Modern.az

Yerevan'daki “Ermeni soykırımı” anıtı yıkılacak mı?...

Yerevan'daki “Ermeni soykırımı” anıtı yıkılacak mı?...

Analitik

10 phrase_var_language.ay2 2026, 13:15

Ermenistan'da “Ermeni soykırımı” adı altında sunulan ideolojik araç, uzun yıllardır bölgesel siyasetin temel araçlarından biri olarak kullanılmaktadır. Bu anlatının merkezinde, Erivan'da bulunan ve resmi adı "Tsitsernakaberd" olan sözde “Ermeni soykırımı anıtı” yer almaktadır. Anıt, 1967 yılında Sovyetler Birliği'nin var olduğu dönemde inşa edilmiştir. Bu tarih tesadüfen seçilmemiş olup ciddi bir siyasi bağlama sahiptir.

1960'lı yıllar, SSCB'de milli cumhuriyetler üzerindeki ideolojik kontrolün yeni mekanizmalarla güçlendirildiği bir dönemdi. Moskova, merkezi iktidarını korumak için tarihi travmalar üzerinden bir yönetim politikası yürütüyordu. Ermeni milliyetçiliğinin yönlendirilmesi de tam olarak bu stratejinin bir parçasıydı. Sözde “soykırımı” fikrinin devlet ideolojisine dönüştürülmesi SSCB tarafından teşvik edilmişti. Amaç, Türkiye'ye karşı bir baskı aracı oluşturmaktı.

Bu gerçeği Ermenistan'ın mevcut başbakanı Nikol Paşinyan da çeşitli konuşmalarında dolaylı yoldan itiraf etmiştir. Paşinyan, “soykırımı” konusunun uzun yıllar dış siyasi etki aracı olarak kullanıldığını belirtmiştir. Bu itiraf, anıtın ideolojik mahiyetini açıkça ortaya koymaktadır. "Tsitsernakaberd anıtı" siyasi bir semboldür ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde temel gerilim kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir.

1991 yılında Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra bu ideolojik çizgi daha da sertleştirildi. Anıt çevresinde her yıl devlet seviyesinde resmi törenler düzenlenmektedir. Bu törenlerde anti-Türkiye retoriği ana yer tutmaktadır. Sonuç olarak, bölgede çatışma psikolojisi oluşturulmaktadır.

Zamanla uluslararası aktörler de bu anlatıyı kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Özellikle ABD ve bazı Batı çevreleri konuyu siyasi bir baskı mekanizmasına dönüştürmüştür. Amerika Birleşik Devletleri, “soykırımı” iddialarını doğrudan Ermenistan'ın çıkarlarından ziyade kendi jeopolitik gündemi için gündemde tutmaktadır. Aslında Ermenistan bu süreçte bir araç rolü oynamaktadır.

Bu bağlamda, ABD'nin Ermenistan'daki üst düzey temasları dikkat çekmektedir. Ermeni medya kuruluşlarının bildirdiğine göre, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance resmi bir ziyaret kapsamında Erivan'a gelmiştir. Ziyaret çerçevesinde, sözde “Ermeni soykırımı anıtı”nı da “ziyaret” etmiştir. Bu “ziyaret” sırasında kendisine eşi Usha Vance eşlik etmiştir.

Bu adım Ermenistan içinde siyasi bir jest olarak sunulmaktadır. Bölgesel bağlamda ise bu "ziyaret" tamamen farklı bir tablo yaratmaktadır.

Bu tür adımlar Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine darbe vurmaktadır. Diplomatik terimle söylemek gerekirse, karşılıklı güvene aykırıdır.

Bölgede iletişim kanallarının açılmasının tartışıldığı bir dönemde bu tür sembolik adımlar gerilimi artırmaktadır.

Özellikle Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni bir sayfa açma çabaları zayıflamaktadır. Bu süreç, devletlerarası ilişkilere darbe vurmakla kalmayıp, toplumlararası ilişkilere de olumsuz etki etmektedir.

Sonuç olarak, Ermenistan'da genç nesil tarihe tek taraflı bir yaklaşımla büyütülmektedir. Bu da düşmanlık tohumlarının sistematik bir şekilde ekilmesi anlamına gelmektedir.

Paşinyan yönetimi bilmelidir ki, tarihi gerçeklerin seçici sunumu gelecek nesiller için tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır.

Kesinlikle şunu da vurgulamak gerekir ki, bu olaylar Azerbaycan'da da ciddi bir hoşnutsuzlukla karşılanmaktadır. Çünkü “soykırımı” anlatısı doğrudan Azerbaycan aleyhine de kullanılmaktadır.

Özellikle topraklarımız işgal altındayken bu ideoloji manipülatif bir araca dönüşmüştü ve bugün de meseleye aynı bağlamdan yaklaşanlar var. Bu nedenle, bölgeye barış getirdiğini söyleyen ABD yetkilisinin bu “ziyareti” ile bölgesel barış ve işbirliği ortamı sabote edilmektedir.

Güney Kafkasya yeni jeopolitik gerçeklikler aşamasına girmiştir. 2020 yılından sonra bölgede güç dengesi değişmiştir. Yeni iletişim hatları ve ekonomik işbirliği imkanları gündeme gelmiştir. Böyle bir aşamada eski ideolojik anıtların korunması, yumuşak bir ifadeyle, yıkıcıdır.

Bu noktada Nikol Paşinyan'ın sorumluluğu özellikle vurgulanmalıdır. Paşinyan sık sık “gerçek Ermenistan” kavramından bahsetmektedir. Gerçek Ermenistan ise mitler üzerine kurulmamalı, rasyonel siyaset üzerine şekillendirilmelidir. Bu nedenle, bu açıdan "Tsitsernakaberd anıtı" yeniden değerlendirilmelidir.

Ermeniler bilmelidirler ki, anıtın varlığı Ermenistan'ın geleceğine hizmet etmemektedir. Aksine, onu geçmişin rehinesi haline getirmektedir.

Analitik yaklaşırsak, meseleden çıkış yolu olarak bu anıt yıkılmalı, yerine bölgesel barışı sembolize eden bir dostluk anıtı inşa edilmelidir. Bu adım, Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerde yeni bir aşamanın başlangıcı olabilir.

Paşinyan böyle bir kararı seçimlerden sonra vermelidir. Bu, onun siyasi iradesinin gerçek bir sınavı olacaktır. Eğer bu adım atılmazsa, düşmanlık ideolojisi devam edecektir. Ermenistan bölgesel tecritten çıkamayacaktır.

Çünkü barış sadece sembolik jestlerle olmaz, gerçek kararlarla mümkündür. Tarihi uzlaşma için mitlerden vazgeçmek önemlidir. Aksi takdirde, Güney Kafkasya'da gerilim dönemi uzayacaktır. Bu ise hiçbir tarafın çıkarlarına hizmet etmemektedir. Bu anıtın varlığı, Ermenistan'ın Türkiye'ye yönelik toprak iddiasına eşdeğer bir histeridir.

Yukarıdaki gerçeklere dayanarak diyebiliriz ki, sözde “Ermeni soykırımı anıtı” tarihi gerçeklikten uzak siyasi manipülasyonun bir ürünüdür. SSCB döneminde yaratılan bu iftira taşı, daha sonra Batı tarafından bir araca dönüştürülmüştür. Varlığı, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde soğukluk yaratmakta, yeni nesiller arasında düşmanlık psikolojisini derinleştirmektedir.

Paşinyan gerçekten de yeni bir Ermenistan kurmak istiyorsa, kendini ve ülkesini bu yükten kurtarmalıdır. Ancak bu durumda bölgede kalıcı barışa doğru gerçek bir adım atılabilir.

 
Elnur AMİROV

Whatsapp
Bizə yazın!
Keçid et
SON DƏQİQƏ! Çörək bahalaşdı, pensiyalar bu qədər artır - Xəbəriniz Var?