Modern.az

Türkiye ne zaman nükleer devlet olacak...

Türkiye ne zaman nükleer devlet olacak...

Analitik

19 Şubat 2026, 15:51

Dünyada Ukrayna-Rusya, ABD-İsrail gerilimleri fonunda güvenlik riskleri küresel düzeyde giderek artmaktadır. İşte bu nedenle, artık nükleer silahla ilgili çeşitli ülkeler kendi politikalarını yeniden gözden geçirmeyi düşünmektedir. Örneğin bir süre önce Polonya Cumhurbaşkanı Karol Navrocki "Polsat News" televizyon kanalına verdiği röportajda ülkesinin güvenlik stratejisiyle ilgili dikkat çekici bir açıklama yapmıştır. O belirtmiştir ki, mevcut jeopolitik koşullarda Polonya uzun vadeli perspektifte kendi nükleer silahına sahip olma olasılığını değerlendirmelidir.

Cumhurbaşkanının sözlerine göre, Polonya şu anda ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıyadır. “Polonya Cumhuriyeti silahlı çatışma eşiğindedir ve bu risklerin temel nedenlerinden biri Rusya'dan kaynaklanmaktadır”, - diye Navrocki vurgulamıştır.

Bundan önce televizyon kanallarından birinde soruları yanıtlayan Türkiye dışişleri bakanı Hakan Fidan'ın "Türkiye nükleer silah üretecek mi?" sorusuna sessiz kalarak, hiçbir cevap vermemiştir.

Merak edilmektedir ki, Türkiye bölgesel ve uluslararası düzeyde artan rolü açısından nükleer silah üretimini gözden geçirmekte midir?

Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi, Uluslararası Stratejist Cemal Zehir Modern.az-a yaptığı açıklamada belirtmiştir ki, Türkiye'nin nükleer silaha sahip olup olmamasıyla ilgili vereceği karar yalnızca teknik savunma meselesiyle sınırlı değildir:

"Bu, hukuki, diplomatik ve jeostratejik sonuçları olan tarihi bir karar olurdu. Öncelikle mevcut resmi pozisyon açıktır. Türkiye Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın tarafıdır ve nükleer alanındaki faaliyetlerinin barışçıl amaçlar taşıdığını beyan etmiştir. Aynı zamanda ülkemiz Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın mekanizmasına dahildir. Bu da nükleer silahı ile ilgili herhangi bir programın hem hukuki hem de siyasi açıdan ciddi sonuçlar doğuracağı anlamına gelmektedir. Türkiye'nin nükleer alanındaki en somut adımı enerji güvenliği çerçevesinde inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesidir. Bu tesis Türkiye'nin artan enerji talebini karşılamayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir. Ancak bu santral askeri program niteliği taşımamaktadır. Türkiye NATO üyesidir ve İttifak'ın nükleer caydırıcılık “şemsiyesi” altındadır. Bu da dolaylı olarak Türkiye'ye nükleer güvenlik garantisi vermektedir. Lakin uluslararası sistem son yıllarda daha rekabetçi ve sert bir faza geçmiştir. ABD, Rusya ve Çin nükleer cephaneliğini modernize etmektedir. Kuzey Kore ise açıkça nükleer kabiliyetini geliştirmiştir. Bu manzara küresel güvenlik mimarisinin daha kırılgan hale geldiğini göstermektedir. Yakın Doğu'da kuvvetler dengesi de önemli bir faktördür. İran'ın nükleer programı ve İsrail'in gayri resmi nükleer potansiyeli güvenlik anlayışını etkilemektedir. Bu fonda bazı stratejistler Türkiye'nin en azından “nükleer eşik kabiliyeti” (nuclear threshold capacity-red) oluşturmasının önemini savunmaktadırlar. Ancak bu, açık bir silah programı değil, yüksek teknolojik altyapının ve bilimsel potansiyelin artırılması demektir. Böylelikle, ülke uluslararası yükümlülüklerini ihlal etmeden stratejik esneklik elde edebilir".

Uzman, nükleer silahla ilgili karar verileceği takdirde Türkiye'nin hangi risklerle karşılaşabileceğini de anlatmıştır:

"Açık nükleer silah programının maliyetleri son derece yüksektir. Diğer yandan aşağıdaki risklerle karşılaşabiliriz:

-Ekonomik yaptırımlar

-Diplomatik tecrit

-NATO ile gerginlik

-Yatırım ortamının zarar görmesi

Türkiye'nin son yıllardaki savunma stratejisi yüksek teknolojili konvansiyonel caydırıcılık üzerine kurulmuştur. İHA/SİHA sistemleri, hava savunma kompleksleri ve savunma sanayisine yapılan yatırımlar bölgesel düzeyde ciddi bir askeri üstünlük oluşturmuştur. Bu, nükleer silah olmadan da etkili bir caydırıcılık yaratmaktadır.

Şu anda Türkiye için üç senaryo bulunmaktadır:

-Mevcut model: NATO + barışçıl nükleer enerji politikası

-Nükleer eşik kabiliyeti: Teknolojik altyapı var, ancak silah yok

-Açık nükleer silah programı: Yüksek riskli ve pahalıya mal olan bir seçenek

Mevcut gerçeklikte Türkiye birinci senaryo içerisindedir. Stratejik açıdan ise ikinci senaryo - teknolojik potansiyeli artırmak - birçok ülkenin tercih ettiği “gri bölge” yaklaşımıdır.

“Türkiye'nin nükleer silaha sahip olması zorunlu mudur?” sorusunun cevabı ise aşağıdaki faktörlere bağlıdır:

-NATO'nun geleceği

-İran'ın nükleer statüsü

-ABD-Türkiye güvenlik ilişkileri

-İsrail'in nükleer politikasında olası açık ve sert tutum

-Bölgesel güç dengesi.

Mevcut koşullar dahilinde hukuki ve siyasi maliyetler oldukça yüksektir ve mevcut güvenlik mimarisi bunu zorunlu kılmamaktadır. Ancak uluslararası sistem daha da sertleşirse, bu tartışma gelecek yıllarda daha geniş bir gündeme gelebilir. Türkiye için en rasyonel yol-barışçıl nükleer teknolojilerde yetkinliği artırmak ve stratejik esnekliği korumaktır".

Whatsapp
Bizə yazın!
Keçid et
Rusiyada PROSES BAŞLADI! - Azərbaycanlılar vətəndaşlıqdan çıxarılır - Xəbəriniz Var?