Modern.az

Ben Rus işgaline maruz kalan son Azerbaycanlıyım - Milletvekiliyle RÖPORTAJ

Ben Rus işgaline maruz kalan son Azerbaycanlıyım - Milletvekiliyle RÖPORTAJ

Röportaj

25 Şubat 2026, 08:56

Fəzail İbrahimli: "Bir tane ek gelir yerim, 1 dönüm ek toprağım yok"

"Fəzail Ağamalı ile aramıza girenler olmuştu"

"2005 yılında Ramiz Mehdiyev benim milletvekili seçilmeme engel oldu"

II, III, IV, V ve VI.  dönem Milli Meclis milletvekili, Vatandaş Dayanışması Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fəzail İbrahimli Modern.az sitesine geniş bir röportaj verdi. Milletvekili ile röportajı sunuyoruz:

-    Fəzail Bey, sizinle genel kurul toplantısından sonra görüşüyoruz. Yorulmadınız mı?

-    İnsan kendine lazım olmayan şeylerden yorulur. N sayıda insana 'neden yorulmuyorsunuz' diye sorsan, her biri bir şey söyler. Ama bu sorunun bir cevabı var, insan yaştan yorulmaz. 

-    Siz kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?

-    Torunlarımın yanında dede, evlatlarımın yanında ak saçlı baba, yalnızken genç insan, öğrencilerimin yanında genç yaşta hissediyorum. 

-    Merak ediyorum, sizi tarihçilik alanına ne getirdi?

-    Arzum profesör olmaktı. Benimle Ahuna adında bir kız okuyordu. Bir sırada oturuyorduk, ama ben ondan bir yaş küçüktüm. Öğrenciyken de kızlar kendilerinden bir yaş küçüklere önem vermezler. Soru sordum, kayıtsızca cevapladı. Dedim Ahuna, kendini öyle idare et ki, gelecekte senin evlatların profesör Fəzail'in yanına geldiğinde ben onlara iyi bakayım. Bana espriyle cevap verdi. 30 yıl geçmişti, Bakü Devlet Üniversitesi'nde kürsüden çıkarken gördüm ki, kapıda iki güzel kız duruyor. Dediler ki sizin yanınıza geldik, o zaman annemize söz vermişsiniz ki, senin evlatların yanıma gelirse, onlara yardım edeceğim. Anneniz kimdir diye sordum, Ahuna'nın adını söyleyince tanıdım. Dedim ki, anneniz size yanlış bilgi vermiş. Ben ona 'kendini iyi idare edersen, yardım edeceğim' dedim. Biri de dili sivriydi, 'kötü mü idare etmiş?' diye sordu. 'Hayır' dedim. Kızların eksik dersleri vardı, yardım ettim, sorunları çözüldü. 

Okumaya büyük hevesim vardı. Öğretmenlerim iyiydi, hayatımda öğretmen faktörü büyük rol oynadı. 

-    Milletvekili olmadan önce bu alanda kimi kendinize örnek bildiniz?

-    Yıllarca milletvekili olmak düşüncesinde oldum desem, yalan olur. Vatandaş Dayanışması Partisi'nde ideolojik sekreterdim. Adaylığım partiden verildi. Ona kadar da hiçbir milletvekilini tanımıyordum. Ben Milli Meclis'e geldiğimde şimdiki gibi değildi. Şimdi herkes milletvekilinin ayakkabısının ölçüsünü de biliyor. O zaman kapalı bir dünyaydı. Geldikten sonra bir müddet isimleri öğrendim.

-    Zor olmadı mı?

-    Kim her şeyin o an kolay olduğunu söylese, bu yanlıştır. Yaklaşık üç ay hiç konuşmadım. Öğrendim. Üç ay sonra artık konuşmaya başladım. Seçildiğimin 2. yılından itibaren Parlamento Gazetecileri Birliği'nin düzenlediği adaylıklarda yer almaya başladım. Milletvekili seçildiğimin 2. yılında “En Cesur Milletvekili” adaylığının galibi oldum. 4. ve 5. yıl “Yılın En Aktif Milletvekili” adaylığının galibi oldum. Milletvekili için belirleyici nokta, konuşması ile eyleminin doğru olmasıdır. Eğer biri rüşvetten bahsediyor, ama kendisi bu eylemle meşgul ise, bu onun kendini ifşa etmesi demektir. Halkın gözü terazidir. 

-    Peki VII. dönemde ilk kez seçilen milletvekilleri sizden bir şeyler öğrenmeye can attı mı?

-    Onlar bizden çok bildiklerini sanıyorlar. 

-    Toplumda milletvekilinin itibarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-    Bunu siz daha iyi bilirsiniz. Ama ben de iyi biliyorum, her şey açık.

-    Siz de milletvekilisiniz. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

-    Tabii ki. Biz bir ailenin üyesiyiz. Herkes aynı adı taşıyor. Hangi milletvekilinin başarısızlığına gülüyorsam, demek ki kendime gülüyorum. Ama herkes bu meseleleri bir türlü anlıyor. Kimisi 'benden geçti kardeşime değdi' diye düşünüyor. Biz hepimiz milletvekili sözünde birleşmişiz. Bugün herkes milletvekillerine tek bir ölçüde bakıyor, ama tek bir ölçüde bakmak olmaz. Herkesin bir karakteri, ölçüsü, özgeçmişi, hayat tarzı var. İnsan kendi vicdanı ve Tanrı karşısında hesap vermelidir. Kimisinin evladı bin bir numara çeviriyor, ama o gelip terbiyeden bahsediyorsa, tabii ki toplum bunu kabul etmez. 

Toplumda şöyle bir fikir var ki, Azerbaycan'da ne olursa olsun, günahkar milletvekilidir. Bir örnek anlatacağım: Bizim köyde bir öğretmenin 8 çocuğu vardı. 8 çocuğun hepsi de şımarık büyümüştü. Psikolojileri de öyleydi ki, nereye gitseler, ellerine ne geçse alıyorlardı. Bunların da komşularında saf bir kadın yaşıyordu. Avludan o kadar çok şey almışlardı ki, kadın tuvaletin kapısını sıkıca kapatmıştı. Bir gün bunlara misafir gelir, tavla oynuyorlar. Tavla'da kaybeden taraf yüksek sesle der ki, bu zarın şeşi yok. O kadın da bunun ne olduğunu bilmediği için der ki, filancanın çocukları çalmış. Şöyle bir fikir oluşmuş ki, ne çalınsa, ne yoksa, o çocukların işidir.
Bugün milletvekilleri o çocuklara benziyor. Maaş artmıyor, milletvekili maaş artırmıyor, binada yangın çıkmış, milletvekili günahkar, gaz, elektrik gelmiyor, milletvekili yapmış. Milletvekili statüsü hakkındaki bilgilerin hukuki tarafını milletvekilleri bilmiyor. Bakü Devlet Üniversitesi'nde bir profesör bana diyor ki, ne zaman maaşımızı artıracaksınız. Eğer bir profesör milletvekilinin işini bilmiyorsa, başkası ne düşünsün? 

-    Seçmenleriniz için ulaşılabilir misiniz? Aklınızda kalan bir başvuruyu paylaşırsanız, sevinirim...

-    Numaram tüm seçmenlerimde var. Kaçıp saklanmıyorum. Bir defa Celilabad'dan telefon geldi ki, 4 ineğim kaybolmuş. Seni seçmişim, canın çıksın, gel ara, bul. Dedim ki, bugün işim var, yarın gelirim. Bu sözüm onun hoşuna gitmedi. Sonra kendimi onun yerine koydum, dedim bana 1 hafta süre ver. Eğer sizin hayvanlar bulunmazsa, ben krediyle de olsa, o inekleri alıp size vereceğim. Rayonun Polis bölümünü aradım, meseleyi izah ettim. Dedim ya inekleri bulup verin, ya da parasını. İş düzelmezse, bakanlığa haber vereceğim. Üç gün sonra o kadın beni aradı. Dedi "sana kurban olayım, ikisini canlı getirmişler, ikisinin de parasını". İnsanlar böyledir, bizim işimiz budur. Demiyorum ki, ben "Toz İçerisinde Çiçek" filminden bir fragmanım, ama yapabildiğim şeyler varsa, yapmalıyım. Ben hukuki düzlemde bu meselelere baksam, 'zahmet çek polise başvur' derdim. Biliyordum ki, bu meseleye karışmazsam, iş uzayacaktı. Böyle şeyler çok olur hayatımızda.

-    Belirtmişsiniz ki, lazım gelse krediye girerim. Sizin bir köy sakinine 4 inek alma imkanınız yok mu?

-    Yok desem, zaten inanmayacaksınız. Var desem. Yalan söylemiş olurum. Herkesin kendi bütçesi var. Gazeteciler de bilir ki, hangi milletvekilinin maddi durumu nasıldır.

-    Sizi bilmiyoruz...

-    Beni o yüzden bilmiyorsunuz ki, olmayan şeyi bilemezsin. Nasrettin Hoca'ya demişler "oğlun düşmüş, aklı başından çıkmış", o da demiş "öyle şey olur mu? Onun aklı yoktu, gören başından çıkan nedir?"
Ben ciddi bir hayat yaşıyorum. Allah'ımdan da, seçmenlerimden de, gösterilen güvenden de çok razıyım. İnsan kendi hakkında konuşunca mütevazı olmayan bir durum ortaya çıkar. Gerekir ki senin hakkında başkaları konuşsun. Benim şu anda Bakü'de yaşadığım 3 odalı daire Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verildi. Ondan başka benim ikinci bir yaşam yerim yok, bir tane ek gelir yerim, 1 dönüm ek toprağım yok. Böyle bir durumda ben nasıl zengin olabilirim? Yardımlı'da üç kardeşin 1 baba ocağı vardı. 2002 yılında İlham Aliyev Devlet Petrol Şirketi'nin başkan yardımcısıydı, onun yardımıyla o yurt restore edildi. Allah yaptıklarını evlatlarının önüne çıkarsın. 

-    Fəzail Bey, dindar bir insan mısınız? Konuşurken Allah'ın adını çok zikrediyorsunuz...

-    Aptalca bir misal var, der ki: Allahsız yerde otur, büyüksüz yerde oturma. Allahsız yerde büyük olur mu? Bu şeytan sözüdür. Benim dine kendime özgü bir inancım var. Hiçbir zaman dine karşı konuşmam. Aile büyüklerim “Allahu Ekber” sesiyle dünyadan göçtüler. Ben dindar bir ailede büyüdüm, gözümü açtığımda o sözü duymuşum. Ama düşüncelerimde belirli şeylerin felsefesini daha derinden öğrenmeye can atmışım. Benim bugün rahatsız olduğum şey, Allah'a karşı yağdırılan iftiralardır. Benim dindarlığım Allah'a karşı iftiralara karşıdır. Yeryüzünde ne kadar olay varsa, her şeyi Allah'ın üstüne atıyorlar. Uçak kazası oluyor - Allah'ın işidir, gemi batıyor - Allah yapmış. Allah ne uçağı yere düşüren, ne de gemi batırandır. Allah'ı doğru kavramak lazımdır. Her şeyi Allah'ın iradesine bağlıyorlar. 

-    Ben böyle anlıyorum ki, siz şimdiye kadar Allah'tan hiçbir şey istememişsiniz. Yanılıyor muyum?

-    İstedim. 

-    Şimdi ne istiyorsunuz?

-    Şimdi somut bir şey yok. Allah'tan her zaman istediğim şey, evlatlarımın omuzlarında gitmemdir. Onu her gün, her zaman istiyorum. Bir ebeveyn için ondan büyük hiçbir şey yoktur. 

Kalan her şey güzeldir. Benim yaşıtlarım çok yaşlanmış. Ben öğrencilerimin içinde çok mutlu, genç oluyorum. Çok sağlıklıyım, ömür boyu sigara içip içki içmemişim. Ne varsa, ona çok razıyım. Bizim kutsal kitabımızda da bir nokta var, der ki, kendinden önce gidenleri görüp, küfür etmek istediğinde acele etme, dön arkana bak, göreceksin sen çok ileridesin. Ve dua edeceksin. Eğer ben milletvekili isem, birinin de büyük şirketi var. Helal hoş olsun. Bir defa Milli Meclis'e geliyorduk, benim  “VAZ 2107” arabam vardı. Toplantıya o arabayla gelen ve kendim de süren tek milletvekiliydim. Bir kişi sordu ki, peki neden böyle? Dedim herkesin bir kısmeti var. Adam var “Jeep” ile geliyor, ama toplantıda dilsiz olup oturuyor. Benim de “Jeep”im konuşmak, sözümü söylemekti. Herkese bir şey verilir. Allah bana hem bilgiyi, hem “Jeep”i, hem varlığı verse, denge oluşmaz. O yüzden her şeyden razıyım, keyfim her zaman yüksek olur ve etrafıma negatif enerji vermemeye çalışıyorum. 

-    Milli Meclis'teki konuşmalardan söz açılmışken, sanki VII. döneme kadar, özellikle de başkan yardımcısı olduğunuz dönemde keskin konuşmalarınız olmuş. Ama son dönemden beri sizi sakin görüyoruz...

-    Rahmetli Murtuz Ələsgərov'un zamanıydı, dedim ki, ben bir ilan vermek istiyorum, kimin böbreğinde taş varsa, gitsin Güney bölgesine. Orada yollar öyle ki, hiç doktora gitmeden böbreğinin taşı düşecek. Şimdi 8 saatte gidilen yol 2 saatlik olmuş. Gaz, elektrik her şey yerinde. 

-    Demek şimdi sorunların çözüldüğünü düşündüğünüz için sakinsiniz?

-    Hayır. Sorunlar çözülmedi. Bilirsin, şarkıcının da, milletvekilinin de kendi dönemi var. Ben bilimsel nitelik taşıyan meselelerden her zaman bahsetmişimdir, başkan yardımcısıyken konuşmalarım çok olmuştur. Şimdi sıradan bir milletvekiliyim, demek istediklerim sağımdan-solumdan söyleniyor zaten. Yeniden kalkıp eski çuvala yeni kulp takmak gibi bir niyetim yok. Ben mahalle karakterli meselelerden bahsetmiyorum. Diyelim ki, benim bölgemde yol problemi var. Oraya trafik ışığı lazımdı. İlgili kuruma resmi mektupla başvurdum, sorun 20 günde çözüldü. Ben gelip genel kurul toplantısında 'filan köyde trafik ışığı yok' desem... Eğer senin söyleyeceğin söz birkaç defa söylenmiş, ceviz gibi duvara çarpıp yapışmamışsa, onu gündeme getirmek olur. Benim öyle bir problemim yok. Seçmenlerle görüşmelerde bulunuyorum. Rayon yöneticisiyle el ele verip ilgili kurumlara başvuruyoruz. Çözülmesi mümkün olan problemleri hiçbir zaman Milli Meclis'te gündeme getirmem. Kimisi yeni gelmiş, 'ben de varım' diyor. Kimisinin gerçekten oku taşa değmiş, başaramamış, orada söylüyor. Kimisinin kalbini kırıyorlar, o meseleyi gündeme getirip demokrasi bayrağı altında gerici fikirlerini yayıyor. Benim kendi çalışma üslubum var. O yüzden Fəzail'in sesi yine o sestir. Sadece kendi yerinde-yurdunda olduğunda, değerini bildiğinde, senin sesin adrese daha çok ulaşır. 

-    Sizin parlamentteki konuşmalarınızı bazı durumlarda başkan yardımcılığı görevinizle de ilişkilendiriyorlar. Bunun görevle alakalı olduğunu düşünüyor musunuz?

-    Hayır. Ben başkan yardımcısı olana kadar daha iyi konuşmuşum. İran parlamentosu Azerbaycan parlamentosuna başvurmuştu ki, sizin kabul ettiğiniz karar bize karşıdır. Ben o zaman keskin bir konuşma yapmıştım. Başkan yardımcılığı döneminde gaz, elektrik probleminden bahsetmemişim. Ben dış politika meselelerine, devletimize kusur getiren meselelere müdahale ediyordum. Ben ışığın yanmasından-sönmesinden bahsetmemişim. Küresel meselelerde her zaman mikrofonun karşısında olmuşum. Şimdi de lazım gelirse, devletimize karşı herhangi bir adım olursa, konuşabilirim. Ben hiçbir zaman ekonomik meselelerden bahsetmiyorum. İnsan bilmediği meselelerden bahsettiğinde kısa boylu görünür. Ona da her şeyşinas derler. Ben bilmediğim meseleleri hiçbir zaman konuşmamışım, konuşmuyorum, konuşmayacağım da. Doğru konuşmak için bir şeyleri bilmelisin. Doğrudur şimdi her şeyden bahsedenler de var. Gazeteci gidiyor köyde sporun organizasyonundan, iktisatçı tarihten, tarihçi başka şeyden bahsediyor. Böyle şeyler de olur, ama kabul olunmaz. Senin söz ağırlığın olmalıdır. 

-    Sizin somut kişiler, milletvekilleriyle ilgili konuşmalarınız da olmuş. Örneğin, Vahid Əhmədov'a demiştiniz ki, mandatını al, git buradan. Merak ediyorum sonradan barıştınız mı?

-    Vahid Əhmədov'la biz savaşmadık. Sadece tartışma yaşandı, ben de fikrimi söyledim. Ben onunla düşman olmadım, bugün de değilim. Ondan sonra bir daha yüz yüze gelmedik. Yüz yüze gelirsem, onunla görüşebilirim de. Vahid Əhmədov halk düşmanı değil. Sadece belirli ince noktalar vardı, bizim pozisyonlarımız ayrıydı. O 'ben doğru söylüyorum' diyordu, ben ise 'sen değil, ben doğru söylüyorum' diyordum. Burada belirli devletçilik meseleleri de vardı. Vahid Əhmədov da yeterince akıllı bir insandır. O, bağımsızlık döneminde tüm sınavlardan geçen, tüm hükümetlerle çalışan bir insandır. Benim Azerbaycan'da düşmanım yok. Asıl düşmanlık para ve namus üstüne olur. Allah'a şükür ki, ben bu bakımdan çok temizim. 

-    Vahid Əhmədov'un yeniden milletvekili seçilmemesine ilişkin tutumunuz nasıl oldu?

-    O olaylardan sonra yüz yüze gelmedik. Yeniden seçilseydi, elini sıkıp tebrik edecektim. 

-    Sonradan duygusal bir konuşma yaptığınızı düşündünüz mü?

-    Yanlış söylediğimi düşünmemişim, ama duygusal söylediğimi düşünmüşüm. Belirli şeyleri daha sakin, temkinli söylemek olabilirdi, ama ben sert yapmışım. Her zaman kendime eleştirel yaklaşmışım. Ama ben içeriden gelen bir coşkuyla konuştuğum için nasıl konuşacağımı hiç bilmiyorum. Sonradan bakıp 'daha sakin olabilirdim' demişim. Konuşmalarıma baktığımda görüyorum ki, çok sinirli, çok gergin görünüyorum.

-    Məlahət İbrahimqızı, Razi Nurullayev'le de zaman zaman tartışmalarınız olmuş. Onlar sizin şimdi de meslektaşlarınızdır. Konuşuyor musunuz?

-    Hepsiyle dostum. Ben onlara karşı düşman cephesi açmamışım. Sadece, anlaşamadığım noktaları belirtmişim. 

-    Bu yakınlarda vefat eden Fəzail Ağamalı ile de ciddi bir tartışmanız olmuştu. Demiştiniz ki, o “Fəzail” adını öyle kirletmiş ki, ben uzun yıllardır bu adı temizlemekle meşgulüm...

-    Onunla da tartışmam olmuştu. Ama İslam'ın en güzel tarafı odur ki, insan vefat ettiğinde, dilinden “La ilahe illallah” kelimesi çıktığında, Allah onun günahlarını bağışlar. Dünyasını değiştiren her bir insana rahmet okumaktan başka bir şey söylemek günahtır. Biz aspiranturada arkadaş olmuştuk. O gıyabi, ben örgün okuyordum. Kardeşlerin de evde söz dalaşı olur. O zaman bizim de aramıza girenler oldu. Gidip tamamen yanlış bilgiler vermişlerdi. Sonradan duygusal biçimde konuşmalar yaptık. Ama kısa bir süre sonra el sıkıştık, görüştük. En azından, benim adaşımdır. Allah'tan onun evlatlarına sağlık sıhhat dilerim. O, hayatta yeterince mücadele eden, savaşan bir insan olmuş. Sağlığı da işte bu yüzden kötü oldu. Karakterinde garip bir şövalyelik vardı. Bazen görüyorduk ki, adımız aynı diye, bizi karıştırıyorlar. 

-    Nasıl oldu da barıştınız?

-    Bize aracı lazım değildi. Ertesi gün yüz yüze geldik, görüştük, barıştık. Sordu ki, adaş nasılsın. O bir site atışmasıydı.

-    Cenazesine gittiniz mi?

-    Tabii ki. Neden olmasın...

-    Milli Meclis'in VII. döneminde Vatandaş Dayanışması Partisi'nden başkan yardımcısı Rafael Hüseynov oldu. Oysa VI. dönemde sizdiniz. Şu anda onun faaliyetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-    Benim bazı sorulara cevap vermeme hakkım var. Biz bir partideniz, birbirimiz hakkında hiçbir şey konuşmamalıyız. 

-    İlişkileriniz iyi mi?

-    Her şey yolunda. 

-    Her durumda başkan yardımcılığı görevinden ayrılmak ve aynı partiden başka birinin bu göreve getirilmesi, ne kadar anlayışla karşılasak da, insan için manevi açıdan kolay olmaz...

-    Duygulara dokunmak lazım değil. Henüz şimdiye kadar görevden ayrılan bir adam 'iyi oldu çıktım' dese, o kendini de, seni de alaya alıyor demektir. İnsani bir histir. Bu hisleri herkes yaşar. Eğer ben başkan yardımcılığı döneminde suç işleseydim, siyasi hatalara yol verseydim, 'iyi ki kurtuldum' derdim. Ama ben vicdanla işimi yerine getirdim. Hayat tarzım değişmedi, maddi durumum hakkında düşünmedim. Devletimin, halkımın, Cumhurbaşkanımın karşısında görevimi alnımın akıyla tamamladım.

-    Bir müddet önce Milli Meclis'te düzenlenen konferansta moderatörlük yapan başkan yardımcısı Rafael Hüseynov, Azerbaycan dilinin normlarıyla ilgili tartışmalarda konuşma yapmak üzere etkinliğe davet edilmiş eski milletvekili, Halk Şairi ve partinin genel başkanı Sabir Rüstəmxanlı'nın sözünü kesmiş ve yeniden söz vermemişti. Bu da partide ciddi hoşnutsuzluklara neden oldu. Sizin bu meseleye ilişkin tutumunuz hem eski başkan yardımcısı, hem milletvekili, hem de partinin genel başkan yardımcısı olarak merak ediliyor...

-    Rafael Hüseynov o olaydan sonra hata yaptığı için kınama aldı. Sabir Rüstəmxanlı benim için her şeyden önce bir aksakallıdır, obamın, Yardımlı'nın ilk Halk Şairi'dir. Sabir Rüstəmxanlı Türk dünyasında daha çok tanınır, sevilir. Onun yaratıcılığı bir dünyadır, benden 5 yaş büyüktür, partinin lideridir ve ben o partiden buraya gelip çıkmışım. İnsan geçtiği yola çok dikkatle yaklaşmalıdır. Hata yapmıştı. Sabir Rüstəmxanlı 50 yıldır dil uğrunda mücadele ediyor. Ama o kendisi kınama verilmesini istemiyordu. Meseleyi 20 rayonun parti temsilcisi ortaya koydu. Dediler ki, eğer ona kınama verilmezse, biz partinin üyeliğinden çıkacağız. 

-    Sabir Bey parlamentin son seçimlerinde aday olmayınca ve yerine eşi, partinin üyesi Tənzilə Rüstəmxanlı'nın adaylığı ileri sürülünce bu mesele kamuoyunda tartışıldı. Parti bu kararı nasıl karşıladı? 

-    Bu Sabir Rüstəmxanlı'nın kendi kararıydı. Kendisi seçime gitmiyorsa, birisi seçime gitmeliydi. Tavsiye edildi ki, eşi Tənzilə Hanım gitsin. 

-    Milli Meclis'te masa arkadaşınız Tənzilə Rüstəmxanlı'nın faaliyetini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

-    Çok iyi, oturmuşuz bir yerde, istişare ediyoruz. Tənzilə Hanım henüz Milli Meclis'te değilken Azerbaycan'ı Türk dünyasında tanıtan, yeterince toplumsal bir insandı. Onun toplumsal faaliyeti burada seçim kurumuyla mühürlendi. Tənzilə Rüstəmxanlı yeterince tanınan bir kişidir. O doğrudan evden gelip burada oturmadı. Onun tüm faaliyeti değerlendirildi. 

-    Sabir Rüstəmxanlı'nın yerine gelmek biraz zor bir mesele galiba.

-    Yerine gelmemiş, onun yerini ihya etmiş. Bana öyle geliyor ki, henüz başlangıçtır, ikinci yıldır. Tənzilə Rüstəmxanlı henüz Azerbaycan toplumunda milletvekili olarak kendini çok iyi kanıtlayacak. 

-    Hem de öğretmensiniz, öğrencilerle ilişkiniz nasıl?

-    Ben hiçbir zaman öğrenci eline bakmamışım. Onların yanında yüzüm ak. Çok gururlu yaşamışım. Hiç kimsenin karşısında yüzü kara değilim. Dün de, bugün de, Allah izin verirse, yarın da. 

-    Fəzail Bey, merak ediyorum size hem öğretmen, hem de milletvekili olarak iş ayarlamak için rica edenler oldu mu?

-    Milletvekili olarak hiçbir memura ne telefon etmişim, ne de rica etmişim. Ama biz çölde biten ağaç değiliz. Evlatlarım için bir şeyler rica etmeliyim, gözü kederli kız kardeşimin evladı için bir şeyler rica etmeliyim. Bir de aracı olmak var. Kazanmak için birilerini işe yerleştiresin. Bu mümkün değil. Bizim öğrencilik dönemimizde başka bir atmosfer vardı, şimdi torpil meseleleri yok. Yardımlı'dan okuyanlar yanıma geliyordu, yardım ediyordum. Bu yerelcilikti, ama ortada maddiyat yoktu. 

-    Aslen Yardımlı'dan olsanız da, 73 sayılı Masallı - Celilabad seçim bölgesinin milletvekilisiniz. Ama bölgeler öyle ki, onlar bölgelere göre değil, öyle bir rayona göre milletvekilini hatırlıyorlar. Bu bölgeleri temsil eden milletvekillerinin de sayısı az değil, Məşhur Məmmədov, Cavanşir Paşazadə, Musa Qasımlı, Elman Nəsirov, Malik Həsənov. Merak ediyorum peki Masallı ve Celilabad'a gidip insanlardan milletvekillerinin kim olduğunu sorsak, onlar hanginizin adını zikreder? 

-    Bakar sen nereye gideceksin. Pazara mı gideceksin, yoksa bir kütüphaneye, kültür ocağına, okula mı. Olabilir ki, pazardaki adam beni tanımasın, her tabakadan sorsanız, farklı cevap verirler. Tek anlamlı cevap vermek olmaz. 

-    Siz bölgeye gittiğinizde hangi tabakadaki insanlarla görüşüyorsunuz?

-    Ben köyler bazında görüşmeler yapıyorum, tabakalar bazında değil. Dertlerini, problemlerini sormuşam. 

-    Peki rayona gittiğinizde insanların çok toplandığı pazara, çayhanelere gitmiyor musunuz?

-    Ben çocukluğumdan beri çayhanelere gitmiyorum. Milletvekili pazara gidip yalandan insanlarla görüşmemeli, onların şartlarını iyileştirmek için iş görmelidir. Ben pazarda defalarca bulunmuşum, tanıdıklarında ucuz malı ucuz satmak istiyorlar, diyorum hayır, pahalı verin. Bir de bakarsın ki, biri kenardan diyor "bu bizim milletvekilimizdir". Ama az önceki kıyaslamam yerindedir, okulda çalışanların yüzde yüzü beni tanır, pazardakiler için aynı sözü söyleyemem. İnsan dürüst konuşmalı. 

-    Bir ara medyada yayılmıştı ki, Fəzail İbrahimli bir sonraki seçimlerde yer almayacağı için şimdi bu kadar sakin. Az önce de dediniz ki, her şeyin bir süresi var. Bu bilgi ne derece doğrudur? Siz milletvekilliği süresini tamamlamayı düşünüyor musunuz?

-    Eğer öğrenciler sana kulak asmıyorsa, sen öğretmenlik yapmamalısın. Cerrahsan, elin titriyorsa, vazgeçmelisin. Milletvekiliysen, hem şevk ve enerjiyle çalışmayacaksan, o işi devam ettirmeyeceksin. Şimdiden halk arasında söz dolaşıyor, ama ben bu konuda hiç düşünmemişim. Ben hayatımın sonunu düşünmüyorum.

-    Sizce, siz milletvekili olmazsanız, bu hayatınızın sonu olur mu?

-    Bilgiyi yayanlar böyle düşünüyor ki, bu sıradan çıkmış. Böylece kapı çalınıyor... Bu düşünce sıradan çıkmalıdır. Maşallah olsun, Ziyad Səmədzadə'nin 85 yaşı var, biz hiç onunla ayak uyduramıyoruz. Bu kısmet payıdır. Henüz iki yıldır, bunu sonuncu yıl sorsanız cevap verebilirim. Şimdi 'katılmayacağım' desem, sonra adaylığımı veririm, yalancı olurum. 'Katılacağım' desem, sonra bir şey olur, katılamam. İnsanın hayatı bazen 6 ayda değişir, 3 yılda değil. 

-    Bir konuşmanızda demiştiniz ki, benim bir vekillik yetkim var, bir de diplomum... 

-    O zaman Başbakan Artur Rasizadə hakkında konuşuyordum. Dedim Artur Rasizadə memur okuludur, ey onun etrafındakiler, geçin o okulu, öğrenin. Sonra da dedim düşüneceksiniz ki, ben Başbakana yaranıyorum. Ama neye yaranacağım, bir vekillik yetkim, bir de diplomam var. Onu da elimden almak olmaz. Ondan sonra da Hacıbala Abıtalıbov hakkında konuştum. Dedim ki, kim onunla görüşüp, konuşabildiyse, “Kırmızı Kitap”a düşecek...

-    Hacıbala Abıtalıbov sonra sizi aradı mı?

-    Hayır. Onlar çok iyi biliyordu ki, ben kimsenin siparişini yerine getirmiyorum. O yüzden hiçbir zaman kalbimi kırmadılar. O zaman Ramil Usubov'un liderlik ettiği dönemde polisleri edebi dille, Qasım Bey Zakir'in temsiliyle eleştirmiştim. Ondan bir müddet sonra Ramil Usubov'la karşılaştık, gelip elimi sıktı ki, 'çok iyi söyledin, o şiir hoşuma gitti'. 

-    Memurları eleştiriyordunuz...

-    Her zaman yapmışım. Öyle bir memur olmamıştır ki, ben onun hakkında konuşmayayım. Onlardan ricam olmamıştır ki, yanlarında da yüzü kara olayım. Kötü olmuş, kötülüğünü söylemişim. Şimdi görüyorsunuz o memurlar ne hale düşüyor... Allah yanındakilere rahmet etsin, tarım bakanı 5 milyon manat para yemişti, Azerbaycan ve Türkiye münasibətləri pisləşmişdi. Onu ben gündeme getirdim. 

-    Şimdi kimleri eleştiriyorsunuz?

-    Şimdi bu benim misyonum değil. Başkaları söylüyor, konuşuyor.

-    Eski memurlardan söz açılmışken, o zaman Sabir Rüstəmxanlı Ramiz Mehdiyev'in aleyhine konuşma yapmıştı. Sizin onunla ilişkiniz nasıl oldu, doğrudan veya dolaylı yolla eleştirdiniz mi?

-    Sabir Rüstəmxanlı ile Ramiz Mehdiyev'in ilişkisi, onun bizim partimize olan ilişkisine dönüştü. Parlamentoda da onların arasında tartışma çıkmıştı. Sonra 2000 yılında ben milletvekili seçildim. 2005 yılında Ramiz Mehdiyev bizim partiden benim milletvekili seçilmeme ciddi engel oldu. Ben 6 ay milletvekili olamadım. Aslında şimdi bu konuda konuşmak istemezdim, çünkü şimdi herkes Ramiz Mehdiyev'in aleyhine konuşuyor. O zaman ise Mixail Zabelin benim bölgemden milletvekili oldu. Ben Rus işgaline maruz kalan son Azerbaycanlıyım. 10 yer boştu, mayıs ayında yeniden adaylığımı verdim ve seçildim. Sabir Rüstəmxanlı'yı ise 2015 yılında Ramiz Mehdiyev engelledi, milletvekili olmasına izin vermedi. Onun bizim partiye, bize ilişkisi çok kötüydü. Hiçbir zaman onunla yüz yüze gelmedim, görüşmedik, sadece, Sabir Rüstəmxanlı ile ilişkisi hem partiye, hem de bana sirayet ediyordu. 

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
Ərdoğandan ŞOK XƏBƏRDARLIQ - Türkiyə İrandakı müharibəyə qoşulur?