Azerbaycan Ceza Kanunu'nun barışa ve insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, ayrıca terörizm, terörizmin finansmanı maddeleri ile ve diğer ağır suçlarda suçlanan Ermenistan vatandaşı Ruben Vardanyan hakkındaki ceza davası sonuçlanmak üzeredir.
Bu bağlamda, ülkemizin egemen topraklarında ayrılıkçı faaliyetten dolayı yargılanan Ruben Vardanyan etrafında uluslararası bir kampanya oluşturulmuştur. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, "gürültülü" kampanyanın ana figürlerinden biri ise suçlunun oğlu David Vardanyan'dır. O, son dönemlerde babasının mahkeme süreciyle ilgili bir dizi röportaj, uluslararası kuruluşlara yönelik beyanatlar vermiş ve medya açıklamaları yapmıştır. Ancak onun bu adımlarının her biri faktik değil, ideolojik çerçevede kendini göstermektedir.
Araştırma göstermektedir ki, bu açıklamaların amacı adalet arayışı, mahkeme sürecinde sunulan faktik materyallere ilişkin bir tutum değil, suçlu babasının işlediği eylemlerden dolayı sorumluluktan kaçındırılmasıdır.
David Vardanyan'ın açıklamalarının merkezinde duran tez: “Ruben Vardanyan'ın tutuklanması tüm Ermeniler için bir tehdit mesajıdır”. Bu yaklaşım klasik manipülatif bir söylemdir. O, bireysel sorumluluğu etnik kolektifle özdeşleştirmekte, hukuki süreci yanlış bir şekilde, etnik bir zulüm olarak sunmaktadır. Böylece, soruşturma nesnesi olan kişi “sanık” değil, “kurban” statüsüne geçirilmektedir.

Bu, hukuki tartışmayı rasyonel düzlemden çıkarıp duygusal düzleme taşımak için kullanılan bir yöntemdir.
David Vardanyan röportajlarında Azerbaycan mahkeme sistemini sürekli olarak, çeşitli terimlerle suçlamaktadır. Oysa bu suçlamaların da hiçbiri somut hukuki bir faktla temellendirilmemektedir. Çünkü süreç açık yürütülmekte ve avukat güvencesi, iddianameler şeffaf ve hukuki bir şekilde gerçekleştirilmektedir.
David Vardanyan ve onu destekleyen medya ağı, uluslararası kuruluşların beyanatlarını seçici bir prensiple kullanmaktadır. Şöyle ki, "adil yargılama sağlanmalıdır" gibi fikirler ileri sürülse de, bu da hukuki hiçbir esasa dayanmamaktadır. Çünkü, hiçbir uluslararası kurum Ruben Vardanyan'ı masum ilan etmemiştir. Hiçbir kurum Azerbaycan'ın egemenlik hakkını şüphe altına almamıştır. Bu açıdan beyanatlar hukuki bir sonuç değildir. Bu ise uluslararası hukukun siyasi bir araca dönüştürülmesi girişimidir.
Ruben Vardanyan'ın somut suç eylemleri vardır ve bu eylemler çok sayıda insanın ölümüne yol açan hareketlere neden olmuştur. 2023 yılının Eylül ayında gerçekleştirilen antiterror operasyonu da tam olarak Ruben Vardanyan'ın Ermeni milliyetçiliği, ucuz pathos ve tehditlerle dolu açıklamaları, adımları sonucunda hayata geçirilmişti. Bölgede yaşayan Ermeni kökenli Azerbaycan vatandaşlarını rehin tutan Vardanyan, resmi Bakü'nün kararlı adımlar atmasından hemen sonra kendi "seçmen"lerini bırakarak Ermenistan'a kaçmak istemiş ve Hekeri köprüsünde yakalanmıştı. Çok sayıda uluslararası mali suçlarda, "kara para aklama"da yer alan bu kişi, mahkeme süreci sırasında da manipülatif adımlar, şantaj ve güya "açlık eylemleri" düzenleyerek kendine dikkat çekmeye çalışmış, onu provokatif bir misyonla Karabağ'a gönderen uluslararası küratörlerinin, hamilerinin dikkatini kendine çekmeye çalışmıştı. Tabii ki, onun bu çabaları resmi Bakü'nün adalet mahkemesi iradesine hiçbir etki gösterememiştir.

Halihazırda, suçlu babanın suçlu oğlu David Vardanyan, açıklamalarında babasının Karabağ'da yasa dışı ayrılıkçı bir kurumda üstlendiği görevi, Azerbaycan topraklarında egemenliğe karşı açık siyasi ve mali faaliyetini, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne karşı yıllarca yürütülen faaliyetini gizlemeye çalışmaktadır. Bu gerçekler olmadan kurulan herhangi bir “insan hakları” ve "vatansever şehit" anlatısı eksik ve kasıtlı bir tahrifattır.
Aynı zamanda, hatırlatmak yerinde olacaktır ki, David Vardanyan da Azerbaycan topraklarına, Karabağ'a babası gibi yasa dışı yollarla girmiş, ayrılıkçı rejimin bölgemizde oluşturduğu yasa dışı askeri birliğin bünyesinde hizmet vermiştir. Vardanyan, 2015 yılının Temmuz ayından 2016 yılının Nisan ayına kadar burada askerlik yapmış ve Nisan savaşlarından bir süre sonra babasının isteğiyle Azerbaycan topraklarını terk etmiştir. Büyük Britanya ve Rusya pasaportu taşıyan bir kişinin işgal altındaki bölgede Ermenistan Ordusu'nun askeri olarak hizmet vermesi başlı başına bir suçtur. Böylece, suçtan bahseden Vardanyan'ın kendisinin de suçlu olduğu ortaya çıkmaktadır. Uluslararası hukuk ise David Vardanyan'ın eylemini paralı askerlik olarak kabul etmekte ve ilgili hukuki sorumluluk doğurmaktadır.

O, savaş döneminde hatta askeri giysilerle egemen topraklarımızda fotoğraf çektirmiş, röportajlar vermiş, işgal ve ayrılıkçılığı desteklemiş, bir sözle milyarder babanın "vatansever oğlu" imajını yaratmaya çalışmıştır.
Bu ise onun da Azerbaycan mahkemesi karşısında hukuki sorumluluğunu ve mahkeme önüne çıkarılması meselesini ortaya çıkarmaktadır.
Meseleye ilişkin bir hukukçunun görüşünü de aldık.
Hukuk savunucusu Çingiz Ganizade, Vardanyan'ın oğlunun da aranıp aranmadığına ilişkin Modern.az'a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“David Vardanyan, babasından önce suçlananlara ağır cezaların verilmesinden sonra, artık babasına da 20 yıl veya ömür boyu hapis cezasının verilebileceğini gördüğünde sonra arsızlaşmıştır. Tabii ki, o babasının oğludur, ondan geri kalamaz. O, Azerbaycan'a karşı provokasyonları sürdürmektedir. Onun provokasyonları, ayrılıkçıları desteklemesi Batı'da fikir özgürlüğü olarak kabul edilmektedir. Ortada hiçbir mali destek de yoktur. Çünkü Azerbaycan'da ayrılıkçılık lağvedilmiştir. Ayrılıkçılar mahkeme önüne çıkarıldılar ve onlar hakkında hüküm verildi. Vardanyan ile ilgili de adil bir hüküm çıkarılacağını bekliyoruz. Bu nedenle David Vardanyan, Azerbaycan topraklarına yasa dışı yollarla girdiği için, istenmeyen kişiler arasına alınmıştır. Böyle, yurt dışında oturup konuşan kişilerin fikirlerine önem vermek gerekmez. Azerbaycan hukuki bir devlettir ve onun kanunları işlemektedir. Kanunları ihlal eden her bir kişi milliyetinden, dininden ve dilinden bağımsız olarak kanun karşısında sorumluluk taşır. O cümleden, Ruben Vardanyan da mahkeme karşısında cevap vermektedir. Şüphesiz ki, adil bir hüküm kabul olunacaktır”.