Dünya piyasasında petrol fiyatlarında gözlemlenen artış ve dalgalanmalar, Azerbaycan ekonomisi üzerindeki olası etkileri yeniden gündeme getirdi. Özellikle enerji gelirlerine bağımlı ülkeler için bu değişiklikler hem milli para biriminin istikrarı hem de bütçe göstergeleri açısından özel bir önem taşıyor. Mevcut durumda manatın kuruna etkinin hangi seviyede olduğu ve uygulanan politikanın bu süreçleri ne ölçüde dengelediği dikkat çekiyor. Aynı zamanda, petrol gelirlerindeki artışın ekonomik büyümeye, petrol dışı sektörün gelişimine ve uzun vadeli sürdürülebilirliğe etkisi de tartışma konusu haline geliyor. Merak ediliyor, mevcut jeopolitik gerginlik ve resmi ateşkes fonunda küresel enerji piyasasındaki değişikliklerin Azerbaycan ekonomisi için yarattığı fırsat ve riskler nelerdir?
Mevcut süreçlerin ülke ekonomisine etkisini Modern.az'a yorumlayan Milli Meclis Ekonomi Politikası, Sanayi ve Girişimcilik Komitesi üyesi Vüqar Bayramov, petrol fiyatlarının artmasının ülkeye daha fazla döviz girişine neden olduğunu ve bunun da doğrudan döviz teminatını etkilediğini belirtti.
"Genel olarak milli para biriminin kuru hem ülkeye giren dövizin hacmine hem de döviz piyasasındaki talebe bağlıdır. Enerji ürünlerinin fiyatının yüksek olduğu dönemlerde Azerbaycan'a giren dövizin arttığını gözlemliyoruz ki bu da döviz piyasasında dengenin korunması açısından önemli kabul ediliyor. Bu açıdan petrol ülkeleri için yüksek petrol fiyatları daha fazla döviz demektir ve sonuç olarak milli para biriminin korunması için ek imkanlar yaratır.
Bununla birlikte, son ABD-İran ateşkes anlaşmasından sonra dünya piyasalarında doların sepet para birimlerine kıyasla belirli ölçüde zayıflaması gözlemlendi. Özellikle doların avroya kıyasla kurunda son günlerde azalma kaydedildi. Ancak tüm bunlara rağmen, şu anda manatın güçlenmesi öncelikli değil. Merkez Bankası'nın temel hedefi manatın mevcut kurunun korunmasından ibarettir."
Milletvekili ayrıca, petrolün dünya piyasasındaki fiyatının sadece döviz girişlerine değil, aynı zamanda devlet bütçesinin gelirlerine de doğrudan etki ettiğini vurguladı:
"Şöyle ki, devlet bütçesi gelirlerinin yaklaşık yüzde 43'ü petrol sektörü hesabına oluşuyor. 2026 yılı devlet bütçesinde ise bir varil petrolün fiyatı 65 dolar seviyesinde öngörülmüştür. Mart ayında petrolün dünya piyasasındaki fiyatı son dönemlerin en yüksek göstergelerinden biri oldu ve bu, esasen bölgede yaşanan jeopolitik gerginliklerle ilgilidir. Bununla birlikte, bir aylık fiyat değişiklikleri yıllık değerlendirme için esas sayılmaz. Genel eğilim, petrolün dünya piyasasındaki fiyatının yüksek kalması ve mevcut küresel, aynı zamanda bölgesel riskler fonunda yakın zamanda keskin bir ucuzlama öngörülmemesidir.
Ateşkesten sonra fiyatlarda belirli bir düşüş gözlemlense de, son günlerde yeniden artış kaydedildi. Şöyle ki, "Brent" markalı petrolün fiyatı yüzde 3'ten fazla yükseldi. Bu ise, petrol piyasasında henüz tam bir istikrarın oluşmadığını gösteriyor."
V. Bayramov, yüksek petrol fiyatlarının sonuç olarak devlet bütçesine daha fazla kaynak girişine imkan sağladığını da ekledi:
"Esas avantaj ise döviz gelirlerinin artmasıdır. Bununla birlikte, bu durum belirli riskleri de yaratır. Bir yandan küresel piyasalarda fiyat artışı ithal edilen ürünlerin pahalılaşmasına etki eder. Diğer yandan ise yüksek fiyatlardan sonra piyasada volatilitenin artması ve belirli bir süreden sonra keskin ucuzlama riski yükselir. Bu durumu biz 2014-2015 yıllarında da gözlemlemiştik.
Bu açıdan Azerbaycan için daha uygun olan sabit petrol fiyatlarıdır. Çünkü keskin dalgalanmalar ekonomik istikrar açısından ek riskler yaratır. Yüksek fiyatlar fonunda volatilitenin artması bir sonraki aşamada fiyatların azalması ihtimalini de güçlendirir."
Milletvekili aynı zamanda, petrol gelirlerinin artmasının petrol dışı sektörün gelişimi için finansal imkanları genişlettiğini ve bu alanın daha aktif bir şekilde desteklenmesine ortam sağladığını belirtti:
"Genel olarak, manatın kuru ülkeye giren dövizin hacmine bağlıdır. Bununla birlikte, Azerbaycan dalgalı kur rejimine tam geçmediğinden, bir sonraki aşamada da manatın kuru doğrudan Merkez Bankası'nın konumuna bağlı olarak kalacaktır," diye sözlerini tamamladı.