İqbal Ağazadə: "Cumhurbaşkanı I. Petro'dan kalan sorunu kökünden çözdü"
“Azerbaycan siyasetinde yeni bir dönem başlayacak”
Ümit Partisi Genel Başkanı İqbal Ağazadə iç siyaset, parlamentin faaliyetleri ve bölgedeki değişen jeopolitik dinamiklerle ilgili açık duruşuyla tanınıyor.
Modern.az-a verdiği bu röportajda o, mevcut siyasi süreçler, hükümet–muhalefet ilişkileri, sosyal-siyasi reformlar ve önümüzdeki döneme ilişkin perspektiflere dair sorularımızı yanıtladı.
Ümit Partisi Genel Başkanı ile röportajı sunuyoruz.
- İqbal Bey, neden Azerbaycan siyasetinde bir hareketlilik yok?
- 1988 yılında halk hareketi başladıktan sonra partileşme aşamasına geçildiğinde, siyasi partilerin mücadele ettiği sloganların birincisi “Karabağsız Azerbaycan yoktur!” sloganıydı ve insanlar ideolojik açıdan da bu milli sorun üzerine odaklanmıştı. Dikkat edersek görürüz ki, tüm seçimlerde, durumsal mitinglerde, yahut etkinliklerde, toplantılarda düzenli olarak tartışılan mesele Karabağ problemiydi, yani milli sorunların ön planda olmasıydı.
2020 yılının 27 Eylül'ünde başlayan 44 günlük Vatan Savaşı ve 2023 yılının 19–20 Eylül'ünde gerçekleştirilen antiterör tedbirleri ile 30 yıl boyunca siyasi partilerin ideolojik ve mücadele taktiğine, stratejisine dönüşmüş bir sorun kökünden çözüldü. İki asırlık bir sorunun çözümü fiilen Güney Kafkasya'yı Rusya'nın pençesinden kurtarma yönünde çok büyük bir yol açtı, çok büyük bir umut yarattı.
Siyasi partilerin insanlarla temasta yıllarca kullandıkları topraklarımıza sahip çıkma ideolojisi tüm partilere aitti. Hiçbir parti bunun dışında kalmadı. İktidar partisi de bunun üzerinde ideolojik propaganda kurdu, muhalif partiler de bunun üzerinde pozisyonlarını şekillendirdi. Zamanla herkes birdenbire halk ve siyasi teşkilatlar için yeni bir merkez aramaya başladı. Egemenliğin ve bağımsızlığın tam olarak yeniden tesis edilmesinden sonra seçmene farklı, yeni mesajlar vermek gerekti ve seçmen artık bu mesajları farklı şekilde almayı düşündü.
Bu nedenle ne seçmen, ne de büyük anlamda siyasi partilerin çoğu bu sürece henüz hazır değil. Seçmenle ilgili çeşitli fikirler ifade edilebilir. Ancak toplumun hem sosyal açıdan, hem ideolojik açıdan, hem de sırf işitme ve kavrama bakımından kabul ettiği bir sorun vardı - o da çözüldü.
Şimdi seçmene ne söylersen söyle, henüz bunu mefkûresinde şekillendirmesi gerekiyor. Siyasi aktiviteyi koşullandıran temel faktörler ise şu anda ortada değil.
Diğer yandan, son dönemlerde yaşanan olaylar fonunda demokrasi ve evrensel değerler uğruna mücadele eden ülkelerin büyük çoğunluğunda ciddi kataklizmler yaşandı. Ukrayna'da, Arap ülkelerinde, Moldova'da, Gürcistan'da, Ermenistan'ın kendisinde ve diğer ülkelerde yaşanan süreçler bunu gösterdi.
Bütün bunlar da Karabağ'dan sonraki temel konularla örtüşen demokrasi ve evrensel değerler meselesinde seçmeni düşünmeye mecbur etti. Acaba yaşananlar, Ukrayna'da, Gürcistan'da, Ermenistan'da veya Arap ülkelerinde demokrasi uğruna yapılan mücadelelerin sonunun gerçekten de beklenen sonucu verdiğini mi gösteriyor? Belki de bu meseleye biraz farklı bir yönde varsayımlarla yaklaşmak, yahut dünya düzeninin yeni bir aşamaya adım atması için beklemek mi gerekiyor? Bütün bu faktörler ise genel olarak siyasi aktiviteyi düşüren sebeplerdir.
Siyasi manzarada bir sonraki aşama olacak, elbette. Demokrasi uğruna, evrensel değerler uğruna, siyasi partilerin ideolojileşmesi yönünde ve genel olarak bu tip sorunların çözümünden sonra gündeme gelen ikinci temel mesele sosyal sorunların çözümüdür.
Biraz daha sosyal meselelere yakın pozisyonlar siyasetin ana hattını, programını teşkil edecek.
- Bu neye yol açacak?
- Siyasi partiler artık slogan partisi olmaktan çıkmalıdır. Partilerin büyük çoğunluğu tam da slogan partileriydi. Halihazırda slogan partisi olmak toplumun düzenine uygun değil. Şimdi somut bir program kurmak gerekiyor.
2024 yılının Ocak ayında Ümit Partisi topluma yeni bir program sundu. Belirtmeliyim ki, slogan atmaktan değil, program partisi konumundan hareket etmek o kadar da kolay değil. Bu nedenle Azerbaycan'da çok siyasi parti kalmayacak. Yeni döneme partilerin siyasi spektrumunun oluşumu aşaması da denilebilir. Belirttiğimiz gibi, artık tüm partilerin ortak ideolojisi - önceki Karabağ sorunu çözümünü buldu. Benim makalem de yayımlandı: Sadece Azerbaycan'da değil, Azerbaycan siyasetinde de yeni bir dönem başlayacak. Bu, geç olabilir. Ama gerçekleşecek.
Azerbaycan seçmeninin buna hazır olma aşaması da zaman alıyor. İnsanımızın şükranlı olması geciktiren bir faktördür. Seçmen, Karabağ'ın alındığını düşünüyor. Oluşan memnuniyet durgunluğa neden oluyor. Dünyada ideolojik devlet kurma dönemi bitti. İdeolojik sisteme mutlaka alternatif çıkıyor. Hukuki sistem ise tektir, alternatifi olmaz. Şimdi dünyada hukuki devletler kuruluyor.
Hem de modern, uluslararası hukuka dayanmak zorunludur. Tarihi hukuki yapılar modernlikle örtüşmüyor. Onlar ideolojiye karışmış bir form aldı. Hukuki devlet modelinde herkesin hakkı tanınır.
Ümit Partisi olarak biz hukuki devlet inşası için mücadele ediyoruz. Toplumun her bir üyesinin hakkının tanındığı ve devletin de hakkına el uzatılmayan bir yapı için.
- Halihazırda kaç parti üyeniz var?
- 58 binden fazladır.
- Ümit Partisi'ni diğer muhalif partilerden ayıran temel özellikler nelerdi...
- Biz tüm dönemlerde devlete bağlı olduk ve devlet meselesini ön plana çıkardık. Evrensel değerleri savunurken de devletin güçlü olmasını temel şart olarak öne sürdük. Süreçlere sevgiyle yaklaştık, düşman pozisyonuyla hiçbir zaman bakmadık.
Tüm dönemlerde iktidarı ve muhalefette olanları yalnızca rakip olarak gördük. Düşman değil, tam da rakip olarak gördük ve keskin bariyerlerin çekilmesine izin vermedik. Bugün toplum hızla o yöne gidiyor ve seviniyoruz ki, bu yolu biz açtık. Yıllar boyunca siyasi ilişkilerde barış ve hoşgörü ilkesini öne sürdüğümüzde bize ironiyle yaklaşanlar oldu.
2025 yılıdır, şimdi herkes barıştan, ilişkiler sisteminden bahsediyor, henüz 2006 yılında bizim sunduğumuz yol artık görünüyor. 2008 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk medeniyeti biz gösterdik. O zaman biz gerçek bir muhalif adaydık. Ümit Partisi'ni ABD Dışişleri Bakanlığı da parlamentoda bulunan muhalif bir teşkilat olarak tanıyordu.
O dönemde bile hümanist bir yaklaşım sergiledik. Cumhurbaşkanına faaliyetlerinde başarılar diledik ve gelecekte nelerin dikkate alınması gerektiğini belirttik.
- Uluslararası düzeyde herhangi bir işbirliği var mı?
- Tüm alanlarda uluslararası diplomatik kordiplomatiklerle ilişkilerimiz var. Ama dünyanın kendisinde bugün başka bir manzara var. Amerika Birleşik Devletleri bugün beyan ediyorsa ki demokrasi her ülkenin iç işidir, demokrasi için herhangi bir ülkeyle masa başında konuşmayacak, demek ki, şartlar değişti. Yani diplomatik kordiplomatiklerin bakış açısı da değişti. Biz de düşünüyoruz ki, demokrasi her ülkenin iç işidir. Ama demokrasi evrensel bir değerse, herkes bununla meşgul olmalı ve uluslararası düzeyde araştırılmalıdır.
- Sizce, muhalefet neden toplumu arkasından sürükleyemiyor? Başka bir deyişle, neden toplum muhalefete inanmıyor?
- Siz öyle mi sanıyorsunuz, iktidarın arkasından mı gidiyorlar? Burada soru ortaya çıkıyor: iktidar derken şahısların hepsi mi kastediliyor, yoksa İlham Aliyev mi? Konu İlham Aliyev'den gidiyorsa, halk onu kabul ediyor. Çünkü İlham Aliyev 200 yıllık sorunu kökünden çözdüğü için halk bugün onun arkasındadır. Cumhurbaşkanı I. Petro'dan kalan sorunu kökünden çözdü. Azerbaycan'ı güçlü bir devlete dönüştürdü, uluslararası alanda söz sahibi yaptı. Artık dünyada Azerbaycan'la hesaplaşıyorlar. Ama Yeni Azerbaycan Partisi'nde temsil olunan şahısları, aynı zamanda, Milli Meclis'teki milletvekillerini çıkarın halkın karşısına. Görün, kim onları destekleyecek?
Mesele başka bir şeydedir. Mesele şudur ki, henüz insanların isteğini ortaya koyan siyasi teşkilatlar yok. Kimin kim olduğunu görmek için ise mutlaka demokratik seçimlere gitmek gerekiyor.
- AXCP ve Müsavat fonksiyonerleri ülkede yalnızca kendilerini gerçek muhalefet olarak görüyorlar...
- Ben insanların kendileri hakkındaki düşüncelerine göre onlara bir şey söyleyemem. Biri kendini "Allah" olarak görebilir, biri şiir yazmayı bilmeden kendine şair diyebilir. Ben ne demeliyim ki?
- İktidarla diyalog yürüten muhalif partilere "otobüs muhalefeti" adı verenlere sözünüz nedir?
- Bu, Ramiz Mehdiyev'in sözüydü. Biz, Azerbaycan muhalefetinin üyeleri otobüsle yalnızca Karabağ'a gitmişiz. Otobüsle başka gidecek bir yerimiz olmadı. O dönemde otobüsle gitmemiz doğaldır. Çünkü program üzere hareket ediyorduk. Karabağ'a şahsi otomobille gitmeye izin yoktu ve belirli bir güzergah hattıyla hareket ediyorduk. Bize vatan lazımdı, biz oraya at arabasıyla da gitmeye hazırdık. 30 yıllık hasret sona eriyordu.
- İqbal Bey, siz de aslen Füzuli'densiniz. Göçüp orada yaşar mıydınız?
- Ben Bakü'de doğdum, burada okudum. Bazen Azerbaycan'ı büyük görüyoruz. Azerbaycan'ın arazisi küçüktür. Herhangi bir ilçeye ulaşmak için büyük mesafe katetmiyoruz. Benim için Azerbaycan'ın her yeri vatandır. Kazah'ta da kalırım, Astara'da da. Hiçbir farkı yok.
Burada şartlar ve iş programı meselesi önemlidir. Esas olan iş ortamıdır. Arazi, ilçe olarak bunun hiçbir önemi yoktur.
- İktidara alternatif olabilmesi için muhalefette ne eksik?
- Demokratikliğin ve siyasi kurumsallaşmanın Azerbaycan'da çok zayıf olması. Bunlar olursa, zamanla her şey kendi yerini bulacak. Esas sorun ise siyasi kurumsallaşmanın oluşumu için yasal çerçevenin yeterli olmamasıdır.
- Sizce, bugün ülkede hangi siyasi reformlara ihtiyaç var?
- Çok büyük siyasi reformlara ihtiyaç var. Birinci olarak Anayasa'nın reformuna ihtiyaç var. Az önce dediğim gibi, siyasi kurumların fonksiyonunu ve toplumdaki yerini, rolünü gösteren yasal çerçevenin oluşturulması zorunludur.
Yasal çerçevede siyasi partilerin iktidara gelme mekanizmasının yansıması görünmelidir. Azerbaycan'da birey olarak da gidip seçimlerde yer almak mümkündür. Peki bu durumda siyasi kurumların fonksiyonu nedir? Kurumların fonksiyonunun güçlendirilmesi yönünde yasal çerçevede iyileşme olmalıdır.
Diğer yandan, yönetim mekanizmasında belirli makamların rolü artmalıdır. Belediyelerin rolü artmalıdır. Parlamentin rolü artmalıdır, hesap verebilirlik olmalıdır. Bugün parlamentoda Disiplin komisyonu denilen bir kısım var. Komisyon milletvekili hakkında bir görüş yazabilir. Merkezi Seçim Komisyonu da onu mandattan mahrum edebilir. O Merkezi Seçim Komisyonu ki, onu Milli Meclis ayrı ayrı şahıslardan teşkil etmiştir. Böyle bir durumda kurumsallaşma mümkün değil.
Kısacası, iktidara gelme mekanizması basitleştirilmezse, çok zor olacak.
- Toplumda böyle kalıplaşmış bir fikir var ki, muhalefet iktidara karşı sert bir tutum sergilemelidir.
- Yanlış bir fikirdir. İktidar düşman değil ki, biz kalkan çekelim. İktidarda da temsil olunanlar ülkemizi uluslararası düzeyde temsil eden, içeride ise yönetimi teşkil eden Azerbaycanlılardır. Ben neden ömrüm boyunca "kılıç-kalkan"la konuşayım? Onunla lazım gelirse, masaya da oturacağız, meseleleri de müzakere edeceğiz. Profesyonel siyasi tutum şudur ki, sorunun kendisine odaklanasın. Bu bakış sürecinde karşı tarafla sert de olabilirsin, yumuşak da olabilirsin.
Siyaset kavga değildir. Siyaset diplomasiyse, onun kapısı her zaman açık olmalıdır.
- Peki mevcut iktidarın ciddi bir kusuru olmasa bile, iktidarın değişmesinin taraftarı mısınız?
- Dünya ülkelerinde cumhurbaşkanları kötü oldukları için değişmezler. Hayır. İyi hizmet de göstere bilirler. Mesele şudur ki, değişiklik durgunluk olmasın diyedir. İktidara gelme mekanizmaları işler durumda olsun. Azerbaycan iktidarına bakalım. Yapıda ne kadar düzeltmeler oluyor. Sorunu çözüyorlar, diğer sorunlar ortaya çıkıyor. Bu, yenilenmemenin sonucudur. Örneğin, icra başkanlarının sorumluluğu belediyelere havale olunsaydı, bu sorunların önüne hayli geçilmişti.
Tarih tecrübesi gösteriyor ki, en iyi işleyen iktidarların bile yüzde otuz muhalefeti var. Bizim parlamentoda yüzde otuz muhalefet var mı?
- Belirttiniz ki, iktidarla lazım gelirse, masa başında konuşmak gerekiyor. İktidara hangi teklifleri verirdiniz?
- Biz artık programımızı iktidara sunmuşuz. 44 günlük Vatan Savaşı'ndan sonra biz neyi nasıl görmek istiyorsak, onu söylemişiz. İnsan hakları, seçim reformları, Anayasa reformları - bunlar hakkında tekliflerimizi vermişiz. Böyle bir soru ortaya çıkabilir ki, ne olmuş yani vermişsiniz, iktidar sizin dediklerinizi hayata geçiriyor mu? Eğer iktidar benim teklifimin hepsini yerine getirseydi, neden iktidar olurdu?
Bizim misyonumuz teklif vermekse, onun da yetkisi teklifi analiz etmek, topluma, iktidara, devlete faydalı olanlarını kabul etmektir.
- Bizim gençler neden siyasetten uzaklar?
- Gençleri demeyelim, toplumumuz siyasi süreçlerden maalesef uzaktır. Gençlik hakkında yanlış bir tasavvur var. O gençliktir ki, Karabağ'ı azat etti. Lazım geldiğinde sözlerini siyasi düzeyde de söyleyecekler. Siyasi aktivite dönemi olduğunda, gençler de orada mutlaka olacaklar.
- Teşkilatınızda sizi ikame edebilecek genç var mı?
- Çoktur. Partimizin genç fonksiyonerleri ne kadar derseniz var. Onlar sosyal ağlarda aktifler, görüş yönlendiriyorlar, fikir belirtiyorlar. Azerbaycan'da ikinci bir muhalif parti yoktur ki, bu anlamda kitle iletişim araçlarında bizim kadar konuşma yapsın.
- Gelecek yılda Ermenistan'la ilişkilerde hangi beklentileriniz var?
- Barış anlaşmasının imzalanmasını bekliyorum. Ve çok istiyorum ki, Güney Kafkasya birliği anlayışı gündeme gelsin. Çünkü dünya bize Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan bağlamından değil, tam da Güney Kafkasya bağlamından yaklaşıyor. Avrupa Birliği modelinde bir Güney Kafkasya Birliği kurulsun. Bu bizi dış etkilerden koruyabilir, hem de içeride demokratikleşme yönünde fayda sağlar. Aynı zamanda, ekonomik açıdan çok elverişli bir model olurdu. Burada Azerbaycan'ın önemi özeldir. Çünkü nüfusumuz Gürcistan ve Ermenistan nüfusundan daha fazladır. Bizim Zengazur'a dönmemiz için de bu çok amaca uygun bir teşkilat olurdu. Türk halkları birliği için bu bir köprü rolünü oynardı. Ben bu konuda henüz basında çok konuşmak istemiyorum.
- Öyle anlaşılıyor ki, siz artık bölgede çatışma riski görmüyorsunuz...
- Çatışma riski görünmüyor. Bölgede Rusya faktörü yoksa, ihtimal de yoktur. Rusya'nın etkisiyle bu mümkün olabilir.
- İqbal Bey, "Ramiz Mehdiyev olayı" hakkında ne düşünüyorsunuz?
- "Ramiz Mehdiyev olayı" hakkında soruşturma düşünmelidir, ben neden düşüneyim ki?
- Peki sizi de Ramiz Mehdiyev'le gizli işbirliğinde itham edebilirler mi?
- Hayır, hiç kimse bunu yapamaz. "Ramiz Mehdiyev olayı" hakkında itham edilmeyecek adamlardan birisi tam da benim. Ömrümde Mehdiyev'le hiç görüşmedim, görevde olduğum zaman ona karşı dört makaleyle çıkış yapmışım. Bu, 2009, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında yazdığım makalelerdir. Benim onunla bir derdim olmadı, kusurlar hakkında yazmışım. Lakin şimdiki durumda kim devlete, vatana ihanet ithamıyla soruşturmaya tabi tutulursa, bu çok ciddi bir meseledir. Kim Azerbaycan'a ihanet ettiyse, en sert şekilde cezalandırılmalıdır. Aynı zamanda, kimin ihanette adı yoksa, soruşturmaya tabi tutulmasının aleyhindeyim. Masumiyet karinesi prensibine göre soruşturmanın sonucu bilinmeden önce hiç kimseye suçlu denilemez. Bu yüzden sonucu bekliyorum.
- 6. dönem parlamentoya seçimlerde yer aldınız, ancak bölgenizin sonuçları iptal edildi. Orada Ramiz Mehdiyev'in parmağı olabilir miydi?
- Bunun sebebi kanun ihlaliydi ve Azerbaycan seçim tarihinde ilk defa idi ki, bir bölgenin tüm sandıklarının sonuçları iptal ediliyordu. Aslında, bana haksızlık oldu. O seçimlerde ben galip gelmiştim. Elimde resmi protokoller var. O protokollerin ister video versiyonunu, ister kağıt formatını sosyal ağlarda delil olarak yaydık. Açık zaferimizin üzerinden çizgi çekmek Merkezi Seçim Komisyonu'nun ve iktidarın kusuruydu.
- O seçimlerde esas rakibiniz olmuş Rauf Arifoğlu ile ilişkiniz nasıl, konuşuyor musunuz?
- Hayır.
- Faaliyetinizde kendiniz için belirlediğiniz kırmızı çizgi var mı?
- Çoktur. İnsan ailede, toplumda yaşar. Bu, kırmızı çizgileri koşullandırır. En büyük kırmızı çizgilerimiz terbiyedir, etiktir, devlete sadakattir, toplumun menfaatine dokunmamak ve en önemlisi adalettir.
- Siyasette dostluk mümkün müdür? Öyleyse, dostlarınız kimlerdir?
- Elbette, mümkündür. Bazen siyasete öyle bakıyorlar ki, sanki iğrenç bir şeye bakıyorlar. Benim siyasette düşmanım yok. Herkes dostumdur.
- Hangi işinizi kendiniz için yanlış kabul ettiniz?
- Onu toplum değerlendirecek. Kendim düşünmüyorum ki, devlet, vatan, toplum karşısında herhangi bir yanlışım oldu. Dışarıdan birinin bakışına göre yanlış görünebilirim. Ama ben siyasi faaliyetimde toplumuma, devletime, işime karşı dürüst oldum ve hiçbir zaman hataya yol vermedim.
- İktidarda olsaydınız, hangi üç düzeltmeyi ilk olarak hayata geçirirdiniz?
- Birinci olarak yönetime düzeltme yapardım. İkinci olarak, Azerbaycan'ın yargı yargı-hukuk sisteminde büyük reformlar olmalıdır. Üçüncüsü, ilişkiler sistemini yeni bir aşamaya taşırdım. Daha yumuşak ilişkilere ihtiyacımız var. Burada söz iktidar-toplum ve siyasi kurumların ilişkisinden gidiyor.
- Bizim siyasi arenada esas problem olarak şahısları mı görüyorsunuz, yoksa siyasi sistemi mi?
- Hem yönetimde, hem de muhalefette mesele şahıslarda değil. Dikkat ederseniz, iktidara yaklaşıldığında tüm dönemlerde, tüm aşamalarda şahıslar değişmiş, ama sorunlar değişmemiş. Sorunlar ya yerinde kalmış, ya da aşağı yukarı aynı olmuş.
Demek ki, mesele sistemdedir. Muhalefetin içinde de aynı süreç yaşanmış: insanlar değişmiş, bazıları gitmiş, bazıları gelmiş, ama mücadele metotları ve yaklaşımlar köklü şekilde değişmemiş. Bu da bir sistem sorunudur. Sistemin oluşumunda az önce belirttiğim sloganların ve temel yaklaşımların rolü büyüktür.
Kurumların doğru mecraya düşmesi mecburiyeti var. Dediğim gibi, yeni siyasi programlar ve bundan ileri gelen gerçek sloganlar düzenleyici faktör olmalıdır.
Görüyoruz ki, iktidar da sistemi yenilemeye çalışıyor. Tabuları yıkıyor, dokunulmazları kanun karşısına çıkarıyor.