ABD-İran ilişkileri her geçen gün daha da keskin bir karakter alıyor. ABD ile İran arasında 6 Şubat'ta Umman'da yapılan görüşmeye rağmen, ABD tarafından İran'a karşı sert açıklamalar yapılıyor. Hatta anlaşma olmadığı takdirde İran'ın darmadağın edileceği de belirtiliyor.
İran'da yaşananlar bölge, o cümleden Azerbaycan için önemlidir. Çünkü orada milyonlarca soydaşımız yaşıyor.
Merak edilmektedir ki, son yaşananlarla ilgili soydaşlarımız ne düşünüyor? Süreci nasıl izliyorlar?
Güney Azerbaycan Milli Özgürlük Cephesi (CAMAC) Yönetim Kurulu üyesi Sadiq İsabeyli, burada birkaç önemli noktadan bahsetmenin mümkün olduğunu belirtti:
“Söz konusu olan Güney Azerbaycan'ın şu anda İran adıyla anılan ülkede devam eden sosyo-politik süreçlere olan yaklaşımıdır. Mevcut durum oldukça gergin ve belirsizdir. Bölgede artan askeri retorik, ABD'nin sert beyanatları ve askeri donanmasını İran çevresine yoğunlaştırması toplumda ciddi endişe yaratmıştır. İnsanlar gerçek bir savaş ihtimalini göz önünde bulundurarak durumu dikkatle izlemektedirler.
Beklenti, İran rejiminin geri adım atmayacağı yönündedir. ABD tarafı baskıları artırarak rejimi kendi şartlarını kabul etmeye zorlamak istese de, mevcut siyasi davranış, Tahran'ın geri adım atmaya niyetli olmadığını göstermektedir. Rejimin kendi hesaplamasına göre, ABD baskıları sürdürecek ancak doğrudan askeri müdahaleye gitmeyecektir. Buna rağmen, toplum içinde savaş senaryosu daha gerçekçi bir seçenek olarak tartışılmaktadır”.
S. İsabeyli'nin sözlerine göre, Güney Azerbaycan'da da insanlar bekleme pozisyonundadırlar:
“Ancak bu, pasif bir bekleyiş değildir. Çeşitli şehirlerden gelen bilgilere göre, olası bir askeri duruma hazırlık çalışmaları yapılmaktadır. Aileler gerekli gıda stokları topluyor, ilaç ve tıbbi malzemeler temin ediyor, elektrik kesintisi ihtimaline karşı alternatif hazırlıklar görüyorlar. Bu, korku psikolojisinden ziyade ihtiyatlı ve rasyonel bir yaklaşımdır.
Aynı zamanda, temel tartışma konusu şudur: eğer rejim çökerse veya geniş çaplı bir savaş patlak verirse, Güney Azerbaycan nasıl davranmalıdır? Yapılan gözlem ve anketler, halk arasında temel fikrin, böyle bir durumda Güney Azerbaycan'ın kendi kaderini kendisinin tayin etmesi gerektiği yönünde olduğunu göstermektedir. Yani İran-ABD çatışmasında Azerbaycan Türkleri taraf olmamalı, kendi milli çıkarlarını esas almalıdırlar.
Son süreçler göstermektedir ki, Güney Azerbaycan'da hem bireysel güvenlik açısından hem de gelecekteki siyasi perspektifle ilgili düşünülmüş bir hazırlık yapılmaktadır. Temel tartışma yönü milli kaderin tayin edilmesi meselesidir”.
S. İsabeyli, Tahran'da yaşanan öğrenci protestolarından da bahsetti:
“Tahran'da yaşanan öğrenci protestolarına gelince, bu eylemler esasen çeşitli siyasi akımların, özellikle cumhuriyetçi eğilimli grupların ve kısmen de Rıza Pehlevi taraftarlarının girişimiyle gerçekleştirilmiştir. Karşı tarafta ise rejime bağlı kuvvetler, özellikle de Besic birlikleri seferber edilmiş ve çatışmalar yaşanmıştır. Edinilen bilgilere göre, protestolara katılan öğrencilerin ailelerine baskı telefonları yapılmıştır. Protestolarda Türk kökenli kişilerin katılımı dışlanmamaktadır. Ancak bu, Güney Azerbaycanlı öğrencilerin organize ve geniş çaplı bir şekilde bu sürece katıldığı anlamına gelmemektedir. Genel olarak ne rejim ne de kendini alternatif olarak sunan siyasi güçler Güney Azerbaycan'ın milli haklarını gündeme getirmektedirler.
Güney Azerbaycan yıllardır ana dilinde eğitim, kültürel haklar ve siyasi temsilcilik meselelerini gündeme getirmektedir. Ancak bu talepler sistematik bir şekilde reddedilmekte, milli aktivistler tutuklanmakta, bazılarına ağır suçlamalar yöneltilmekte, hatta ölüm cezasıyla karşılaşanlar bulunmaktadır. Bu koşullarda Güney Azerbaycan'ın mevcut rejime güven duyması mümkün değildir.
Diğer yandan, kendini alternatif olarak sunan bazı siyasi güçlerin de Azerbaycan Türklerine karşı tutumu net değildir. Onlar meseleye milli haklar prizmasından değil, tek vatandaşlık çerçevesinden yaklaşmakta, ana dilinde eğitim gibi talepleri öncelikli görmemekte ve Milli Özgürlük Hareketi'nin taleplerini ülkenin parçalanması olarak değerlendirmektedirler.
Böyle bir manzarada Güney Azerbaycan'da temel yaklaşım şudur: eğer ülke içinde ciddi bir siyasi çöküş veya dış askeri müdahale meydana gelirse, Azerbaycan Türkleri kendi milli kaderlerinin tayin edilmesi yönünde hareket etmelidir. Milli seferberlik, tarihi toprakların korunması ve geleceğin kendi iradesiyle belirlenmesi temel öncelik olarak tartışılmaktadır.
Sonuç olarak, Güney Azerbaycan ne rejimin yanında durmakta ne de alternatif güçlerin çağrılarına kayıtsız şartsız katılmaya eğilimlidir. Pozisyon açıktır: süreçler dikkatle izlenmekte, analiz edilmekte ve milli çıkarlar temelinde siyasi bir çizgi belirlenmektedir. Bir bekleme pozisyonu vardır, ancak bu pasiflik değil - koşullara uygun stratejik bir hazırlık aşamasıdır”.