Modern.az

Türkiye'yi hedef almak İran için stratejik bir kabusa dönüşebilir - YORUM

Türkiye'yi hedef almak İran için stratejik bir kabusa dönüşebilir - YORUM

Analitik

5 Mart 2026, 11:48

Dün İran'dan Türkiye'nin hava sahasına doğru ilerleyen balistik füze tespit edildi. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, tespit edilen balistik füzelerin, Doğu Akdeniz'de konuşlandırılan NATO hava ve füze savunma kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirildiği belirtildi.

Olayla ilgili olarak ilk olarak, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İranlı mevkidaşı Abbas Eraqçı ile temasa geçti. Telefon görüşmesi sırasında H. Fidan İran'ı çatışmayı tırmandırabilecek adımlardan kaçınmaya çağırdı.

Daha sonra Türkiye Cumhurbaşkanı konuya ilişkin açıklama yaparak, benzer olayların tekrarlanmaması için İran'a uyarıda bulunulduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı, sınırların ve hava sahasının güvenliğinin asla şansa bırakılmadığını vurguladı. Bu sabah yaşanan olayda olduğu gibi, NATO müttefikleriyle birlikte derhal müdahale ve gerekli tedbirler hayata geçirilmektedir. Benzer olayların bir daha yaşanmaması için uyarılar açık ve kesin bir şekilde iletilmiştir. Erdoğan, ülkenin ve halkın güvenliğini sağlamak için irade ve imkanların maksimum seviyede olduğunu ve son 23 yılda bu kararlılıktan geri adım atmadıklarını ekledi.

Yaşananlarla ilgili Modern.az'a açıklamasında Türk güvenlik uzmanı Abdullah Ağar İran için Türkiye'nin Araplar gibi bir cephe ülkesi olmadığını belirtti:

"Eğer İran ABD'nin Türkiye'deki varlığına saldırırsa, bu, Türkiye'yi çatışmaya çekecek ve üstelik, çatışmayı genişletecektir. Türkiye NATO üyesidir, ayrıca onun İran'la doğrudan kara sınırı ve ilişkileri mevcuttur. Aynı zamanda Türkiye hem Rusya, hem de Çin ile temas kurmuş ve ilişkilerini geliştirmiş, aynı zamanda Arap dünyası ile çok yönlü ve gelişmiş bir ilişki dinamikine sahiptir. Tüm bu özellikleriyle Türkiye bölgesel ve küresel denge ve arabuluculuk kurmak için en yüksek potansiyele sahip bir aktördür.
Bu sebeplerden dolayı, İran için Türkiye'ye saldırmak, NATO'nun otomatik olarak aktifleşmesi, Karadeniz-Kafkasya-Orta Asya hattının açılması riskini taşır. Tüm bu sebeplerden dolayı bu tür noktalara saldırılmaz. Buna ek olarak, bu potansiyel saldırılar sistemi çökertemez aksine, onun sertleşmesine neden olacaktır."

Uzman, İran'ın Türkiye'yi vurduğu takdirde Ankara'yı ABD-İsrail eksenine doğru iteceğini bildiğini vurguladı:

"Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler tarihsel olarak İran ile Arap dünyası arasındaki ilişkilerden çok farklıdır.  1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan bu yana sınır değişmemiştir, doğrudan bir savaş yoktur. Ancak rekabet, sürtüşme ve gerilim var, ama bu, sistemi bozan değildir. İran, Türkiye'yi hedef almanın Ankara'yı ABD-İsrail eksenine doğru iteceğini biliyor. Bu, İran'ın stratejik kabusu olurdu. Türkiye ile İran arasındaki sessiz gerilim sınırı bozulur ve stratejik etki gerilimi artmaya başlardı.

Aynı zamanda İran Arap ülkelerine saldırdığında, Şii toplulukları aracılığıyla baskı ve manipülasyon yaratmak için bir alan açar. Bu, Körfez monarşilerinin iç istikrarını bozma yeteneğine sahiptir. Türkiye'de, İran'ın bazı medya ve nüfuz ettiği diğer alanlar aracılığıyla taktiksel potansiyeli olsa bile, mekan-kütle ve kavramsal mezhep etkileri Arap dünyasındaki gibi işlemez. Türk toplumu daha homojendir ve devletin refleksleri daha serttir. Başka bir deyişle, İran'ın Türkiye'deki mezhep-sosyolojik hesaplamaları işlemeyecek; aksine, karşı bir direnç yaratacaktır.

Diğer yandan, nüfus faktörünü göz ardı etmemek gerekir. Türkiye'ye karşı açık askeri operasyonlar, iç milliyetçi tepkilere yol açar, rejimdeki iç çatlakları derinleştirir, aynı zamanda Türkiye'yi rejim sonrası senaryolarda doğal bir oyuncuya dönüştürür. Türkiye'ye yönelik dış saldırı hızlı bir iç konsolidasyona neden olurdu. Arap monarşilerinde tepki daha parçalanmış olur. Tahran bunu biliyor ve bu fark İran'ın stratejik hesaplamalarında belirleyicidir."

A. Ağar Türkiye'nin coğrafi konumunun İran'ın sigortası olduğunu söyledi:

"Yani, Türkiye İran için sadece "denge noktası" değil, aynı zamanda, enerji tedarikçisi, Batı'ya ticaret arteriyası, enerji ve finans geçiş hattı, yaptırımların dolaylı yoldan aşılması için bir alan, olası bir tecrit senaryosunda kurtarma hattıdır. Eğer İran Türkiye ile bir kriz yaşarsa, onun enerji ihracatı, Kuzey koridoru, alternatif finans akışları azalacaktır. Bu ise büyük ekonomik ve stratejik risk yaratır. Gelin burada başka bir önemli fark ortaya koyalım. İran'ın asıl hedefi Türkiye değil, Türkiye'nin konumunu belirlemektir. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini artırması, NATO dahilinde sert bir duruş sergilemesi, İsrail ile yakınlaşması ve İran aleyhine blokta açık bir pozisyon alması İran için ölümcül bir tehdit olurdu. Bu nedenle, İran'ın stratejisi Türkiye'yi çatışmaya çekmeden Türkiye'nin cephe hattına geçmesini engellemek olabilir. Bunu pasif bir stratejiyle değil, ince ayar gerektiren aktif bir dengeleme hareketiyle açıklamak mümkündür."

Son olarak Abdullah Ağar, İran'ın Türkiye'yi tamamen düşman etmek istememesinin en önemli ve derin sebeplerinden birinin de İran içindeki Türk nüfusunun çok büyük bir bileşen olması olduğunu kaydetti:

Sadece 30-35 milyon Güney Azerbaycan Türkünden bahsedilmiyor. Burada, 2-3 milyon Kaşkay Türkü, 1,5-2 milyon Horasan Türkü, 2,5-3 milyon Türkmenistan Türkü, 50-100 bin Halaç Türkü, 300-400 bin Şahseven Türkü, 200-300 bin çöl Türkünden bahsediliyor. Bunlar sistemin içindedir. Türkiye'nin İran sonrası senaryolarda rol oynama kabiliyeti çok yüksektir. İster Türkiye aleyhine, isterse de Türkiye'ye sempati besleyen herkes potansiyel Türkiye girişimini bozmak istemez. Çünkü İran'daki rejim içinde bir parçalanma olursa, Ankara kritik bir aktöre dönüşebilirdi."

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
Rusiyadan Xameneinin oğluyla bağlı XƏBƏRDARLIQ - Ona bir şey olsa...