İran'da iktidar piramidinin zirvesinde 37 yıl sonra değişiklik yaşandı. Ülkenin yüce dini lideri görevine ABD-İsrail saldırısı sonucunda öldürülen Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney getirildi. Onun atanması hem bölgede hem de Batı çevrelerinde ciddi tartışmalara neden oldu.
Yeni yüce dini lider olarak adı geçen ve siyasi sistem içinde yıllarca perde arkası etkiye sahip olduğu söylenen Mücteba Hamaney, İran'ın en kapalı ve gizemli siyasetçilerinden biri olarak kabul ediliyor. İlginçtir ki, ülkenin en yüksek siyasi-dini makamına getirilen bu kişinin sesi kamuoyu tarafından sadece bir kez duyuldu ve o, neredeyse hiç açık siyasi konuşma yapmadı.
Mücteba Hamaney'in lider seçilmesinden sonra İran'ın muhafazakar medyasında ve İran Devrim Muhafızları'na (SEPAH) yakın kanallarda onun İran-Irak savaşı yıllarına ait arşiv görüntüleri yayımlandı. Videolarda haki renkli giysiler içinde genç Mücteba'nın SEPAH ile birlikte savaşçılar arasında olduğu, sakin bir şekilde silahını temizlediği görülüyor. Bu görüntüler, yeni liderin sonraki siyasi hayatında önemli rol oynayan Devrim Muhafızları ile ilişkilerinin çok erken oluştuğunu gösteren sembolik detaylar olarak kabul ediliyor.
İran'ın yeni liderinin geçmişi hakkında başka az şey biliniyor. 57 yaşındaki Mücteba, Ali Hamaney'in altı çocuğu arasında ikinci oğludur. O, 1979 İslam Devrimi'nden 10 yıl önce İran'ın Meşhed şehrinde doğdu. Gençlik yılları İran'ın en dramatik dönemlerinden birine – İran-Irak savaşı yıllarına – denk geldi. O, dini eğitimini önce babasının yanında aldı, daha sonra ise İran'ın temel dini merkezi sayılan Kum şehrinde yüksek ruhanilerle eğitimine devam etti, uzun yıllar burada İslam hukuku üzerine dersler de verdi.

Onun adı ilk kez geniş çapta 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yaşanan kitlesel protestolar sırasında anılmıştı. Reformist siyasetçiler o dönemde onu seçim sonuçlarını etkilemekle ve eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın yeniden seçilmesinde, SEPAH ile birlikte iktidar içinde perde arkası rol oynamakla suçlamışlardı. Bu iddialar resmi çevreler tarafından reddedilse de, birçok analist Mücteba'nın İran siyasi sisteminde gayri resmi bir etkiye sahip olduğunu düşünüyor.
Onun sesi yalnızca bir kez, 2024 yılında yayımlanan kısa bir videoda duyuldu. O videoda Kum şehrindeki dini eğitiminin durdurulduğunu ilan etti. Pazartesi günü yerel medya onun Arapça ve İngilizce dillerinde serbestçe konuştuğunu bildirdi. Mücteba'nın akrabası, onun İslam Cumhuriyeti'nin teknoloji politikasının şekillenmesinde öncü rol oynadığını belirtti.
Yeni lider savaşın başlangıcından beri kamuoyu arasında görünmedi. Devlet televizyonu onun engelli olduğunu bildirdi, ancak bunun ne zaman gerçekleştiğini veya mevcut savaşla ilişkili olup olmadığını açıklamadı. İran kamuoyu yıllardır Mücteba'nın ülkenin en yüksek görevine hazırlandığını düşünüyordu ve son olaylar bu düşüncelerin haklı olduğunu gösterdi. Ailesinin birçok üyesinin öldürülmesinden birkaç sonra onun ülkenin en yüce görevine atanması, İran yönetiminin politikasının değişmeyeceği, sert çizginin devamı olarak yorumlanıyor. Uluslararası Kriz Grubu'nun İran uzmanı Ali Vaez, Mücteba'nın seçilmesinde SEPAH'ın etkisinin olduğuna dair hiçbir şüphe olmadığını belirtti. “Hayal edebilir misiniz ki, babası, annesi, eşi, kız kardeşi, kızı ve yeğeni ABD ve İsrail tarafından öldürülen Mücteba ülkesini Trump'a tabi edecek?”, - uzman FT yayınına dedi.
Bir dizi analist, İran anayasasına göre yüce liderin yüksek seviyeli bir dini hukuk alimi olması gerekse de, Mücteba Hamaney'in bu alanda bilinen bir akademik faaliyeti olmadığını belirtiyor. Onun dini konularda ne bir kitabı yayımlandı ne de geniş çaplı kamuya açık dersleri mevcuttur. İnternette yayılan nadir videolarda onun konuşmaları birkaç dakikadan uzun değildir.

Gözlemcilere göre, Mücteba'nın ilk işi İsrail ve ABD'nin suikast tehditlerinden sağ çıkmak olacak. Trump, Mücteba'yı “hafif” ve “kabul edilemez” bir figür olarak tanımlayarak, kimin iktidara geleceğinin uzun sürmeyeceği konusunda uyarıda bulundu. ABD başkanı pazartesi günü “NBC News”a verdiği röportajda dedi ki: “Bunun devam edip etmeyeceğini bilmiyorum. Sanırım onlar hata yaptılar.”
Yeni yüce liderin akrabası FT'ye konuşurken, Mücteba'nın önceliğinin İran'da güvenlik politikasını sürdürmek olacağını belirtti. Bu politika, balistik füze programının uygulanması ve bölgesel anti-İsrail gruplarının yetiştirilmesini içermektedir.
İran anayasasına göre yüce dini lideri seçme yetkisi, Uzmanlar Meclisi adlı 88 kişilik ruhani kuruma aittir. Son yıllarda potansiyel adaylar arasında bir dizi figürün siyasi sahneden çekilmesi veya vefat etmesi, Mücteba Hamaney'in adını ön plana çıkaran faktörlerden biri olarak gösteriliyor. Örneğin, bir zamanlar ana adaylardan sayılan eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi 2024 yılında helikopter kazasında hayatını kaybetti.
Mücteba Hamaney'in iktidara gelmesi, İran siyasi sisteminde ideolojik tartışmaları da yeniden gündeme getirdi. Şii siyasi felsefesine göre iktidar kalıtsal olarak aktarılmamalı ve dini lider dini bilgi ve nüfuz temelinde seçilmelidir. İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu Ruhullah Humeyni bile kendi oğlunun siyasi varis olmasına izin vermemişti. Bu nedenle bazı gözlemciler, Mücteba Hamaney'in iktidara gelmesini İran'ın monarşi modeline benzer bir kalıtsal iktidar sistemine yaklaşması olarak değerlendiriyorlar.

Diğer yandan, rejime yakın bazı çevreler onu yolsuzlukla mücadele edecek ve devlet aparatını yenileyebilecek potansiyel bir lider olarak sunuyor. Hatta bazı siyasetçiler onu Suudi Arabistan'ın veliaht prensi Muhammed bin Salman ile karşılaştırarak ekonomik ve sosyal alanda belirli modernleşme adımları atabileceğini iddia ediyorlar. Ancak eleştirmenler, Mücteba Hamaney'in şimdiye kadarki siyasi müdahalelerinin esasen sert çizgi taraftarlarının pozisyonlarını güçlendirmeye yönelik olduğunu düşünüyor.
Yeni liderin önünde duran temel sorunlar ise oldukça ağırdır. İran şu anda ekonomik kriz, uluslararası yaptırımlar, bölgesel çatışmalar ve artan toplumsal hoşnutsuzluk zemininde karmaşık bir dönemden geçiyor. Son on yıllarda ülkede 1999, 2009, 2017, 2019 ve 2022 yıllarında yaşanan kitlesel protestolar, İran toplumunda siyasi sisteme karşı hoşnutsuzluğun ne kadar derin olduğunu gösterdi.
Analistlerin görüşüne göre, Mücteba Hamaney iktidara geldiği takdirde onun temel amacı babasının kurduğu siyasi sistemin sürekliliğini sağlamak olacaktır. Bu ise, İran'ın dış politika rotasında ve iç siyasi modelinde radikal değişiklikler beklenmediği anlamına gelir. Bununla birlikte, yeni liderin ilk adımları ve özellikle kamuoyu önünde yapacağı ilk konuşmalar, onun siyasi çizgisinin nasıl şekilleneceğini belirleyecek temel göstergelerden biri olacaktır.
Elnur AMİROV