Gürcistan'da yaşayan dindar soydaşlarımızın son günlerdeki hareketleri dikkat çekiyor. Komşu ülke vatandaşları olan bir grup etnik Azerbaycanlı, bu günlerde ellerinde İran'ın merhum dini lideri Ayetullah Hamaney'in fotoğrafıyla bir eylem düzenledi. Onlar, İran'ın Gürcistan'daki büyükelçiliği önünde İran'a destek sloganları attılar.
Geçtiğimiz gün ise Azerbaycan'ın Gürcistan'daki büyükelçiliğinin düzenlediği iftar sofrasına Azerbaycanlı din adamları katılmadı. Bu konuda Azerbaycan'ın Gürcistan'daki yetkili ve olağanüstü büyükelçisi Faig Hüseynov açıklama yaptı.
“İftar meclisimize davet ettiğimiz bir dizi din adamı ve ruhani soydaşımız bazı çevrelerin onlara uyguladığı yasaklar nedeniyle aramızda değiller ve katılamıyorlar" diye o, memnuniyetsizliğini dile getirdi.
Azerbaycan Milli Meclisi Kamu Birlikleri ve Dini Kurumlar Komitesi üyesi Ceyhun Memmedov Modern.az'a yaptığı açıklamada, meselenin oldukça ciddi olduğunu belirtti:
“Ben henüz 2003 yılında Dini Kurumlarla İş Üzere Devlet Komitesi'nde çalışırken bu meseleyle ciddi şekilde meşgul oluyorduk. O dönemde Kafkas Müslümanları İdaresi'nin (QMİ) Gürcistan'daki faaliyeti kısıtlandı. Orada Gürcistan Müslümanları İdaresi adında bir kurum oluşturuldu. Mesele şudur ki, uzun yıllardır Gürcistan'da yaşayan Azerbaycanlılarla hiçbir çalışma yapılmadı. Defalarca alarm zili çalınsa da, bu yönde gerekli adım atılmadı. Zamanla orada yaşayan Azerbaycanlılar ciddi etki altına girdiler. İran orada daha da güçlendi, sağlamlaştı. Sonraki dönemde de ben defalarca bu meseleyi gündeme getirdim. Biz İlahiyat Enstitüsü'nde çalıştığımız dönemde bu yönde belirli çalışmalar yaptık. Kanaatimce, bugün orada böyle bir durumun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri soydaşlarımızla yoğun çalışma yapılmamasıdır. Yani aynı sorun Türkiye'de yaşayan Azerbaycanlılarla da var”.

Ceyhun Memmedov, burada ana sorumluluğun Dini Kurumlarla İş Üzere Devlet Komitesi'ne düştüğünü düşünüyor:
“Dini Kurumlarla İş Üzere Devlet Komitesi ve ona bağlı kurumlar, oradaki Azerbaycanlılarla ciddi çalışmalar yapmalıdır. Bu meselede boşluklar oluştu. Bu boşluklardan da İran tarafı çok ustaca faydalandı. Benim bununla ilgili basında da birkaç kez röportajım oldu. Alarm zili çaldım ki, orada bizi rahatsız eden birçok mesele var. Ne yazık ki, gerçekleştirilen tedbirler formal nitelikte oldu. Yani ziyaretler düzenlendi, görüşmeler yapıldı, ancak başka ciddi adımlar atılmadı. Bu yüzden bugünkü sorunu yaşıyoruz. Düşünüyorum ki, ilgili kurumlar nihayet Gürcistan Azerbaycanlıları ile yoğun çalışmalı, ciddi iletişim kurmalıdırlar.
Büyükelçiliğimiz çalışıyor, belirli adımlar atıyor. Ancak büyükelçiliğimizin yaptığı işler yeterli değil. Hem Dini Kurumlarla İş Üzere Devlet Komitesi, hem de Diasporayla İş Üzere Devlet Komitesi ciddi faaliyete geçmelidirler. Koordineli bir çalışma yürütülmelidir. Meselenin mahiyeti şudur ki, o bölgeler artık İran'ın tam etkisi altındadır ve giderek bu etki daha da büyüyor. Biz ölçülüp biçilmiş bir şekilde sürece başlamalıyız ki, bu süreçler sonraki dönemde Azerbaycan'a karşı yönelmesin. Şu anda durum hiç iç açıcı değil”.
Ceyhun Memmedov kendi tekliflerini sundu:
“Öncelikle oradaki insanları dinlemek gerekiyor. Ben Gürcistan'da bulundum ve o çevrenin insanlarıyla, hatta Gürcistan Müslümanları İdaresi'nin yönetici kadrosunun bir kısmı ile görüşmelerim oldu. O insanları dinlemek ve gerekli desteği göstermek gerekiyor. Burada hem manevi hem de maddi destekten bahsediliyor. Onları sadece "İran'a çalışıyorsunuz" diye suçlamakla iş bitmiyor.
Onların hangi kaygıları, neye ihtiyaçları var, bizden ne umuyorlar, ne bekliyorlar? Tüm bu sorulara cevaplar bulunmalıdır. Onların bizden ciddi beklentileri var. Örneğin, biz İlahiyat Enstitüsü'nde iken orada bir proje başlatmıştık. Her yıl Gürcistan'dan 3-4 öğrenciyi getirip burada okutuyorduk. Sonra o proje o kadar da başarıyla devam ettirilmedi. O öğrencilerden 2-3 kişi geri dönüp orada çalışıyor. Düşünüyorum ki, bizim imkanlarımız tükenmedi, hala çalışabiliriz. Sadece sistemli, ardışık, sürekli çalışma yürütülmelidir”.