ABD-İsrail koalisyonunun saldırılarına yanıt olarak İran, Orta Doğu'daki komşularına askeri baskıyı artırdı. Bu durum, Körfez ülkelerinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dahil olmak üzere ciddi endişe yarattı.
Modern.az haber veriyor ki, İran yönetimi son aylarda Abu Dabi ve Dubai üzerinde dron ve füze saldırılarını yoğunlaştırdı, bu da monarşilerin güvenlik stratejilerini ciddi şekilde sarstı. Tahran bu saldırıları sadece sembolik ve askeri hedeflere yönelik bir operasyon olarak görmüyor, aynı zamanda bölgedeki finansal kanallara ve döviz akışlarına da etki etmeye çalışıyor.
Edinilen bilgiye göre, BAE halihazırda İran'ın milyarlarca dolarlık varlıklarını dondurmayı değerlendiriyor. Bu adım sadece finansal ve ekonomik bir baskı aracı değil, aynı zamanda İran'ın gerilim ve askeri operasyonlarla Körfez ülkelerine baskı yapma stratejisine karşı bir tür telafi olabilir. BAE'nin bu adımı gerçekleşirse, Tahran için yabancı para birimine erişim ve küresel ticaret ağlarına entegrasyon ciddi ölçüde kısıtlanacaktır.
İran İslam Devrim Muhafızları Kolordusu (SEPAH) ve ona bağlı gölge şirketler, özellikle petrol ve silah programlarını finanse etmek için BAE'deki şirketler aracılığıyla büyük miktarda finansal akış gerçekleştirmektedir. ABD Hazine Bakanlığı'nın verilerine göre, 2024 yılında bu operasyonların %62'si Dubai şirketleri aracılığıyla yapılmıştır. BAE'nin varlıkları dondurması ve yaptırımlar yoluyla bu finansal akışı engellemesi, İran'ın gizli finansal imkanlarını ciddi şekilde kısıtlayabilir.
BAE adımı seçici bir şekilde uygulayacaktır. İlk aşamada SEPAH ve onun güvenlik yapılarıyla bağlantısı olan hesaplar hedeflenecektir. Bununla Tahran tarafından finansal ve askeri kaynakların kullanımı etkili bir şekilde felç edilecektir. Bu, ABD tarafından da desteklenen stratejik bir adım olarak değerlendirilmektedir, çünkü yaşananlar İran'ın gizli finansal operasyonlarını durdurmak için en etkili yollardan biridir.
Ancak bu sürecin riskleri de büyüktür. Tahran, BAE'nin enerji altyapılarına yanıt olarak saldırabilir. Ayrıca ülkede yaşayan yüz binlerce İranlı ve bölgesel iş ilişkileri BAE'nin itibarına etki edebilir. Buna rağmen, BAE yetkilileri zaten yaptırım uygulanan kişiler ve şirketlerle çalışmak için güçlü prosedürler uygulamıştır. Önceki deneyimler gösteriyor ki, Dubai'nin finans merkezi, Batı yaptırımlarına uymak ve uluslararası finans sisteminin bütünlüğünü korumak için ciddi adımlar atabilmektedir.
İran'ın finansal ve askeri kaynaklarının dondurulması sadece döviz rezervlerini etkilemeyecek, aynı zamanda Tahran için uzun vadeli finansal zorluk yaratacaktır. SEPAH'ın finansal çıkarları olmasına rağmen, döviz akışlarının durdurulması ve varlıkların dondurulması Tahran rejiminin askeri operasyonlarını sürdürmesini daha da zorlaştıracaktır. Analistler, BAE'nin bu adımı gerçekleştirmesi halinde, Körfez siyasetinde tarihi bir dönüm noktası yaşanacağını ve bölgedeki monarşilerin İran üzerindeki finansal ve jeopolitik üstünlüğünün güçleneceğini belirtiyorlar.
İran'ın ABD ve İsrail koalisyonuna yanıtı ile BAE'nin finansal baskıları arasında gergin bir denge oluşuyor. Tahran'ın yabancı para birimine erişiminin kısıtlanması sadece paranın “havaya savrulması” değil, aynı zamanda Tahran rejiminin bölgesel askeri stratejisine ciddi bir kısıtlama getirecektir. Bildiriliyor ki, İran'ın Körfez ülkelerine baskı yapma stratejisi, BAE'nin seçici ancak sert finansal ve güvenlik adımlarıyla nötralize edilebilir.
Sonuç olarak, BAE'nin atacağı adımlar sadece finansal ve ekonomik alanı değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi dengeyi de değiştirebilir. İran'ın varlıklarının dondurulması ve döviz akışlarının engellenmesi, Tahran rejiminin askeri operasyon yeteneklerini kısıtlamakla kalmayacak, aynı zamanda bölgesel etki gücünü de zayıflatacaktır. Körfez'de bu adımın uygulanması hem küresel finans sistemine hem de bölgesel jeopolitiğe uzun vadeli etki edebilir.