Modern.az

Azerbaycan'a Amerika'da saldırı  - ANCA çocuklarının son çırpınışı 

Azerbaycan'a Amerika'da saldırı  - ANCA çocuklarının son çırpınışı 

Analitik

20 Şubat 2026, 11:11

Geçtiğimiz gün Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) başkenti Washington'da yaşanan provokasyon, koordineli bir bilgi-provokasyon operasyonunun bir sonraki bölümüydü.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kaldığı otelin önüne toplanan bir grup kişi, çığlıklar ve agresif davranışlarla dikkat çekmeye çalıştı.

Onlar isimlerine göre Azerbaycanlı olabilirler, ancak davranışlarına göre milli çıkarlardan uzaklaşmış unsurlardır. Bu olayın arkasında anti-milli koalisyonlaşma gibi kavramlar açıkça gözlemlenmektedir.

Meselenin özüne inmek için öncelikle bir soru sormak gerekir: Dünyada hangi Ermeni Karabağ'ın azat edilmesini istemiştir? Gerçekler, yıllardır yürütülen ayrılıkçı kampanyalar, işgalin meşrulaştırılması çabaları ve uluslararası platformlardaki anti-Azerbaycan retoriği bunun aksini kanıtlamaktadır. Ermeni siyasi çevrelerinden tek bir kişi bile Karabağ'ın Azerbaycan'ın egemenliği çerçevesinde özgürlüğünü savunmamıştır.

Azerbaycan ise uluslararası hukuka dayanarak kendi topraklarını işgalden azat etti. Bu gerçek artık bir tartışma konusu değil, bölgesel jeopolitik bir gerçektir.

Peki Ermeni lobisi neden Paşinyan'ın kaldığı otelin önüne toplanmıyor? Neden Ermenistan yönetimine karşı aynı saldırganlık sergilenmiyor? Cevap açıktır. Çünkü hedef Ermenistan hükümeti değil, Azerbaycan devletçiliğidir. Burada amaç, “çatışma sonrası gerçekliğini” itibarsızlaştırmak ve bilgi ortamında yapay bir gerilim yaratmaktır.

Washington'daki o agresif eyleme ilk tepki ve desteğin ABD'de faaliyet gösteren Ermeni diaspora örgütü ANCA'dan gelmesi tesadüf değildir. ANCA, yıllardır anti-Azerbaycan kampanyalarının ideolojik ve mali dayanağı olarak hareket etmektedir. Bu örgütün faaliyeti, “etnik lobicilik” modelinin klasik bir örneğidir. Temel hedefi, Azerbaycan'ı uluslararası alanda tecrit etmek, bölgesel projelere gölge düşürmek ve Ermeni anlatısını baskın bilgi hattına dönüştürmektir.

ANCA'dan hemen sonra sesini yükselten Frank Pallone oldu. Bu isim Azerbaycan kamuoyuna iyi tanıdıktır.

Pallone, 907. değişikliğin yazarlarından biridir. O, her zaman Hocalı soykırımını inkar eden bir tutum sergilemiştir. Vaktiyle işgal altında olan Azerbaycan topraklarına yasa dışı ziyaretler yapmıştır. Faaliyetleri sistematik olarak anti-Azerbaycan çizgisi üzerine kurulmuştur.

Pallone'nin Ermeni lobisiyle sıkı ilişkileri, siyasi finansman mekanizmaları ve karar alma süreçlerindeki etki ağları artık uluslararası uzman çevrelerinde tartışma konusudur. Menendez olayı gösterdi ki, lobicilik ile yolsuzluk arasındaki sınır çoğu zaman biçimsel bir nitelik taşır. Araştırılırsa, benzer mekanizmaların başka figürler üzerinde de işlediği ortaya çıkabilir.

Washington'daki eylem tam da bu ağın senkronize faaliyetiydi. Anti-milli unsurlar şovenist Ermeni çevreleriyle aynı cephede yer aldılar. Onların retoriği, sloganları ve davranış üslubu aynı merkezden yönetilen bir bilgi kampanyasını hatırlatıyordu. Bu, bireysel hoşnutsuzluk maskesi altında bir “uluslararası baskı teknolojisi”dir.

Büyük bir uluslararası etkinliğin düzenlendiği gün böyle bir eylemin organize edilmesi güvenlik açısından da riskliydi. ABD'nin güvenlik kurallarını kaba bir şekilde ihlal etme girişimi gösterildi. Otelin etrafındaki güvenlik çemberini zorla geçme isteği kaydedildi. Agresif ifadeler ve tahrik edici davranışlar sergilendi. ABD polisi ve Cumhurbaşkanlığı güvenlik hizmeti tarafından bu girişimlerin önüne geçildi. Bu gerçeğin kendisi, olayın planlı bir tırmandırma girişimi olduğunu göstermektedir.

Burada “sembolik hedef seçimi” kavramı ön plana çıkmaktadır. Cumhurbaşkanı devletin bir niteliğidir. Devlet başkanına karşı yurt dışında yöneltilen saldırganlık aslında devlete karşı açık düşmanlıktır.

Azerbaycan kendi topraklarını azat ettikten sonra anti-milli unsurların aktifleşmesi de dikkat çekmektedir. Çünkü askeri-siyasi yenilgiyle barışamayan çevreler bilgi savaşı düzlemine geçmişlerdir. Bu aşama “yenilgi sonrası revanşizm” olarak adlandırılabilir. Onlar içeride ve dışarıda koordineli bir şekilde hareket etmektedirler.

İçeride Mehdiyev-Kerimli grubu Karabağ'ın azat edilmesi nedeniyle sevinç ve gurur ifade etmedi. Karabağ'ın, Doğu Zengezur'un işgalden azat edilmesi milli birlik anıydı. Ancak bu siyasi figürler suskunluk sergiledi. Sebep basittir, onların siyasi retoriği milli çıkarlara karşı olan durumsal bir konfigürasyonla şekillenmiştir.

Washington'daki unsurlar da aynı çizginin dış uzantılarıdır. Onlar bilgi manipülasyonunun uygulayıcılarıdır. İsimleri Azerbaycanlı olsa da, faaliyetleri ANCA anlatısıyla örtüşmektedir. Bu ise artık “kimlik deformasyonu” demektir. Yani etnik kimlik ile siyasi davranış arasında derin bir çelişki oluşmuştur.

Böyle durumlarda hukuki mekanizmalar devreye girmelidir. Eğer bu kişilerin Azerbaycan vatandaşlığı varsa, mesele araştırılmalıdır. Vatandaşlık sadece haklarla birlikte aynı zamanda sorumluluktur. Devlete karşı açık düşmanlık eden kişilerin statüsü hukuki düzlemde değerlendirilmelidir. Somutlaştırırsak, aralarında Azerbaycanlı varsa, mutlaka bu vatandaşlık iptal edilmelidir. Çünkü bu unsurlar tüm vatandaşlara karşıdırlar.

Toplum da bilgi açısından uyanık olmalıdır. Halk düşmanını tanımalıdır. Bu, milli güvenlik meselesidir. Bilgi savaşı döneminde “itibar saldırısı” en tehlikeli silahlardan biridir. Devlete karşı yöneltilen kampanyalar çoğu zaman iç unsurların katılımıyla etkili olmaktadır.

Tarih hafızası oluşturulmalıdır. Anti-milli faaliyet gösteren kişilerin listesi hukuki çerçevede belirlenmeli ve kamuoyuna sunulmalıdır. Gelecek nesiller, hangi dönemde kimin hangi pozisyonda durduğunu bilmelidir.

Azerbaycan artık yeni bir jeopolitik aşamaya girmiştir. Bölgesel güç dengesi değişmiştir. Karabağ meselesi kapanmıştır. Şimdi temel görev, çatışma sonrası istikrarı pekiştirmektir. Bu aşamada anti-milli ağların dezenformasyon girişimleri daha da artabilir. Bu nedenle devlet ve toplum senkronize faaliyet göstermelidir.

Sonuç olarak, Washington'daki olay bir kez daha gösterdi ki, mücadele sadece cephe hattında yürütülmüyor. Bugün mücadele bilgi alanında, diplomatik platformlarda ve kamuoyu düzeyinde devam etmektedir. Anti-milli unsurlar ve yabancı lobi çevreleri koordineli bir şekilde hareket etmektedir. Ancak Azerbaycan toplumu artık siyasi olgunluk aşamasındadır.

Halk kimin nerede durduğunu görüyor. Devlet kendi egemenliğini sağlamıştır. Şimdi ise sıra milli dayanışmanın derinleştirilmesine, bilgi güvenliğinin güçlendirilmesine ve anti-milli ağların ifşa edilmesine gelmiştir.

Azerbaycan kendi topraklarını azat etmiştir. Bu tarihi gerçek değişmezdir. Hiçbir provokasyon, hiçbir lobi kampanyası bu gerçeği gölgeleyemez. Devlete karşı yöneltilen her adım hukuki ve siyasi düzlemde cevabını almalıdır.

Çünkü Cumhurbaşkanına karşı provokasyon devlete bir saldırıdır. Devlete karşı saldırı kesinlikle halkın iradesine karşı çıkmaktır. Halk ise artık kendi iradesini ortaya koymuştur. Bu irade milli egemenlik, bağımsız siyaset, galip Azerbaycan'ın iradesidir.

Bu nedenle, bu unsurların adları halk düşmanı olarak resmi ve gayri resmi şekilde ilan edilmelidir. Kitaplara, ders kitaplarına dahil edilmelidir.

Sebepleri dikkatlere sunalım.

Devletin niteliğine karşı yapılan her saldırı doğrudan milli iradeye karşı yöneltilmiş siyasi bir provokasyon, yurt dışında Azerbaycan Cumhurbaşkanına karşı dile getirilen her hakaret, aslında Azerbaycan'ın egemenliğine atılan bir taştır.

Kendi halkının zaferini hazmedemeyenler tarih karşısında siyasi marjinal olarak kalacaklardır. ANCA'nın siparişleriyle hareket edenler, yabancı etki ajansının unsurlarıdır. Karabağ'ın özgürlüğüyle barışmayan herkes fiilen işgalcidir. Bu tür eylemler, söz özgürlüğü perdesi altında gizlenen planlı bir itibar sabotajıdır. Milli çıkarları yabancı çevrelerin çıkarlarıyla değiştirenler halkın düşmanlarıdır.  Cumhurbaşkanına karşı yöneltilen saldırganlık, devlet kurumlarını zayıflatma girişimidir ve bu, hukuki bir değerlendirme almalıdır. Anti-milli ağlar bilmelidir ki, bilgi savaşında da galip taraf Azerbaycan'ın kendisidir. Devletine karşı yabancı başkentlerde kampanya yürütenler milli ihanetin tarafında durmaktadırlar. Azerbaycan topraklarını azat etmiştir ve bu gerçeği kabul etmeyenler siyasi iflasın son aşamasındadırlar. Milli kimlikten kötüye kullanarak devlete karşı çıkmak en tehlikeli ikiyüzlülük biçimidir. Devlete karşı koordineli saldırıların arkasında duran mali ve etki ağları tamamen ifşa edilmelidir. Azerbaycan halkı artık kimin milli konumda, kimin ise anti-milli cephede durduğunu açıkça görmektedir.

Bu pozisyon sahiplerine başka ne ad verilebilir? Açıkça görülüyor ki, bu anti-milli unsurlar organizasyonel ve maddi açıdan ANCA tarafından yönlendirilmektedir.

Elnur ƏMİROV

Youtube
Kanalımıza abunə olmağı unutmayın!
Keçid et
Rusiyada PROSES BAŞLADI! - Azərbaycanlılar vətəndaşlıqdan çıxarılır - Xəbəriniz Var?