Yarın “Yeni Sabah” haber sitesinin faaliyete başlamasının 7. yılı tamamlanıyor. Site 25 Ocak 2019 tarihinde kuruldu.
Yenisabah.az'ın faaliyete başladığı dönem, ülkede yüzlerce haber portalının mevcut olduğu, internet medya kaynakları arasında keskin rekabetin yaşandığı bir zamana denk gelse de, kısa sürede tanınmayı başardı.
Sitede toplumun tüm sosyal tabakalarını ilgilendirecek haberler, röportajlar, araştırmalar ve açıklamalar yayımlanmaktadır.
Bu vesileyle sitenin kurucusu Elnur Məmmədli Modern.az'a bir röportaj verdi.
İşte o röportajı sunuyoruz:
- Elnur Bey, bir haber sitesinin tanınmasında, geniş bir okuyucu kitlesi toplamasında zaman ne kadar önemlidir?
- Zamandan çok süreklilik daha önemlidir. Yani yüksek tempoda çalışmak ve bu sürekliliği korumak gerekir. Elbette, zamanın da belirli bir rolü vardır. Ancak haber sitesi zayıf çalışıyorsa, kamuoyunu etkileyemiyorsa ve özel haber yayımlamıyorsa, orada zaman faktörünün ciddi bir önemi kalmaz. Tanınmak ve reytinglerde ön sıralarda yer almak için ise birkaç önemli faktör olmalıdır: finans, profesyonellik ve doğru yönetim. Ekip doğru seçilmeli ve tüm bunlar için iyi bir finansal güvence gereklidir. Azerbaycan'da bütçesi çok büyük olan siteler var. Öyle siteler mevcuttur ki, onların aylık bütçesi bizim altı aylık bütçemize eşittir. Ancak baktığımızda görüyoruz ki, etrafına yakınlarını, akrabalarını toplamış. Sonuç olarak yönetim seviyesi de, habere yaklaşım da çok düşüktür. Böyle haber siteleri reyting ortamında ve özel haberler alanında neredeyse hiç görünmez.
- Son 7 yılda kurulan ve tanınan haber sitelerinin sayısı o kadar da fazla değil…
- Azerbaycan'da rekabetin en yoğun olduğu alanlardan biri medyadır. Biz faaliyete başladığımızda da boşluk olan bir alana gelmedik. Burada yer bulmak aşırı derecede zordu. “Yenisabah.az”ın ilk ayının bütçesi 2000 manata bile ulaşmıyordu. Üç kişiyle başladık. Uzun süre bu alanda çalışmıştım, kendime inanıyordum, yeterince tecrübem de vardı. Kendimi denemek istedim. Neden olmasın?! Bu süreçte kurulan, ancak başarı elde edemeyen sitelerin temel sorunu, gürültüye aşırı derecede bel bağlamalarıdır. Bir site kurulur, büyük bir gürültü olur, ancak süreklilik olmadığı için sonuç elde edilemez.
- “Yeni Sabah”ı kurma isteği nasıl ortaya çıktı? Bu bir istek miydi, yoksa mecburiyet miydi?
- Hiçbir mecburiyet yoktu. Aslında ağır bir yükün altına girmek, sorumluluk, uykusuz geceler demektir haber portalının yöneticisi olmak. Artık 26 yıldır medyadayım. Her zaman yaklaşık beş yılda bir iş yerimi değiştirdim. Değişikliği, yeniliği severim. Aynı zamanda yol olmayan yerlerden gitmeyi.
- Bir yerde beş yıldan fazla çalışmamak bir gazeteci için iyi midir, yoksa kötü müdür?
- Bence iyidir. Hatta sıradan bir çalışma odasında bile eşyaların yerini değiştirmek insana yeni bir motivasyon verir. İş yerini değiştirdiğinde de aynı etki oluşur. İnsan daha farklı düşünmeye başlar.

- Siz çalışanlarınızı sık sık değiştirir misiniz, yoksa onlar mı sizi değiştirir?
- Bu girişimle çok az durumda ortaya çıktım. Çünkü çalışanı işe alırken onu araştırmışımdır: önceki yazılarını okumuşum, eski yöneticileriyle iletişime geçmişim. Hem gazeteci olarak, hem de insan olarak ilgilenmişim. Bu yüzden sık sık değişiklik yapmadım. Doğrudur, şimdi gazeteciler kendileri iş yerlerini sık sık değiştiriyorlar. Burada temel sorun finans meselesidir. Bizden ayrılan çalışanların birçoğu sırf başka bir yerden daha iyi teklif aldıkları için gittiler. Buna da çok normal yaklaşıyorum.
- Çalışanlarınız arasında gençler çoğunlukta mı?
- Hayır. Orta yaş dengesini tutturabildik.
- Bazen haber sitelerinin üniversiteyi yeni bitiren, tecrübesiz mezunları işe almaktan çekindiğini görüyoruz. Sizin bu konuya yaklaşımınız nasıldır?
- Ben buna ilgiliyim. Çünkü insana kendini keşfetmesi için imkan yaratmak gerekir. Bu zamana kadar kim bize başvurduysa, hepsine elimden gelen imkanı sağladım. Geldiler, kendilerini denediler. Kendini bu alanda bulanlar da oldu, bulamayanlar da.
- “Yenisabah.az”ın temel çizgisi nedir? Örneğin, bazen manşette hem magazin, hem de resmi haberleri yan yana görebiliyoruz.
- Bizde bu dediğiniz konuyla ilgili özel bir prensip yoktur. Bunu bana birçok dostum söylüyor ki, manşette eğlence ve resmi haberin yan yana durması iyi görünmüyor. Ama ben böyle düşünmüyorum. Haber ilginçse, onu yayımlarız. Özel çizgiye gelince, açıkçası, bu konuda hiçbir fikrim yok. Olabilir ki, dışarıdan herhangi bir farklılık gözlemleniyor. Ama ben bunu görmüyorum. Biz habercilikle meşgulüz. Habere hizmet eden ne varsa, onu sitede yayımlıyoruz. “Yeni Sabah” sadece bana benzemiyor, site redaksiyonumuzda çalışan herkese benziyor. Ben bunu ilginç buluyorum. Ama Azerbaycan'da öyle siteler var ki, bakar bakmaz yöneticisini orada görmek mümkündür. Sanki ana sayfasında sitenin yöneticisinin portresi çizilmiş. Bizde ise muhabirler yazının resmini, başlığını rahatlıkla değiştirebilirler, editörün koyduğu başlığı, seçtiği fotoğrafı eleştirebilir.

- İsim seçiminiz de ilginçtir. Bu tip isimleri daha çok Türk medyasında görüyoruz.
- Azerbaycan medyasında ilginç isimlerin çoğu zaten siteler için kullanılmış. (Gülüyor) Bizim için de zor oldu. Açıkçası, ben “sabah.az” alan adını istiyordum, ancak o zaman bu alan adı başkaları tarafından alınmıştı. Bir süre faaliyet gösterdi, şu anda ise, bence, çalışmıyor. Ben de bu sebeple “sabah” kelimesinin önüne “yeni” ekledim. Hem benim için, hem de haber için yenilik olsun istedim. Genel olarak ise isim seçimi belirli ölçüde haber portalı için önemli kabul edilebilir. Ancak faaliyet o adı doğrulamadığında bunun hiçbir önemi kalmaz.
- İlk günle bugünü karşılaştırırsanız, hangi prensipler değişti, hangileri değişmez kaldı?
- Biz de ilk yıllarda biraz gürültüyle geliyorduk, iyisine kötüsüne bakmadan bütün haberleri veriyorduk. Şimdi ise haberleri daha seçerek yayımlıyoruz. Genel olarak, ciddi bir değişiklik yoktur. Aradan öyle de çok zaman geçmedi. Ben bu siteyi 20 yıllık tecrübeyle kurdum. Bu kadar tecrübe olduktan sonra insan prensiplerini sık sık değiştirmez. Ama medyaya ilk geldiğim günle bugünü karşılaştırsaydık, sadece prensiplerimde değil, karakterimde de hayli değişiklikler var.

- Yayımladığınız haberlere göre baskı, gayriresmi başvurular veya “rica”larla karşılaşıyor musunuz? Böyle durumlarda redaksiyon nasıl davranır?
- Çok karşılaştık. Dikkate alıp almamam başvurunun üslubuna bağlıdır. Rica eden kişi hangi tonda, ne diyor, - buna bakıyorum. İnsanlar var ki, haklarında bilgilerin yayımlanmasını istemiyorlar. Bunun sebebi de sosyal ağlarla ilgilidir. Sosyal ağların olumlu yönleri olduğu gibi, olumsuz yönleri de çoktur. Herkes bilir ki, memurlar medyaya açık değiller. Tesadüfi durumlarda röportaj, açıklama verirler, sen de onu sitede yayımlarsın. Paralel olarak o memur sosyal medyada linç edilir. Bu birkaç kez tekrarlandığında memur kendine yasak koyar. Olabilir ki, insan röportaj verirken senin beğenmediğin bir şeyi söylesin. Ama biz çok önyargılıyız. Haber çıkarmak için tehdit de olur, baskı da, mahkeme tehdidi de. Mahkeme tecrübemiz de var.
- Memur medyada eleştirilmekten korkmalı mıdır?
- Normal insan korkmamalıdır. Normal eleştiriden de hiç kimse korkmaz. Sosyal medyada ise eleştiri yok, daha çok gürültü var. İnsan buna çok dayanıklı olmalıdır ve bu, zordur. Memurları kınamak da olur, kınamamak da.
- Sosyal medya hesaplarını nasıl kullanıyorsunuz?
- Sosyal ağlar çok önemlidir, gereklidir. Onlarsız mümkün değil. Biz de maksimum derecede bundan yararlanmaya çalışıyoruz. Ama sosyal medyanın aşırı derecede abartılmasının taraftarı değilim. Sitemize sosyal medyadan giriş %30'dan düşüktür. Esasen doğrudan girişler olur. Bugün sosyal medyadan daha önemli yapay zeka var ve bu, gazeteciliğin gelişimine destek veriyor. Elbette, yapay zekadan doğru kullanım daha az zaman, daha az güç ve daha çok verimlilik kazandırabilir.
- Siz yapay zeka kullanıyor musunuz?
- Gelecekte kullanabiliriz. Ama bu da finans gerektirir. Azerbaycan'da medyanın durumu bellidir. Bugün reklam pazarı medyadan şantaj, tehdit talep ediyor. Şirketler, kurumlar medyaya başka yol bırakmadılar. Biz ise bunu başaramıyoruz ve kendimize yakıştırmıyoruz. Kimi, nasıl şantaj edelim? Benim ise bu tür bir tecrübem olmadı ve olmayacak.

- Şantaja başvurmadan reklam çekebildiniz mi?
- Evet.
- Reklamdan gelen gelirler giderlerinizi karşılayabiliyor mu?
- Giderlerin üçte birini karşılıyor.
- Kendinize kimleri rakip, kimleri örnek görüyorsunuz?
- Haber yayımlayan herkesi rakibimiz olarak kabul edebiliriz. Bazen görürsün ki, adını bile bilmediğin bir site öyle bir haber yayımlıyor ki, sen ona atıfta bulunup o haberi kendi sitende yayımlıyorsun. Bu sebeple düşünüyorum ki, haber yayımlayan bütün siteler, bütün bloggerlar, bütün profiller rakip kabul edilmelidir. Resmi ajans da benim için rakiptir, sokaktan fotoğraf çekip profilinde paylaşan da.
- Peki örnek? Herhalde hepsi örnek kabul edilemez.
- O seviyeye ulaşan henüz yok. Arzu ederim ki ulaşsınlar.
- En çok sevdiğiniz çalışan kimdir?
- Hepsi. Onların arasında fark koyamam.

- Gelecekle ilgili hangi düşünceleriniz var? Yeni projeler, yeni işler hakkında düşünüyor musunuz?
- Bir söz var: asker general olmak istemiyorsa, o asker değildir. Ben general olmak istiyorum. İstiyorum ki sitemiz zirvede olsun, herkesi yukarıdan görelim. Şu anda merkezdeyiz. Herhalde en yukarıda olmanın ayrı bir zevki var. Buna ulaşmak için her şeyimiz var, ama en önemli faktör olan finans yok. Çok şey finansın üzerine kuruludur. Bir daha bu konuya dönüyorum, bugün temel mesele reklam pazarıdır ki, o da belirli prensiplerle dağıtılmıyor. Bizde reklam alanında sadece adalet değil, genel olarak mantıksızlık hüküm sürüyor. Kuralsızlıkla yönetilen bir pazarda ya bu kurallara uyum sağlamalısın, ya da bizim gibi maddi açıdan yerinde saymalısın. Bizim birçok alandan yazan çalışanımız genel olarak yoktur. Bir muhabirimiz başka sitelerde çalışan üç muhabirin gördüğü işi görüyor.
- Genel olarak, Azerbaycan medya ortamını nasıl tasavvur ediyorsunuz ve orada var olduğunuzu düşünüyor musunuz?
- “Yeni Sabah” Azerbaycan medyasında var. Medya hem yönetimde, hem de toplumsal süreçlerin yönlendirilmesinde belirli ölçüde bir araç rolünü oynar. Şimdiye kadar ülkede yaşanan gürültülü meselelerde medyanın hangi rolü oynadığını da gördük. Gidişat bunu gerektiriyor. “Yeni Sabah” her zaman merkezde oldu. Burada reyting de var, süreçlerin öncülüğü de, etki gücü de.
- Bir zamanlar gazeteler basının temel bilgi kaynağıydı. Sonra radyo ve televizyon, daha sonra haber siteleri, şimdi ise sosyal medya yaygınlaştı. Şüphe yok ki, gelecekte sosyal medyaya da alternatifler oluşacak. Bu durumda sitelerin devri geride kalır mı?
- Kalmaz. Çünkü bugün sosyal ağlarda sunulan ve tartışılan konuların %70-80'i sitelerin yazdığı haberlerdir. Bizde yeni nesil gazeteciler yetişmiyor, kısır bir durumdayız. Kaçının içinden biri kendini doğrular? Sosyal medyanın olumsuz yönlerinden biri de işte budur. Muhabir artık redaksiyondan dışarı çıkmıyor, olayı kendi gözüyle görmüyor ve sadece sosyal ağlarda gördüğü kuru metin, video ve resimler temelinde haber hazırlıyor. Gazeteci olayı yaşamıyor.
- Yeniliğe açık mısınız?
- Açık olmazsak, kendimize başka iş bulmalıyız.
- 7 yıl içinde neye ulaştınız? Bu yıllar size neler kazandırdı?
- Bana öyle geliyor ki, Azerbaycan'da medya okuyan herhangi birine desen ki, 10 haber sitesinin adını say, 10 durumdan 8'inde bizim adımız orada olacak. Biz kendi sözümüzü belirli ölçüde söyleyebildik. Bu, ego değil.