Venezuela'da yaşanan olaylar dünya siyasetinde büyük yankı uyandırdı: ABD ordusunun 3 Ocak tarihinde gerçekleştirdiği askeri operasyon sonucunda Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro ve eşi Siliya Flores tutuklandı. Halihazırda Amerika'da tutulan eski başkan ve eşi mahkeme önüne çıkarıldı, onlara 4 madde üzerinden suçlama yöneltildi.
Ciliya Flora 1956 yılında Venezuela'da doğdu, avukatlık mesleğine sahiptir ve uzun süre ülke siyasetinde aktif rol oynadı. O, 2006-2011 yılları arasında parlamentonun başkanı ve 2012-2013 yılları arasında başsavcı görevinde çalıştı, 2013 yılından itibaren ise eşinin başkanlığı döneminde “birinci hanım” statüsü taşıdı.

Siliya Flores hem hukukçu olarak profesyonel bir kariyer kurdu, hem de devlet kurumlarında yönetici görevlerde çalışarak temel siyasi figürlerden biri oldu. O, Nikolas Maduro ile evlilikten önce de siyaset arenasında tanınan bir sima olup 1990'lı yıllardan itibaren eşinin ortağı olarak siyasi hayatın merkezinde yer aldı.
Şimdi S. Flores de eşiyle birlikte ABD adalet sistemi karşısında hesap vermektedir ve bu, dünya kamuoyunun dikkatini çeken güncel bir siyasi ve hukuki sürece dönüşmüştür.
Nikolas Maduro ABD tarafından devrilen ilk lider değil. Tarihte ABD özel servisleri ve askeri kuvvetlerinin yabancı devlet başkanlarını tutuklayıp iade ettiği durumlar birkaç kez tekrarlandı. Böyle bir durumda devrilen liderlerin eşlerinin kaderi de merak uyandırıyor.
Modern.az sitesi bir dizi ülkede devrilen diktatörlerin eşlerinin kaderini araştırdı.
ABD kuvvetleri Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i 2003 yılı 13 Aralık'ta Tikrit şehri yakınlarında yakaladığında eşi Sacide Hayrullah Talif ülkede değildi.

Resmi ve açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Sacide Talif ABD'nin Irak'a askeri müdahalesinden kısa süre sonra ülkeyi terk etti. O, Saddam Hüseyin'in tutuklandığı dönemde Ürdün ve daha sonra Katar'da yaşadı ve ABD kuvvetleri tarafından hiçbir zaman yakalanmadı. Sonraki yıllarda Katar'da siyasi sığınma aldığı belirtiliyor.
Belirtmek gerekir ki, Sacide Hayrullah Talif Saddam Hüseyin'in amcası Hayrullah Talif'in kızı olup onunla 1958 yılında evlendi. Bu evlilikten Uday, Kusay, Rana, Raghad ve Hala adında beş çocuğu dünyaya geldi.
Resmi bilgilere göre, Sacide Talif Irak devleti yapılarında hiçbir resmi görevde bulunmadı. Onun faaliyeti esasen “birinci hanım” statüsü çerçevesinde protokol niteliğinde olup, sosyal ve hayırseverlik etkinliklerinde sembolik katılımla sınırlı kaldı. O, siyasi kararların alınmasında açık veya resmi bir katılımcı olarak tanınmadı ve 2003 yılından sonra da kamu-siyasi faaliyet göstermedi.

Libya lideri Muammer Kaddafi'nin de 2011 yılında iktidardan devrildiği ve öldürüldüğü dönemde eşi Safiye Farkaş onun yanında değildi.
Resmi ve uluslararası kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 2011 yılının Ağustos ayında başkent Trablus'un muhalif kuvvetlerin kontrolüne geçmesinden sonra Safiye Farkaş Kaddafi'nin birkaç çocuğuyla birlikte Cezayir'e kaçtı.
Cezayir hükümeti o dönemde Kaddafi ailesinin üyelerine insani esaslarla geçici sığınma verdiğini resmi olarak doğrulamıştı.
Belirtiliyor ki, Muammer Kaddafi 2011 yılı 20 Ekim'de Sirte şehri yakınlarında öldürüldüğü zaman eşi zaten Cezayir'de güvenli bir bölgede bulunuyordu.
Safiye Farkaş 1952 yılında Libya'da doğdu, tıbbi eğitim aldı ve gençlik yıllarında hemşire olarak çalıştı. O, 1970 yılında Muammer Kaddafi ile evlendi ve bu evlilikten 7 çocukları oldu.
Panama lideri Manuel Noriega 1989 yılının Aralık ayında ABD kuvvetleri tarafından yakalandığı zaman eşi Felicia Santanga Noriega ülkede bulunuyordu.
Resmi ve açık kaynaklarda yer alan bilgiye göre, Manuel Noriega tutuklandığında eşi ABD askerleri tarafından yakalanmadı ve askeri operasyonların doğrudan hedefi olmadı. O, sonraki dönemde de Panama'da kalarak kamu-siyasi faaliyetlerden uzak, kapalı bir hayat sürdü.
Felicia Santanga uzun yıllar Panama Savunma Kuvvetleri'nde psikolog olarak çalıştı ve albay rütbesine kadar yükseldi. O, Manuel Noriega iktidarda olduğu dönemde kamuoyu önünde nadir görünen, siyasi süreçlerde açık rol almayan bir birinci hanım olarak tanındı.

Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç 2001 yılının Nisan ayında Belgrad'da tutuklandığı zaman eşi Mira Markoviç ülkede bulunuyordu. Resmi kaynaklarda belirtiliyor ki, Miloşeviç'in tutuklanması sırasında Markoviç ülkeyi terk etmedi ve operasyon doğrudan ona uygulanmadı.
Mira Markoviç yüksek eğitimli bir sosyolog olup, uzun yıllar Belgrad Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak faaliyet gösterdi. O, Yugoslavya döneminde iktidara yakın Yugoslavya Solcu Partisi'nin (JUL) kurucusu ve lideri olarak tanındı. Resmi devlet görevi taşımamasına rağmen, Miloşeviç'in iktidarı yıllarında ideolojik süreçlere ve siyasi kararların oluşumuna etki eden temel figürlerden biri olarak kabul edildi.
Belirtmek gerekir ki, Miloşeviç'in Lahey Uluslararası Mahkemesi'ne teslim edilmesinden sonra Mira Markoviç'e karşı Sırbistan'da bir dizi ceza davası açıldı ve bundan sonra o, Rusya'ya göç ederek siyasi sığınma aldı. Sonraki yıllarda kamu-siyasi faaliyeti minimuma indi ve medyadan uzak bir hayat sürdü.

Jean-Bertrand Aristide 2004 yılında Haiti'de iktidardan devrildiği ve ülkeyi terk ettiği zaman eşi Mildred Aristide de onunla birlikteydi. Resmi bilgilere göre, Aristide ailesi darbeden sonra önce Orta Afrika Cumhuriyeti'ne, daha sonra ise Güney Afrika'ya gitti ve uzun süre orada sürgün hayatı yaşadı.
Bilgiye göre, Mildred Aristide profesyonel bir hukukçudur, Haiti'de ve yurt dışında hukuk alanında çalıştı, ayrıca insan hakları ve sosyal meselelerle ilgili faaliyet gösterdi. O, Jean-Bertrand Aristide'nin başkanlığı döneminde resmi devlet görevi taşımadı, ancak “birinci hanım” statüsü çerçevesinde eğitim ve sosyal projelere destek verdi. Sonraki yıllarda da kamuoyu önündeki konuşmaları ve sosyal konularla ilgili duruşuyla tanındı.

1973 yılı 11 Eylül'de Şili'de meydana gelen askeri darbe sırasında Devlet Başkanı Salvador Allende'nin eşi Hortensia Bussi de Allende ülkede bulunuyordu. Resmi kaynaklarda belirtiliyor ki, General Augusto Pinochet'nin liderliğinde gerçekleştirilen darbe ve başkanlık sarayı “La Moneda”ya saldırı sırasında Hortensia Bussi doğrudan olay yerinde değildi, ancak darbenin ilk günlerinde Şili'yi terk etmeye mecbur kaldı.
Bilgiye göre, darbeden sonra Hortensia Bussi önce Meksika'ya, daha sonra Küba'ya gitti ve uzun yıllar sürgün hayatı yaşadı. O, eşinin ölümünden sonra uluslararası platformlarda Şili'de askeri diktatörlük döneminde meydana gelen insan hakları ihlallerini gündeme getiren temel simalardan biri olarak tanındı.
Belirtmek gerekir ki, Hortensia Bussi mesleği gereği öğretmendi. Salvador Allende'nin başkanlığı döneminde resmi devlet görevi taşımadı, ancak “birinci hanım” statüsü çerçevesinde sosyal adalet, kadın hakları ve düşük gelirli ailelerle ilgili girişimlere destek verdi. 1973 yılından sonra ise o, esasen siyasi sürgün olarak faaliyet göstererek Allende mirasının ve Şili'de demokrasi mücadelesinin sembolik figürlerinden birine dönüştü.

Ferah Pehlevi İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin 3. eşidir. O, şahın eşleri arasında “Şahbanu” unvanını almış tek hanımdır.
Ferah Pehlevi şahın önceki iki eşinden farklı olarak ona varis (erkek evlat) dünyaya getirebilmişti.
Şahın üç eşi arasında sadece onun için taç giyme töreni (1967) düzenlendi, ona “Şahbanu” unvanı verildi. 21 yaşındaki Ferah ve 40 yaşındaki Muhammed Rıza Pehlevi'nin düğünü 1959 yılı 21 Aralık'ta gerçekleşmişti. Bu evlilikten onların dört çocuğu oldu: Rıza Kir Pehlevi (1960), Ferahnaz Pehlevi (1963), Ali Rıza Pehlevi (1966), Leyla Pehlevi (1970).
Muhammed Rıza Pehlevi 16 Eylül 1941 tarihinden 11 Şubat 1979 tarihine kadar İran'da şahınşah oldu. 1979 yılında İran'da şahınşahlık lağvedildi, devrim sonucunda şah iktidarı devrildi ve İran İslam Cumhuriyeti ilan edildi.
Sonuç olarak şah ailesi vatanı terk ederek göç etti ve Mısır'da sığınma aldı. Muhammed Rıza Pehlevi şah 27 Temmuz 1980 tarihinde 60 yaşında Mısır'ın başkenti Kahire'de kanserden öldü. Onu El-Rifahi camisinde defnettiler.
Şahın ölümünden sonra Mısır başkanı Pehlevi ailesine yaşamaları için saray tahsis etti. Ancak Mısır başkanının suikasta uğraması sebebiyle Ferah Pehlevi ve ailesi bu ülkeyi terk ederek, ABD devlet başkanı Reagan'ın davetiyle okyanusun ötesine gitti.
2001 yılında Ferah Pehlevi'nin kızı prenses Leyla ABD'de vefat etti.
2011 yılında aileye bir sonraki talihsizlik yaşandı. Muhammed Rıza Pehlevi'nin küçük oğlu Alirıza Pehlevi kendini kurşunla vurarak intihar etti.
Bugün şahbanu Ferah Pehlevi Washington'da yaşıyor. Büyük oğlu Rıza Pehlevi de ailesiyle birlikte Washington'dadır. İranlı göçmenlerin bir kısmı onu "şehzade" olarak adlandırıyor. Babasının vefatından sonra Rıza Kir Pehlevi varis olarak bu unvanı aldı. Sürgündeki İranlılar Ferah Pehlevi'ye eskisi gibi “Şahbanu” diyerek hitap ediyorlar.
Pehleviler ailesi halihazırda İran'da "istenmeyen aile" statüsü taşıyor.