Geçtiğimiz gün İran'ın yeni Yüce Lideri Mücteba Hamenei'nin halka hitabı yayımlandı. Bir dizi mesaj veren Yüce Lider, intikam almaktan çekinmeyeceklerini söyledi.
“Herkese garanti veriyorum ki, şehitlerinizin kanının intikamını almaktan çekinmeyeceğiz”, - Yüce Lider dedi.
Mücteba Hamenei'nin tehditlerine rağmen, bir dizi kaynak, İran'ın askeri açıdan rezervlerinin tükendiğini belirtiyor.
Mücteba Hamenei'nin halka hitabı tartışmalara neden oldu.
Merak konusu, Yüce Lider neye güveniyor?
Modern.az'a yaptığı açıklamada Azerbaycan'ın İran'daki eski büyükelçisi Nesib Nesibli belirtti ki, Mücteba Hamenei'nin adından yayımlanan hitabın kendisi tarafından yazıldığı şüphe uyandırıyor:
“Yeni ilan edilmiş Yüce Lider'in adından okunan hitabın yazarının kim olduğu şüphelidir. Mücteba Hamenei yaralıdır, yarasının ne kadar ciddi olduğu da tartışmalıdır. Hatta bazıları onun komada olduğunu söylüyorlar. Demek ki, bu hitap ülke yönetiminin başında duran SEPAH tarafından yazılmıştır. SEPAH da başka özelliklerini bir kenara bırakırsak, kendi irrasyonel ideolojik karakteriyle farklılaşır. Yaklaşık iki haftadır savaş devam ediyor. Savaş da İran'ın tek taraflı bir şekilde yerle bir edilmesiyle devam ediyor. Elbette, İran da füzelerle körfez ülkelerini, İsrail'deki şehirleri vuruyor. Ben neden bu saldırıyı tek taraflı dedim, çünkü en çok zarar İran'a değiyor. İran'ın havacılığı, askeri deniz donanması yoktur. İran füzelerini fırlatan 400'den fazla platformdan sadece 120'si kalmış, o da yok gibidir. Bununla birlikte, altyapı vurulmuştur. Güç yapılarının yerel şubeleri darmadağın ediliyor. Artık polis şubelerini de vuruyorlar. Böyle bir durumda "biz direniş, mukavemet göstereceğiz" gibi açıklamaların yapılması, bir sonraki irrasyonel adımdır. Bunun savaşın gidişatına etkisi olmayacak, bu ancak gerçeklik hissini yitirmiş bir teşkilatın, yani SEPAH'ın akılsız adımlarından biridir”.

N.Nesibli, İran'dan Türkiye'ye yönelik bir sonraki füze saldırısıyla ilgili de konuştu:
“Bu saldırı, SEPAH'ın irrasyonel bir adımı değil, gerçeklik hissini yitirmiş bir delinin hareketidir. Rahmetli Cevad Heyet sağ olsaydı, diyecekti ki, bu, İran kedisinin tırmalamasıdır. O, bayraktaki aslana kedi derdi. Tırmalamakla bir şey olmaz ki. Savaş sonucunda İsrail'in aşırı güçlenmesi, ABD'nin burada nüfuzunun artması Türkiye hükümetini endişelendiriyor. Azerbaycan ile Türkiye'nin İran'a, bu savaşa yaklaşımı farklıdır ve böyle olması da doğal bir durumdur. En yakın müttefiklerin bile çıkarları farklılık gösterebilir. Türkiye, İsrail ve ABD'nin burada ağırlığının, nüfuzunun artmasından endişe ediyor.
Diğer önemli meselelerden biri de şudur ki, Türkiye'deki iktidarın ideolojik temelleri ile İran'daki iktidarın temelleri örtüşüyor. Bu da çok önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden Müslüman kardeşliğini korumak şiarıyla meseleye yaklaşıyorlar. O gün bir arkadaşımla konuştum, Tahran'da yaşıyordu, şimdi oradan taşınıp Mazenderan'a gitmiş. O diyor ki, Tahran'ı darmadağın etmişler, şehir kalmamış.
İkinci saldırıdan sonra Türkiye'nin sert açıklamaları olmuştu. Son saldırıdan sonra da Türkiye kendi adekvat cevabını verecektir”.