Modern.az

İran-Azerbaycan münaqişesi: “Səhər Azəri” ile açılan sabah

İran-Azerbaycan münaqişesi: “Səhər Azəri” ile açılan sabah

Analitik

22 Ocak 2026, 10:55

Azerbaycan 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti. İran ise bu bağımsızlığa tankla değil, ekranla cevap verdi - “Seher Azeri” bu cevabın ilk ideolojik cephesi oldu.

Azerbaycan 1991 yılının Ekim ayında bağımsızlığını ilan etti. Bu tarih bölge için sadece siyasi bir eylem değildi. Bu, ideolojik sınırların değişmesiydi. Ve İran bunu herkesten önce anladı. İşte bu yüzden Azerbaycan bağımsızlığını elde ettikten hemen sonra, 1992 yılında İran'dan Azeri Türkçesinde yayınlanan “Seher Azeri” kanalı faaliyete başladı. Bu zaman sıralaması tesadüf değildir. Bu, içgüdüsel bir devlet tepkisidir.

“Seher Azeri” İran İslam Cumhuriyeti Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu'na bağlı “Seher” uluslararası yayın ağının Azerbaycan dilindeki hizmetidir. Kanal 1992 yılından itibaren kesintisiz bir şekilde yayın yapıyor ve tüm bu yıllar boyunca çizgisi değişmedi. Değişen sadece retoriğin biçimidir. Öz ise sabit kaldı: bağımsız Azerbaycan fikrini zayıflatmak, onu egemen bir aktör olarak değil, yönetilen bir nesne olarak göstermek.

Burada temel soru ortaya çıkıyor: “Seher Azeri” İran'ın ilk yabancı dilli medya projesi midir? Hayır. İran bundan önce Arap dilinde radyo ve televizyon yayını yaptı. Ama fark buradadır. Arap dünyasına yönelik yayın mezhep üzerinden kuruldu. Şii ideolojisi ana silah oldu. Azerbaycan ile ilgili ise mezhep yeterli değildi. Burada milli kimlik, devletçilik, dil ve tarih bir araya geliyordu. İran ilk defa bu ölçekte milli kimlikle yüz yüze kalıyordu.

İşte bu yüzden “Seher Azeri” İran'ın enformasyon stratejisinde yeni bir aşamaydı. Bu, ilk defa Tahran'ın belirli bir halkı, belirli bir devleti ve belirli bir milli hafızayı televizyon düzeyinde hedef almasıydı. Dikkat çekici nokta şudur ki, o dönemde İran'ın ne Kürt dilinde, ne Türkmen dilinde, ne de diğer etnik dillerde bu seviyede uluslararası ideolojik televizyon yayını yoktu. Kürtler için radyo programları olmuştu, ancak televizyon seviyesinde sistemli, dışa dönük ideolojik platform ilk olarak Azeri Türkçesinde kuruldu.

Bu gerçek bir şeyi açıkça gösteriyor. İran için tehlike Türk dili değildir. İran için tehlike bağımsız Azerbaycan devletidir. Çünkü bu devlet, İran'da yaşayan milyonlarca Azeri için alternatif bir siyasi model demektir. Devlet olabilir, dil devlet dili olabilir, ordu olabilir, seküler sistem olabilir. Bu fikir Tahran'ın ideolojik temellerini sarsıyor.

“Seher Azeri”nin çizgisi de bunu kanıtlıyor. Kanal yıllardır aynı tezleri dolaşıma sokuyor. Azerbaycan güya egemen değil. Güya Batı'nın ve İsrail'in projesidir. Azerbaycan Türkiye'nin gölgesindedir. Karabağ zaferi ya küçümseniyor ya da bölgesel bir risk olarak sunuluyor. Seküler devlet modeli iman zayıflığı olarak gösteriliyor. İran modeli ise dolaylı yoldan “gerçek yol” olarak sunuluyor. Bu, klasik ideolojik aşındırma tekniğidir.

İran enformasyon savaşında dillere göre strateji kuruyor.

Azerilere milli kimlik üzerinden saldırıyor. Arap kitlesine ise mezhep üzerinden. Arap dilinde yayınlanan kanallarda Suudi Arabistan Batı'nın kuklası gibi sunuluyor, Sünni dünyası meşruiyetten düşürülüyor, İran kendini direniş ekseninin merkezi olarak gösteriyor. Yani Azerilere devletçiliği şüphe altına aldırıyor, Araplara ise dini liderlik iddiası satıyor.

Bu noktada ilginç bir asimetri ortaya çıkıyor. Suudi Arabistan Fars dilinde İran toplumuna yönelik ideolojik televizyon yayını yapıyor mu? Hayır. Devlet seviyesinde böyle bir strateji yok. Suudi Arabistan İran ile devletlerarası rekabet yürütüyor, ancak diller ve etnik kimlikler üzerinden parçalama siyaseti gütmüyor. Bu da gösteriyor ki, İran'ın yaklaşımı daha agresif, ama aynı zamanda daha korkutucudur.

“Seher Azeri”nin yöntemleri de tanıdıktır. Bu yöntemler vaktiyle “Sputnik Azerbaycan”ın, aynı zamanda bazı Batı propaganda platformlarının kullandığı usullerle örtüşüyor. Fark ideolojidedir, yöntem aynıdır. Egemenliği şüphe altına almak, milli kararları dış etki gibi göstermek, toplumda iç parçalanma yaratmak. Kanal nadir durumlarda somut isim zikreder. Bunun yerine “Bakü medyasında bazı çevreler”, “yurt dışında yaşayan Azeri yazarlar”, “pan-Türkist analistler” gibi kategoriler oluşturur. Bu, güvenlik okullarının klasik tekniğidir.

Tüm bu manzarada en acı nokta Azerbaycan'daki boşluktur. Azerbaycan'da bugün bütün Azerbaycan fikrini rasyonel, devletçilik çerçevesinde, uluslararası kitleye sistemli bir şekilde izah eden kurumsal bir medya merkezi yoktur. Bireysel sesler var, ama merkez yok. Oysa böyle bir merkezin kurulması İran'ı ideolojik açıdan çıkılmaz bir duruma sokabilirdi. Çünkü bütün Azerbaycan fikri separatizm değil, hafızadır. Sınır değil, tarih konuşuyor. Ve bu fikre Tahran cevap vermekte zorlanıyor.

Bütün Azerbaycan fikri İran için askeri bir tehlike değildir. O, ideolojik bir kabustur. Çünkü bu fikir mezhebi aşıyor, dili aşıyor, devletin monolitliğini sorgulatıyor. En tehlikelisi ise şudur ki, bu fikir duygusal bir slogan olarak değil, rasyonel bir siyasi konsept olarak sunulabilir.

İran'ın en zayıf ideolojik noktası da işte buradadır. Rejim milli kimlikle barışamıyor. Etnik çeşitliliği yalnızca tehlike olarak okuyor. Tek, çekici bir siyasi model sunamıyor. Son günlerde İran'da yaşanan dehşet verici olaylar bu basit gerçeği yeniden ortaya çıkardı. İşte Azeri kimliği bu zayıflığı en açık şekilde ifşa ediyor.

Azerbaycan enformasyon cephesinde üstünlük kazanmak istiyorsa, reaktif değil, proaktif olmalıdır. Batı düşünce mekanizması bunu çoktan kanıtladı. Kendi anlatısını kurmak, olguyu analizle birleştirmek, değer ve çıkarı aynı anda sunmak. Devletçilikten sapmadan milli fikri korumak. Medya sadece haber değil, anlamlar üretmelidir.

“Seher Azeri”nin 1992 yılından bugüne kadar faaliyette kalması bir gerçeği gösteriyor. İran için Azerbaycan sorunu bitmedi. Sadece biçimi değişti. Bugün sorun Azerbaycan'ın varlığı değil, onun ideolojik çekiciliğidir...

Elbeyi Hasanlı,
Zürih

Telegram
Hadisələri anında izləyin!
Keçid et
ABŞ qırıcıları hərəkətə keçdi - İrana hücum başlayır