“Alim'i uzun zamandır azarlamıyorum. Gençken tavsiyelerimi dinlerdi. Sonra Halk Sanatçısı oldu, meşhurlaştı, bu yüzden hiçbir şey söylemiyorum”.
Bu sözleri hanende, gazelhan Ağakərim Nafiz APA'ya verdiği röportajda söyledi.
Alim Qasımov'un enstitüyü bitirdikten sonra öğrenci olarak yanına geldiğini belirtti:
“Şunu da söyleyeyim ki, makam icra ederken oturmanın da kendine göre bir kuralı vardır. Örneğin, Alim doğru oturmuyor, çünkü bunu ona öğretmedim. Kasten öğretmedim, çünkü o zaten öyle şeyleri başkalarından öğrenmeye başlamıştı. O yerde doğru oturmuyor. Kafkas hanendesi öyle oturmaz. O, İranlıların oturma şeklidir. O, yerleşik halklara aittir, biz ise göçebeyiz. Biz diz üstünde oturmalıyız”,- diye A.Nafiz söyledi.
Modern.az bu fikirlere ilişkin görüşünü öğrenmek için Halk Sanatçısı, hanende Alim Qasımov ile iletişime geçti.
“Ağakərim Nafiz benim dostumdur, kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir, üstadımızdır. Ben hiçbir zaman, hatta rüyamda bile onun benim hakkımda bir şey söyleyeceğini hayal etmem. Ama ne söylediyse, ister iyi olsun, ister kötü, helal hoş olsun, ben onun söyledikleriyle razıyım. Çünkü Ağa Kerim'in söylediği her fikir benim için kabul edilebilirdir. Açıkçası, hangi fikri dile getirdiğini bile bilmiyorum, ama ne söylediyse, razılaşıyorum”,- diye A.Qasımov söyledi.
Ağakərim Nafiz'in hanendenin oturuş tarzıyla ilgili fikirlerine ise Alim Qasımov şöyle yanıt verdi:
“Buna cevap olarak şunu söylemek istiyorum ki, Ağakərim'e deyin: eskiden sandalye yokken insanlar nerede oturuyordu? Hepimiz yerde oturuyorduk. O zamanlar sofra da yerde açılırdı, yemek de yerde yenilirdi. Sandalye kavramı sonradan ortaya çıktı. Siz gençsiniz, bunu bilmeyebilirsiniz, ama biz o dönemleri gördük”.
Hanende aynı zamanda, büyükten, küçükten, usta sanatkarlardan da hala öğrendiğini söyledi:
“Allah herkesin vefat edenlerine rahmet eylesin. Bu sanatın “bitirdim” denilen bir noktası yoktur. Sanat ömür boyu devam eden bir yoldur. Bu yüzden Ağakərim ne derse helal hoş olsun”,- diye A.Qasımov kaydetti.