Dün ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance Ermenistan'ı ziyaret etti. Vance, Başbakan Nikol Paşinyan ile görüştü. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance arasında ABD ile Ermenistan arasında nükleer enerji alanında barışçıl işbirliğine dair bir mutabakat zaptı imzalandı.
İmzalanan belge, iki ülkenin nükleer enerji alanındaki gelecekteki stratejik karşılıklı faaliyetlerinin hukuki temelini oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, dikkat çeken noktalardan biri de Vance'in Ermenistan'a 11 milyon dolarlık gözlem dronlarının satışını onaylaması oldu. Bu anlaşmalar gözleri Ermenistan-İran ilişkilerine çeviriyor.
Şöyle ki, V-BAT tipi insansız hava araçlarının (İHA) edinilmesi İran'a karşı olası istihbarat ve kontrol mekanizmaları olarak değerlendirilmektedir. V-BAT tipi İHA'lar teknik özelliklerine göre sadece taktik gözlem için değil, uzun vadeli keşif, sınır kontrolü ve gerçek zamanlı veri aktarımı imkanlarına sahiptir. Ermenistan'ın coğrafi konumu göz önüne alındığında, bu platformların İran sınırlarına yakın bölgelerde gözlem ve keşif amaçlı kullanılması ihtimali dışlanmamaktadır. Resmi Erivan bunu savunma kabiliyetinin güçlendirilmesi olarak sunsa da, bölgesel konfigürasyon bu adımı daha geniş bir jeopolitik bağlama oturtmaktadır.
Öncelikle, bu anlaşmaların zemininde dikkat çeken temel nokta, ABD-Ermenistan ilişkilerinin artık klasik diplomatik işbirliği çerçevesinden çıkarak açık bir jeopolitik içerik kazanmasıdır. Nükleer enerji alanında “barışçıl işbirliği” adı altında kurulan hukuki temel, aynı zamanda Vance'in 11 milyon dolarlık gözlem dronlarının satışını onaylaması, Ermenistan'ın güvenlik mimarisinin Batı standartlarına uygun şekilde yeniden şekillendirildiğini göstermektedir. Bu ise Erivan'ın tedricen Batı'nın bölgedeki çıkarlarına hizmet eden stratejik bir dayanak noktasına dönüştüğünü söylemeye zemin hazırlamaktadır.
Ermenistan ile her zaman iyi ilişkilere sahip olan İran için ise bu, ciddi bir tehdit oluşturabilir. Çünkü Ermenistan'ın askeri-teknik imkanlarının ABD tarafından güçlendirilmesi, Tahran'a karşı istihbarat ve gözlem imkanlarının genişletilmesi olarak anlaşılmaktadır. Böylece Ermenistan sadece Güney Kafkasya'da değil, daha geniş bölgesel bağlamda - İran'ı kapsayan Batı güvenlik zincirinin bir halkasına dönüşmektedir. Bu süreç, Erivan'ın dengeli dış politikadan uzaklaşarak Batı'nın İran'a karşı oluşturduğu stratejik hattın ön cephe ülkelerinden biri rolünü kabul ettiğini açıkça göstermektedir. Bu açıdan ABD ile Ermenistan arasında nükleer enerji alanında barışçıl işbirliği öyle sıradan bir durum değildir. Bu, Ermenistan'ı İran'a karşı bir ileri karakola dönüştürmek için onu teşvik etme amacı taşımaktadır.

Diğer yandan, bu süreçlerin aynı zamanda Ermenistan'ın uzun yıllardır taşıdığı jeopolitik rolün değiştiğini gösterdiğini de belirtmek gerekir. Bir zamanlar Rusya'nın Güney Kafkasya'daki ana ileri karakolu olarak hareket eden Ermenistan, şimdi hızla Moskova'nın etki alanından uzaklaşarak Batı'nın stratejik bir dayanak noktasına dönüşmektedir. ABD ile nükleer enerji alanında imzalanan mutabakat zaptı, askeri-teknik işbirliğinin genişletilmesi ve gözlem dronlarının satışı, bu dönüşümün artık resmi ve kurumsal bir aşamaya geçtiğini göstermektedir.
Böylece, Ermenistan'ın güvenlik ve dış politika vektörü keskin bir şekilde değişmektedir: Rusya ile askeri-siyasi bağımlılık aşamalı olarak zayıflatılmakta, yerine ABD ve Batı yapılarıyla derin entegrasyon gerçekleştirilmektedir. Bu ise Erivan'ın sadece bölgesel dengede değil, İran etrafında oluşturulan Batı güvenlik stratejisinde de ön cephe ülkesine dönüştüğünü teyit etmektedir ki, bu da doğal olarak, zaten son aylarda kırılgan bir hal almış olan Ermenistan-İran ilişkilerinin daha da keskin bir karakter almasına neden olabilir.
Bu noktada hatırlatmak yerinde olacaktır ki, İran'da yaşanan protestolar sırasında ilişkilerdeki soğukluk kendini göstermişti. İranlı yetkililer, Ermenistan topraklarının ve Ermenistan toplumunun İran karşıtı faaliyetler için kullanıldığına dair endişelerini dile getirmişlerdi.
Hatta İran'ın Ermenistan Büyükelçisi Halil Şirgulami, "Ermenistan İran'a düşman güçlerin merkezine dönüşüyor" diyerek Tahran'ın komşusundan duyduğu rahatsızlığı resmi olarak dile getirmişti.
Görünen o ki, Ermenistan'ın siyasi hattının temel hedefi İran'ın bölgesel imkanlarının izlenmesi ve kontrol altında tutulmasıdır. Eğer bu kurs değişmezse, Ermenistan'ın “güvenlik kazancı” kısa süreli olabilir, bunun yerine ülke büyük güçlerin çatışma haritasında ön cepheye çekilebilir.