İran'da yüce lider Ayetullah Seyyid Ali Hamaney'in ölümünden sonra geçici liderler şurasının kurulacağını ilan eden kıdemli siyasetçi Ali Laricani yeniden ülke gündeminin merkezine oturdu. Kendisi, rejimin güvenlik hiyerarşisinde en nüfuzlu figürlerden biri olarak sunuluyor ve şu anda İran'ın fiili yöneticisi olarak kabul ediliyor.
Edinilen bilgiye göre, Laricani nükleer müzakerelerden Tahran'ın bölgesel ilişkilerine ve iç protestoların bastırılmasına kadar geniş bir yelpazede konuları kontrol ediyor. Washington'ın Ocak ayında hükümet karşıtı protestoların bastırılmasındaki rolü nedeniyle kendisine yaptırım uygulamasından kısa bir süre sonra Laricani, İran'ın ABD ile nükleer anlaşma yönündeki çabalarına liderlik etti.
Modern.az hatırlatıyor ki, 1958 yılında Irak'ın Necef şehrinde doğan Laricani tanınmış bir ruhani ailesinde büyüdü. Babası Ayetullah Haşimi Mirza Amoli şah döneminde sürgün edilmişti. 1979 devriminden sonra aile İran'a geri döndü. Laricani felsefe alanında doktora derecesi aldı, kardeşleri ise yargı ve diplomatik yapılarda yüksek görevler üstlendiler.
Kariyeri boyunca İslam Devrim Muhafızları Kolordusu üyesi olmuş, ayrıca devlete ait IRIB televizyon ve radyo şirketine başkanlık etmiştir. 2005–2007 yılları arasında İran'ın baş nükleer müzakerecisi olarak görev yapan Laricani, Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkını kararlılıkla savunmuştur.
2008–2020 yılları arasında parlamento başkanı görevini yürüten siyasetçi, 2015 yılında İran ile altı dünya devleti arasında imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de aktif rol oynamıştır. ABD, 2018 yılında Başkan Donald Trump'ın kararıyla bu anlaşmadan çekilmişti.
2021 yılında Hamaney, Laricani'yi Çin ile 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşması müzakerelerinden sorumlu kişi olarak atadı. Son aylarda hem Umman'a hem de Moskova'ya yaptığı ziyaretler ile ABD ile olası müzakerelere ilişkin pragmatik açıklamaları dikkat çekti. Laricani, Şubat ayında Umman televizyonuna verdiği röportajda, ABD'nin nükleer silahlarla ilgili endişelerinin müzakereler yoluyla giderilebileceğini belirtti. Bununla birlikte, İran'ın nükleer programının “hiçbir zaman yok edilemeyeceğini” de vurguladı.
2025 yılının Aralık ayında başlayan ve 1979'dan bu yana iktidar için en ciddi meydan okuma olarak kabul edilen protestoların ortasında Laricani'nin rolü özel bir dikkat çekti. ABD'nin yaptırım kararına göre, kendisi Ocak protestolarının bastırılmasında kilit figürlerden biri olmuştur. Olaylardan sonra güvenlik yapıları ve SEPAH komutanlarıyla ilişkilerini güçlendirdiği belirtiliyor.
Kaynaklar, Ocak olaylarından sonra Laricani'nin krizi kontrol altına alarak seçilmiş hükümetin yetkilerini fiilen kısıtladığını ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian'ı süreçten uzaklaştırdığını iddia ediyorlar. Böylece, ülkenin hem müttefikleri hem de rakipleriyle ilişkilerini doğrudan yöneten ana figür haline geldi.
Ruhani olmadığı için Laricani resmi olarak yüce liderlik makamına aday olamaz. Ancak analistler, Hamaney'in vefatı durumunda ülkede ruhani rejimin devamlılığının sorgulanabileceğini ve Laricani gibi daha dünyevi, sert çizgi yanlısı bir siyasetçinin iktidarı ele geçirebileceğini düşünüyorlar. Bu ise İran siyasetinin daha militarist ve öngörülmesi zor bir aşamaya geçmesiyle sonuçlanabilir.