Modern.az

Türkiye-ABD-Suriye üçgeninde PKK'nın kaderi

Türkiye-ABD-Suriye üçgeninde PKK'nın kaderi

Analitik

21 Ocak 2026, 11:25

Suriye savaşı artık çoktan iç bir vatandaş çatışması olmaktan çıktı. Bu savaş, bölgesel ve küresel güçlerin çıkarlarının kesiştiği, ittifakların geçici, düşmanlıkların ise değişken olduğu klasik bir jeopolitik laboratuvara dönüştü. Bu laboratuvarda en paradoksal pozisyonlardan birini ise PKK ve onun Suriye'deki türevleri tuttu.

Bir yandan ABD için PKK'nın Suriye'deki kolu olan Suriye Demokratik Güçleri (SDF) uzun yıllar IŞİD ile mücadelede “gerekli bir ortak” olarak sunuldu. Diğer yandan Türkiye bu yapıyı değişmez bir şekilde milli güvenliğine yönelik bir terör şebekesi olarak kabul etti. Üçüncü tarafta ise Suriye devleti duruyor: yıllar boyu zayıflamış, ancak şimdi yeniden egemenlik iddiasını restore etmeye çalışan Şam.

Bir zamanlar PKK'nın Suriye'deki kolu Batı medyasında “yerel müttefik”, “IŞİD'e karşı en güvenilir güç” olarak sunuluyordu. Bugün ise aynı basın “entegrasyon”, “geri çekilme”, “güvenlik riski” gibi ifadelerle aynı yapıyı fiilen bir sorun aktörü olarak tanımlıyor. Jeopolitikte bu tür bir dil değişikliği tesadüf değildir. Bu, himayenin sona erdiğini gösterir.

Bugün Suriye'de yaşananları bir cümleyle ifade etmek mümkündür: PKK galip gelmedi, sadece kaybetme aşaması uzadı.

Washington'ın soğuk gerçekliği: “gerekli” dönem bitti

ABD için PKK/YPG hiçbir zaman stratejik bir müttefik olmadı. O, yalnızca kullanılan bir araçtı. IŞİD ile mücadele biter bitmez aracın da değeri azaldı. Bu gerçek artık gizlenmiyor.

Reuters açıkça yazıyor ki, Kürt savaşçılar tek bir yapı olarak değil, bireysel olarak Suriye ordusuna entegre edilmelidir. Bu ise, Kürtler için Suriye içinde özerklik perspektifi olmadığı anlamına gelir. Devletçikten bahsetmeye ise hiç değmez. Özerklik, federalizm veya “Kuzey Suriye projesi” kavramları Washington'ın gündeminden fiilen çıkarıldı.

ABD için temel öncelik şimdi İran–İsrail çatışması, Kızıldeniz, Çin ile rekabet ve Ukrayna sonrası Avrupa güvenliğidir. Suriye ise giderek ikinci derecede bir tiyatro statüsüne iniyor.

Washington şimdi PKK'yı korumanın faydasını değil, riskini hesaplıyor. Bu riskin adı ise Türkiye'dir. NATO müttefiki ile açık bir çatışma uğruna artık hiç kimse Suriye'de “Kürt kartı” oynamak istemiyor.

Şam'ın mesajı: “Silah devletin dışında olmaz”

PKK için en kötü senaryo ABD'nin çekilmesi değildir. En kötü senaryo Şam'ın geri dönüşüdür. Çünkü Suriye devleti federalizme kapalıdır ve bu konuda taviz yoktur.

The Washington Post yazıyor ki, Suriye devleti için PKK/YPG meselesi hiçbir zaman “Kürt hakları” düzleminde olmadı. Bu, egemenlik meselesidir: “Syria’s government announced a ceasefire and ‘full integration’ agreement with the Kurdish-led SDF, potentially ending years of territorial fragmentation.”

(“Suriye hükümeti Kürtlerin liderliğindeki SDF ile ‘ateşkes ve tam entegrasyon’ anlaşması ilan etti. Bu, yıllarca süren bölgesel parçalanmaya potansiyel olarak son verebilir.”)

Bu cümlede anahtar kelime “full integration”dir. Bu, PKK'nın Suriye'de siyasi-askeri bir aktör olarak tarihi yenilgisidir. Çünkü entegrasyon-gereksiz olmak anlamına gelir.

Suriye hükümetinin mesajı basit ve serttir: Silahı ver, bayrağı indir, sisteme dahil ol.

Bu, PKK'nın yıllarca kurmaya çalıştığı “Kuzey Suriye projesinin” resmi definidir. Batı medyası bunu “uzlaşma” olarak adlandırıyor. Aslında ise bu, teslim olma formatıdır.

Ankara: sessiz, tutarlı, sonuç odaklı

Türkiye bu sürecin en sabırlı ve tutarlı aktörü oldu. Ankara ne Washington ile açık bir çatışmaya girdi, ne de Şam ile erken bir anlaşma yolunu seçti. Ne duygusal beyanatlarla vakit kaybetti, ne de “bir gecede bitiririz” retoriğiyle kendini yordu. Bunun yerine zamanla oynadı.

Yine Reuters yazıyor: “Turkey has hailed the recent integration agreement as a historic turning point for its counter-terrorism objectives.” (“Türkiye son entegrasyon anlaşmasını terörle mücadele hedefleri açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.”)

Türkiye bir şeyi kanıtladı: PKK ile mücadele sadece askeri değil, jeopolitik bir meseledir.

Bugün Batı medyasında PKK artık “özgürlük hareketi” olarak değil, “bölgesel istikrara risk” olarak tanımlanıyor. Bu, bir dönüm noktasıdır. Çünkü Batı'da terim değiştiğinde siyaset de değişir.

Bu “tarihi dönüş”ün mahiyeti açıktır: PKK'nın Suriye'de meşrulaşma ihtimali sıfıra iniyor. ABD Türkiye'nin güvenlik argümanlarını fiilen kabul ediyor. Suriye devleti PKK'yı resmi bir yapıya dönüştürmeden yutuyor. Türkiye için bu, askeri bir zaferden de değerli bir sonuçtur-PKK jeopolitik açıdan nötralize oluyor.

ABD'nin korkusu: IŞİD mahkumları

Washington'ın elinde kalan son argüman IŞİD hapishaneleridir. The Wall Street Journal yazıyor: “U.S. officials are concerned that escalating conflict could force Kurdish forces to abandon their posts guarding thousands of ISIS detainees.” (“ABD yetkilileri, çatışmanın tırmanmasının Kürt güçlerini binlerce IŞİD mahkumunu korudukları mevzileri terk etmeye zorlayabileceğinden endişe ediyor.”)

“Eğer PKK sıkıştırılırsa, IŞİD geri dönebilir” tezi artık sık sık dile getiriliyor. Bu argüman PKK'nın son faydalı olma kartıdır. Ama bu kart da eskidi. Çünkü Batı iyi biliyor ki, PKK'yı korumak IŞİD riskini azaltmıyor, sadece onu erteliyor.

Üçgenin kapandığı yer

“PKK mağlup olmadı” illüzyonuna dayanan bazı çevreler hala diyor ki, “PKK Suriye'de kalıyorsa, demek ki kaybetmedi.” Bu, yüzeysel bir yaklaşımdır. Jeopolitikte kalmakla kazanmak aynı şey değildir. Doğrudur, PKK tamamen saf dışı kalmadı, YPG de tamamen dağıtılmadı. Ama siyasi bir proje olarak bitti, bölgesel oyuncu statüsünü kaybetti. PKK Suriye'de kontrol edilebilir bir tehdit seviyesine indirildi.

Türkiye-ABD-Suriye üçgeninde PKK için manevra alanı kapanıyor. Washington geri çekiliyor, Şam entegre ediyor, Ankara ise baskıyı sürdürüyor. Bu, PKK için ani bir yok oluş değil, stratejik bir boğulmadır.

Batı medyasının diliyle söylersek, PKK artık “bölgesel çözüm” değil, bölgesel bir sorun olarak görülüyor. Tarih ise gösteriyor ki, jeopolitikte sorun olarak kabul edilen aktörlerin ömrü uzun olmaz.

Tarihte böyle bir kural vardır: Himayesi biten aktörün ideolojisi de tez zamanda eskir. PKK bu aşamaya ulaştı. Batı artık onu savunmuyor, sadece yönetiyor. Yönetilen aktör ise gelecek kurmaz, sadece zaman kazanır. Zaman ise bu oyunda PKK'nın değil, Türkiye'nin tarafındadır.

Elbeyi Hasanlı,
Zürih

P. S. Türkiye için PKK meselesi sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda ağır bir ekonomik yüktür. Çeşitli resmi ve akademik hesaplamalara göre, Ankara son on yıllar boyunca PKK ile mücadeleye yüz milyarlarca dolar kaynak harcadı. Buna rağmen, ciddi sarsıntılar geçirmiş PKK hala Türkiye'yi meşgul etmeye çalışıyor. Ancak tünelin sonunda ışık açıkça görünüyor...

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
ABŞ qırıcıları hərəkətə keçdi - İrana hücum başlayır