Ermenistan bugün sadece ekonomik zorluklar değil, aynı zamanda devletçilik tarihinde belki de en ciddi "demografik iflas" dönemini yaşıyor. On yıllardır devam eden işgalci siyaset, komşu ülkelere karşı ileri sürülen asılsız toprak iddiaları ve bunun getirdiği bölgesel tecrit ülkeyi içeriden yiyen bir kansere dönüşmüştür. Bugün Ermenistan, resmi rakamların arkasında gizlenen, ancak gerçekte 2 milyon kişiyi zorlukla geçen bir "yaşlılar evi" manzarasını hatırlatmaktadır.
Ermenistan'dan kaçış artık bireysel vakalardan çıkarak milli felaket seviyesine yükselmiştir. Sınır hizmetlerinin ve uluslararası kurumların istatistikleri gösteriyor ki, ülke her yıl binlerce vatandaşını kalıcı olarak kaybediyor. Son 5 yılın negatif göç dengesi (gidenler ve gelenler arasındaki fark) manzaranın ne kadar vahim olduğunu kanıtlıyor:
2020 yılında ülkeyi 20.000 kişi, 2021 yılında 15.000 kişi, 2022 yılında 22.000 kişi, 2023 yılında 25.000 kişi, 2024 yılında 17.000 kişi ve 2025 yılında yaklaşık 9.000 kişi terk etmiştir. Bunun dışında, yüz binlerce Ermeni göçmen hala Rusya'da çalışmaktadır. Böylece, 5 yılda 100 bin insan ülkeyi kalıcı olarak terk etmiştir.
Gençlerin ülkeyi kitlesel şekilde terk etmesi (özellikle 20-40 yaş arası erkekler) Ermenistan'ı hızla yaşlandırmaktadır. Halihazırda ülkede ortalama yaş sınırı kritik seviyeye ulaşmıştır. 65 yaş üstü nüfusun yaklaşık %20'sini oluşturmakta ve bu rakam her yıl artmaktadır. Giderek emeklilerin sayısı çalışan nüfusun sayısını aşmaya başlamaktadır. Bu, devletin sosyal güvenlik sisteminin yakın gelecekte tamamen çökmesi demektir. Ermenistan fiilen geleceği olmayan, sadece geçmişiyle yaşayan bir "yaşlılar devleti"ne dönüşmektedir.
Diğer yandan, Ermenistan'da doğum oranları artık telafi edilemeyecek derecede düşmüştür. Gençlerin ülkede kalmaması, evlilik yaşının yükselmesi ve ailelerin geleceğe güvensizliği demografik artışı sıfırlamıştır. Uzmanların görüşüne göre, mevcut eğilim devam ederse, yakın on yıllarda Ermeni halkı bir etnos olarak kendini toparlayamayacaktır.
Ülkede kalan az sayıdaki gençler arasında ise sosyal dejenerasyon baş göstermektedir. İşsizlik ve geleceğe umutsuzluk gençleri eğitim ve bilimden uzaklaştırarak kriminal dünyaya itmektedir. Ermenistan'da "kriminal alt kültür" (vorovskoy mir) gençler arasında bir kahramanlık sembolüne dönüşmüştür. Narkotik kullanımı, yasa dışı silah ticareti ve ağır suçların sayısı son 3 yılda gençler arasında %30 artmıştır. Bu, toplumun manevi sütunlarının yıkıldığını göstermektedir.
Tüm bu felaketlerin temelinde Ermenistan'ın on yıllardır sürdürdüğü yanlış dış politika yatmaktadır. Azerbaycan topraklarının işgal altında tutulması Ermenistan'ı bölgenin tüm büyük ekonomik projelerinden tecrit etti. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Kars gibi dev projelerin dışında kalmak ekonomiyi boğdu, sınırlı bütçenin bilim ve eğitim yerine ordunun silahlandırılmasına harcanması halkı sefalete sürükledi ve nihayet, mağlubiyet ve "miatsum" hayalinin iflası gençlerde vatana bağlılık hissini yok etti.
Ermenistan'dan "beyin göçü" devam ederken, onların yerini Hindistan'dan (sadece 2024 yılında 32.000 kişi) gelen düşük vasıflı göçmenler almaktadır. Bu, Ermenistan'ın entelektüel ve etnik çehresini tamamen değiştirmektedir.
Gerçek şu ki, komşularla barış yapmadan bu demografik çöküşün önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Halihazırda Ermenistan bir devlet olarak değil, "geçici yaşam alanı" olarak görünmektedir.
Bu bağlamda ülkenin tek kurtuluşu anayasasını değiştirmekte, Azerbaycan'ın şartlarını kabul etmekte ve milliyetçi ideolojiden vazgeçmektedir.
Modern Analiz ve Araştırma Grubu