süreçte belirleyicidir. Eğer seçim Türkiye ve Azerbaycan ile Rusya arasında bir çatışma olarak sunulursa, Paşinyan kaybeder. Bu nedenle Bakü ve Ankara sessiz kalmakta, Paşinyan'ı savunan argümanların ise Ermenistan'ın kendi içinden çıkmasına zemin hazırlamaktadır.
Moskova'nın en çok korktuğu senaryo da işte budur: Ermenistan'ın içeriden karar vermesi. Paşinyan'ın galip gelmesi son değil, bir başlangıçtır. Eğer seçimden hemen sonra büyük bir barış şovu kurulursa, revanşistler “ihanet” anlatısını güçlendirir. Bu nedenle aşamalılık burada da temel şarttır. Sonuç olarak Bakü ve Ankara Paşinyan'ı onu sevdiği için desteklemiyor. Onu sessizce destekliyorlar çünkü alternatifleri daha tehlikelidir. Bu siyasetin kısa formülü şöyledir: Paşinyan'ı desteklemenin en doğru yolu onu açıkça desteklememektir. Güney Kafkasya'da bazen en etkili siyaset, sözsüz yürütülen siyasettir...
Elbeyi Hasanlı