Coşqun Rehimov: “Bizden yenilik isteyenlerin amacını anlamıyorum”
“Sahnede soytarılık yapmak olmaz
Emektar sanatçı Coşqun Rehimov, 8 Aralık 1972'de Sumqayıt şehrinde dünyaya geldi. Kültür ve Sanat Üniversitesi'nin drama bölümünü bitirse de, komedi oyuncusu olarak ün kazandı.
1999 yılında o ve meslektaşı Rafael İsgəndərov, yönetmen Mehriban Ələkbərzadə'nin yardımıyla “Bu Şehirde” projesini yarattı. Aktör “Beş Katlı Evin Altıncı Katı”, “Gelinler”, “Bomba”, “Mahalle”, “Meşedi İbad-94”, “Tam Gizli” filmlerinde rol aldı.
Uzun yıllardır “Bu Şehirde” tiyatrosunun oyuncusu olarak faaliyet gösteren gülüş ustası Modern.az sitesine röportaj verdi. Onunla sohbeti sunuyoruz:
- “Bu Şehirde” projesinin başarı sırrını üç kelimeyle söyleseniz, bunlar ne olurdu?
- Anlamak, anlamak, anlamak.
- Hiç parodi yaptığınız kişi size sert tepki verdi mi? Konu sadece duygusal tepkiden değil, diğer durumlardan da bahsediliyor: dava açmak, ilişkilerin bozulması vb.
- Hayır, öyle bir durum olmadı. Kariyerim boyunca sadece bir kez Orxan Fikrətoğlu rica etmişti ve biz de onu anlayışla karşıladık. Biz parodi yaptığımız kişileri dostça bir şarj gibi yapıyoruz. O karakterleri tanınmış simalar olarak, dostça analiz ediyoruz. Kimsenin karanlık, kusurlu yönlerini araştırıp ortaya çıkarmak gibi bir amacımız yok. Yani dediniz ki ciddi seviyede bir çekişme olamaz, çünkü biz hakaret değil taklit ediyoruz. İstemeyiz, kendimize düşman kazanalım.

- Böyle iddialar var ki, "Bu Şehirde" projesi artık komik değil. Projenin veda konseri olabilir mi? Yeni formatta geçme gibi bir planınız var mı? Ya da tamamen başka bir proje olabilir mi?
- Böyle iddialardan haberim var. Bilirsiniz nasıl, yeni projeyi, yeni nefesi gençler getirsin. Biz ise klasik zamanla klasik estradayı sentez koşullarında tutma niyetindeyiz.
Estrad janrı çok yönlüdür. Burada hem tiyatro var, hem müzik var, hem karakter çeşitliliği, oyun dansları vb.
Bizden yenilik isteyenlerin amacını anlamıyorum. Estrad janrında yeni ne yapılabilir ki?
Parodimiz yerinde, sosyal problemlere, güncel konulara tepkimiz yerinde, geleneksel aile ilişkileri, o da yerinde. Beğenmeyenler bir kez bizimle iletişime geçsin, somut isteklerini bildirsinler. Küfür mü edelim, belden aşağı mı inelim, yoksa hakaret mi edelim? Asla, buna gitmeyiz!
Bizim seyircimiz ailedir. İsteyen herkes annesini, eşini, kız kardeşini bizim gösterimize bırakıp işinin peşinden gidebilir.
- Seyirci güldüğünde siz sahnede ne hissediyorsunuz: rahatlık, zafer, yoksa daha büyük bir sorumluluk?
- Seyirciyi güldürmek bilir misiniz, ne kadar zordur? Senaryo yazılırken, karakterler düşünülürken ne kadar eziyet çekiyoruz. Gülüş prizmasından yaklaşsak da, problemler üzerinde çalışıyoruz, bu problemler bize içten çok ağırdır. Bireylerin hayatındaki zorluklar gibi, biz de bu zorlukları kendi içimizde hissediyoruz.
Bizim işimiz mesaj vermektir. Biz sirkte oynamıyoruz ki, gülmek uğruna güldürelim, bir yerimizi şişirelim, bir yerimizi büyütelim. Doğru, hiciv abartıyı sever, ama doğru ve yerinde olduğunda.
- Bazı eleştirmenler diyor ki, “Bu Şehirde” uzun yıllardır aynı çerçevenin dışına çıkamıyor, mizahı değiştiremiyor: sadece kadın rolleri mi sergiliyor? Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?
- Biz kadın rollerinde tepeden tırnağa rolde olmaya çalışıyoruz. Bu bizim için bir başarıdır. Demek ki, tam da kadın rolünü yüksek seviyede yaratıyoruz. Hatta bazı aktrisler bize diyor ki, sahnede kadın olarak sizin kadar oynayamıyoruz. Bilirsiniz, belki de bu karakteri titizlikle oynadığımız için seyircinin gözünde büyük plandayız. Ama erkek rollerimiz de yeterince var aslında.

- En zor oynadığınız karakter hangisidir ve neden?
- Şimdi benim o yaşım değil ki, herhangi bir sahneye zor diyeyim. Artık profesyonellik aşamasındayım. Beyin bilgisayarlaşmış. Hangi karakteri nasıl oynamak lazım, birbirinden farklı olmak için ne yapmak gerekiyorsa, otomatik olarak icra ediliyor. Zorluğa gelince, hepsi sorumluluk gerektirir, hepsi beğenilmelidir.
- Gösteri sırasında sizi güldüren ve sahnede kendinizi tutmakta zorlandığınız anlar oldu mu?
- Çok oldu, çok. Ne iyi ki, bizim janr ve seyirci bunu kabul ediyor.
Aktörün kendi doğal gülüşü seyircide kabul görendir.
- Herhalde sizin ekibinizde de yaratıcılık tartışmaları oluyor. Son kararı kim verir?
- Ortak payda. Üçümüz de karar veriyoruz. Zaten bu yüzden ekibiz.
- “Bu Şehirde” tiyatrosunun ne kadar çalışanı var? Maaştan memnuniyetsizlik oluyor mu?
- Konser sırasında 60-70 kişi çalışan olur. Projenin sürekli çalışanları 12 kişidir. Maaşa gelince, şükürler olsun, henüz yüz çevirip giden olmadı.
Bu öyle bir iştir ki, kolektif zevk alır.
- Sizce, bugün Azerbaycan seyircisi daha çok neye gülüyor - ev içi sorunlara, sosyal eleştiriye, yoksa absürde mi?
- Bu noktada biraz düzeltme yapalım. Seyirci başka, kitle başka. Ne yazık ki, biz kitlenin fikrini çoğu zaman öne çıkarıyoruz. İzleyen her bir kişinin senfonik sahneden anlayışı olmayabilir, o buna mecbur da değil.
Neye güldüğüne gelince, bana öyle geliyor ki izleyici henüz sosyal-ev içi sorunlara daha çok gülüyor.
- "Parni iz Baku"nun oyuncuları ile ilişkileriniz devam ediyor mu?
- Vaktiyle ortak projelerimiz oldu, işleyip bitirdik. Ama birbirimizle daimi iş ortağı olmadık veya birleşip tiyatro kurma konusunda anlaşmamız olmadı ki, daimi bir arada olalım. İlişki deyince, şimdi kardeşin kardeşle ilişkisi yok, kalmıştı herhangi bir prodüksiyonun diğer prodüksiyonla ilişkisi olsun. Herkesin başı kendi işine karışmış, herkesin işi rast gitsin.

- Mizahın “kırmızı çizgisi” var mı? Hangi konular sizin için dokunulmazdır?
- Az önce dediğim gibi, hakaret, küfür, yerinde olmayan şaka.
Türk filmlerinden gelen bir dalgadır bu tarz. Yıllar önce çekilmiş Türk filmlerine, örneğin, "Şaban karakterine bakın. Orada da küfür var. Ama bizim milli özelliğimiz başkadır.
- Coşqun Rehimov sahnede ve hayatta ne derecede farklıdır?
- Sahnede olan sahnede kalır. Hayattaki Coşqun kendi kaygılarıyla yaşayan bir insandır. Dükkan-pazar, torunları okula götür, getir, iş-güç...
- Eğer aktör olmasaydınız, hangi mesleği seçerdiniz?
- Çocukluktan beri bu işteyim. Sanatın tüm dalları bana yakındır. Müzik bilgim var, "Bu Şehirde projesinde çoğu eskizi kendim veriyorum.
Karakter o zaman oluşur ki, aktör kendi kendini yaratabilir, kendi heykeltıraşı olur.
- Bugüne kadar herhangi bir karakteri oynadığınıza, ya da birini parodi yaptığınıza göre pişman oldunuz mu?
- Könül Kerimova hakkında şunu söyleyeyim. Onu parodi yaparken çok ihtiyatla yaklaştı. Korkuyordu. Bu korku bana bir bariyer yarattı.
- Halk sanatçısı olmak beklentiniz var mı?
- Olgunlaştı, artık zamanıdır. Bu zamana kadar birçok iş yaptım, bundan sonra da inşallah, yapacağım.
- Komedilerimizdeki değişiklik hakkında sormak isterdik: şimdi ve 90'lı yıllar. Ne söyleyebilirsiniz? Azerbaycan komedisinin bugünkü seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Modern komedinin aleyhine değilim. Çok sayıda grup olsun, ama samimiyeti yitirmesinler. Seyircide tiksinti yaratmasınlar.
Belirttiğim gibi, küfür daha çok içsel sansürden, terbiyeden, evden gelen bir meseledir.
Komedinin komedi olması için belden aşağıya ima yapmak şart değil. Biz Rafael ile o kadar karı-koca rolü oynadık ki... Aile ilişkilerinin saf tarafını canlandırdık. Burada hiçbir vulgar konuya ima olmadı, ama gerçek komedi oluştu.

- Seyirci zevki son 10 yılda nasıl değişti?
- Seyircimiz eskisi gibi yine zevklidir. İyinin kıymetini her zaman bilir.
- Bazı seyirciler diyor ki, “Bu Şehirde” tiyatrosu artık “Komedixana”ya yeniliyor. “Komedixana”yı kendinize rakip görüyor musunuz?
- Genel olarak, hiç kimseyi rakip olarak görmüyorum. Komedixana'da çocuklar çalışıyor, onların da kendi seyircisi var. Ben durup onlara öğretmenlik eden, ders veren değilim. Kendimizi onlarla karşılaştırmak istemiyorum. Janr olarak, düşünce olarak başkayız. Elbette, onları gözlemliyorum, bu kendi yerinde.
Her iki proje hicve hizmet etse de, pencerelerimiz başkadır.
Biz başımızı öne eğip işimizi yapmaya çalışıyoruz.
Rakip olmak kolektifi mahveder. Bu gerekli değil. İşin profesyoneliysen, ürün sun! Bırak, rakibi sana seyirci seçsin, işinin üstesinden gelemeyen adam rakip arar.
- Komedi oyuncusu olmak dramatik oyuncu olmaktan zor mudur, yoksa kolay mı?
- Elbette ki, komedi oyunculuğu daha zordur. Her iki yönde de profesyonellik olmalıdır. Farklılık önemlidir. Bir de bakarsın, herhangi bir aktör tüm rollerde aynı adamdır.
- Genç komedyenlerde eksik olan temel özellik nedir?
- Gülmek uğruna komik olmasınlar. Öğrencilerim var. Onlara anlatıyorum ki, komediyi ne kadar ciddi oynarsan, o kadar komik olur. Karakterin içine girmek lazım, sahnede soytarılık yapmak değil. Samimi olmak lazım, hiciv bunu sever.

- Rafael İsgəndərov ile hangi noktalarda anlaşamıyorsunuz?
- Aramızda uyumsuzluk var demem. Biz bataryanın "artı" - "eksi"si gibiyiz. Zevklerimiz, bakış açımız başkadır, bu yüzden bir aradayız.
Sahnede ise birbirimizi çok güzel anlıyoruz.
- Türkiye'de kanser hastalığından ameliyat olmuştunuz. Şimdi sağlığınız nasıl? İstemezdik, böyle bir soru olsun, ama şimdiki sağlığınız bize ilginç geliyor.
- İlk kez 2010 yılında gittim. 2015 yılında tekrar ameliyat oldum.
Evet ben de istemiyorum, bu konuda konuşalım. Her şey iyi, kontrol altındayım.
- Öğrenci yetiştiriyor musunuz? Ücret ne kadar? Kimlere indirim yapıyorsunuz?
- Şu anda 2 grupta toplam 20 öğrencim var. Para meselesine ben bakmıyorum, kursa davet edilmişim.
- Hac ziyaretine gittiniz. Görünüşe göre, İslam dinine çok bağlısınız. Oruç tutuyor musunuz?
- İlaçlarım çok, oruç tutamam.
İslam dinine çok bağlıyım. Evet, bir kez Hac ziyaretinde bulundum. İslam'ın şartı olarak icra etmek kendi yerinde, o mucizeyi görmek istiyordum.
Yakın çevreden bana "Hacı" diyenler var. Ama kendim böyle çağrılmaya teşebbüs etmiyorum.

- "Mister Bean" karakterini oynayan Rowan Atkinson hakkında söyledikleriniz eleştirildi. Diyorsunuz ki, o, aktör değil. Ama "Meyqreq" filminde ciddi rol oynuyor aslında.
- Ben onun ciddi rollerine de baktım, komedisine de. Bu sözü öyle rastgele söylemedim. Aktör sanatı dolu dolu bir meslektir.
Aktör eğer sahne yaratıyorsa, o gerçekliğe dayanmalıdır, onun ise düştüğü durumlar fantaziya ortamıdır, aynı zamanda mimikleri değişmezdir, Aynı yüz çizgileriyle tüm rollerinde güldürüyor.
Bu, sadece gazetecilere, izleyicilere "yem" oldu. Kimin yüreğinde ne var idiyse, boşalttı, sakinleşti. Ama ben yine sözümün üstündeyim.
"Mister Bean"i oynayan gelip benim oynadığım 2 karakteri canlandırsın, başarabilir mi? Hayır, elbette ki.
- Bazı kişiler tanınır tanınmaz işe geçiş yapıyorlar. Siz de bir şeyler yaptınız mı?
- İşe kim geçiş yapıyorsa, zaten sanata gelmekteki amacı odur. Ne kadar imkanı, vakti varsa, aldatsın, para kazansın. Ben işten uzağım.
- Sosyal medya hesaplarınız var mı?
- Hayır, ama yakın zamanda "instagram" açtım.
Yorumlara gelince, bakmıyorum. Ama şahsıma yazan mesajlardan anlaşılıyor ki, takipçiler hakkımda olumlu görüştedirler.
- Sahnede Coşqun'a izleyici gibi bakıyor musunuz?
- Yalnız olduğumda bakıyorum. Amacım hatalarımı gözlemleyip düzeltmektir.
- Sır değilse, maddi kazancınız nelerden oluşuyor?
- Maddiyattan bahsederken kendimi cılız hissediyorum, bu soruya cevap vermek istemiyorum. Eğer sanatımı seviyorsam, zamanımı, enerjimi buraya harcıyorsam, tabii ki bir şeyler kazanıyorum da, değil mi?
Hiç kimse açlıktan ölmüyor.
- Bizde siyasi parodi neden yok?
- Biz konserlerimizde değiniyoruz.
Bilirsiniz, bizde görev değişikliği o kadar hızlı ilerliyor ki, onları öğrenip parodi yapmaya vakit kalmıyor.

- Gelecekte “Bu Şehirde”yi hangi yönde görmek isterdiniz?
- "Bu Şehirde"nin ürünü olarak dramatik bir film çekme fikrimiz var. Senaryo da yazıldı bile.
- Coşqun Rehimov'un en büyük arzusu nedir?
- Kaygılarım çok olsun, ama hayatım sorunsuz olsun.
- Mehriban Ələkbərzadə'nin sizin projede emeği var. Şimdi iletişim kuruyor musunuz?
- "Space" kanalında çalışırken o bizi dinledi, bizi kabul etti. Pilot proje olmasına rağmen, yayın verdi. Yeri gelmişken, projemizin adını da Mehriban Ələkbərzadə verdi. Ad olarak "Tezbazar", "Bu biziz" gibi teklifler vardı, ama onun teklifi beğenildi.
Başarılar dileriz ona, çok yaratıcı, mükemmel bir insandır. İşle ilgili uzaklaştık. Ama fırsat buldukça görüşüyoruz, teşekkürlerimizi de iletiyoruz.