ABD dolarının ana para birimleri karşısında son dört yıla yakın dönemin en düşük seviyesine inmesi küresel ekonomik piyasalarda yeni bir tartışma konusu yarattı. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland ile ilgili açıklamaları, Küba ve Venezuela ile yaşanan gerilim dünya piyasalarında ek belirsizlik yaratarak yatırımcıların riskten kaçınmasına neden oldu. Borsa piyasaları istikrarsızlıktan çekindikleri için geleneğe uygun olarak kriz zamanlarında altın ve gümüşte güvenli liman arıyorlar. Dolara olan bağımlılıklarını azaltmak için dünyanın çoğu Merkez bankası değerli metaller almaya başladı ve bu da altın ve gümüşün son fiyat artışlarını teşvik etti.
Böyle bir küresel tabloda doların zayıflamasının Azerbaycan ekonomisine, özellikle manatın istikrarına olası etkileri de gündeme geliyor.
Modern.az'a yaptığı açıklamada Milli Meclis Ekonomi Politikası, Sanayi ve Girişimcilik Komitesi üyesi Vüqar Bayramov, ABD dolarının dünya piyasasında değer kaybetmesinin doğrudan küresel jeopolitik gerilimin artmasıyla ilgili olduğunu belirtti.
“Bu süreç doğal olarak doların kuruna doğrudan etki ediyor. Aynı zamanda yatırımcılar riskli alanlara yatırım yapmada daha temkinli davranıyorlar. Özellikle, altın piyasasında gözlemlenen artışlar bunu açıkça gösteriyor. Son bir yıl içinde yatırımcıların altına yönelimi güçlendi. Sonuç olarak altının bir gramının fiyatı 170 dolara kadar yükseldi ki, bu da son bir yılda yaklaşık yüzde 84'lük bir artış demektir. Bu eğilim ABD dolarının diğer para birimlerine, özellikle de rezerv para birimlerine kıyasla konumuna etki ediyor”.
Milletvekili ekledi ki, dolar kurunun düşmesi fonunda manatın dolara karşı güçlenmesi beklenmiyor:
“Çünkü mevcut aşamada manatın kurunun dolar veya diğer para birimlerine karşı yükselmesi öncelik olarak kabul edilmiyor. Merkez Bankası'nın konumu da gösteriyor ki, temel amaç mevcut kur seviyesinin korunmasıdır. Bu açıdan 2026 yılında da manatın kuru doğrudan Merkez Bankası'nın politikasından bağımlı olacaktır. Azerbaycan dalgalı kur rejimine geçmediği için manatın kurunun oluşmasında Merkez Bankası'nın kararları belirleyici rol oynamaktadır ve bu faktör 2026 yılında da esas olarak kalacaktır”, - diye V.Bayramov belirtti.