1990'lı yıllardan itibaren Azerbaycan televizyonunda ün kazanmış yönetmen ve oyunculardan biri de Elçin Cahangirli ((Elçin Tevekkül oğlu Memiyev) olarak kabul edilmektedir. Azerbaycan Devlet Sanat Enstitüsü'nün Oyunculuk Fakültesi'nde eğitim almış ve Lider TV'de yayınlanan “Kum Saati”, “Buluşma Yeri”, “Toprağın Kokusu” programlarının proje yöneticisi ve sunucusu olmuştur. Aynı zamanda AzTV ve MTV ile işbirliği yapmış, birçok televizyon ve sinema filminde başrol oyuncusu, yönetmen ve yapımcı olarak görev almıştır.
Elçin Cahangirli Modern.az-a bir röportaj verdi, sunuyoruz:
- Yanılmıyorsam, ilk televizyon dizisi yönetmenisiniz. O dönemde bu işi yapabilecek başka iddialı biri yok muydu, yoksa tesadüfen mi böyle oldu?
Benden önce 3-7 bölümden oluşan televizyon dizileri vardı. Ancak ilk uzun - 30 bölümlük çekim bana aittir ve özelliği de bunu Birleşik Arap Emirlikleri'nde de çekmiş olmamızdır. Bazen bu söz birçok kişide rahatsızlık yaratır ama gerçektir.
- Kıskançlığını belli eden bir meslektaşınız oldu mu?
Eğer hedefe giden yolda kaba da çıksa, "her havlayan köpeğe taş atacaksan", hedefe ulaşmaya vakit kalmaz. Hem de doğuştan bir huyum var. Bana kim ne derse desin, umursamam.

- Herhalde işinizi de danışmadan, tek başınıza yaparsınız. Bakıyorum da, sunucusu olduğunuz televizyon programının hem yönetmenisiniz hem de işçisi.
Hayır, birçok kişiden tavsiye alabilirim. Hatta gençlerden bile bir şeyler sorarım. Eğer meşgul olduğum alanın uzmanları çevremde yer alıyorsa, mutlaka fikirlerini öğrenmelisin. Ama kendi fikrim de burada çok önemlidir. Doğru, analiz yapıp oy çokluğuyla hareket edebilirim ancak kendi sözüm ana hattır. Biliyorsunuz, bende sezgi var. 6. hissim bana başarılı olacak projemi fısıldar. Gece yatarken de başımın yanında defter-kalem olmalıdır. Yaratıcılık notları oluşup kaybolabilir, yenisi oluşabilir. Ama öncekini saklamak için zamanında yazıya dökmek gerekir.
- Huyunuz, alışkanlıklarınız meslektaşlarınızla anlaşmakta size zorluk yaratmıyor mu?
Sinirli zamanlarım çok olur. Karşımdakinin beni anlamadığını sanırım. Arkadaşlar sonra bana derler ki, sen yarattığını tam olarak henüz beyninde yaratmışsın. Ama bize hiçbir şey söylememişsin. Kendi haberim de yok ki, fikrimde yarattığım her ayrıntı sadece benim için hazırdır, iş arkadaşlarımın ise haberi yoktur. Bir de ki, eleştiriden sonuç çıkarmak gerekir. Kırgınlık olabilir ama onun mantıksal devamı şudur ki, gerekli düzeltmeleri yapasın.
- Kova burcu olduğunuzu belirttiniz. Herhalde burçlara çok inanıyorsunuz.
Esas olan inancın kendisidir. İnanç olduktan sonra burçları kendi lehine yorumlayabileceksin.
- Bir ara televizyon kanallarında sizin yönetmeni olduğunuz diziler yayınlanıyordu. Son zamanlarda ise sanki gölgeye çekilmişsiniz... Sebep nedir?
Bu soruyu bana sık sık soruyorlar. 1990'lı yıllarda yönetmeni olduğum, oynadığım "Yanmış Köprü", "Susmuş Vicdan", "Boyunbağı" dizileri yayınlandığında bütün millet televizyonun başına toplanırdı. Şimdi nerede o izleyici kitlesi? Yani dizi çekmek şu anda belirli bir anlamda boşuna vakit kaybetmek demektir. Onu da söyleyeyim ki, dizi çekme teklifleri alıyorum. Hatta çalıştığım bu stüdyoda hem yönetmen olmamı hem de dizide rol almamı teklif ediyorlar. Ama bakıyorum ki, parası para değil. Hem de ki, biliyorsunuz, orijinal iş yaratmak lazım. Hiç kimsenin çekmediğini çekip göstermek.

- Peki diziye ilgi azaldıysa, izleyiciye ilginç gelen nedir?
Şimdi birçok kişi dizi çekiyor, birçok kişi rol oynuyor. Ben hiçbirine kötü diyemem, incinirler. Çeksinler, 17 yaşında değilim ki kıskançlık edeyim. Zamanında en güzel rolleri yarattım. Oyunculuğun her manevrasını yaptım, Dubai'de insan ticareti konusunda çekimim oldu, dağda, askerler arasında. Yani ben bunların hepsini görmüşüm. Sadece, demek istiyorum ki, insan vaktini bilir, neye harcar. Şimdi dizi öyle de izlenen değil. Belki de tek kişiyim ki, geçmiş zamanıma üzülmüyorum çünkü boşa harcamamışım.
- Herkes sosyal ağlarda hesap açıyor, bundan faydalanmak istiyor, peki siz?
Henüz hiçbir sosyal ağda hesabım yok ama bu yakınlarda oluşturma fikrim var. Bana diyorlar ki, senin bir ömür kadar materyalin var. Sosyal ağlara yüklersen, hayli izleyici toplarsın. Yardımcı araçlar kendi yerinde, bana "Kum Saati" programının kendisi ilginç geliyor. Programımda akla, klasiğe, maneviyata, şiire, edebiyata üstünlük veririm. Bunların değerini verenler olmaması mümkün değil.
- Mesleğinizde size acı verici görünen bir şey var mı?
Acı verici tarafı olabilir ancak hoş olan durumlar, yaratıcılık zevki bunu telafi eder. Hatta aşar.
- Oyuncu olarak dram rollerine daha çok uygun geliyorsunuz, sanırım. Nedense, böyle düşünüyorum. Herhalde oynadığınız rollerden dolayıdır. Peki komedi?
Hayır, komedi de dram da benim yaptığım iştir. Hayatta nasıl bir renklilik varsa, oyunculuk sanatını da renkli kılmak gerekir. Hem dram hem komedi oynamak mümkündür. Trajikomedi benim için önceliktir. "Şans" filmi en büyük trajikomedi başarımdır.
- Neden MTV? Başka televizyon kanallarıyla işbirliğiniz mümkün olmadı mı? Peki Azerbaycan televizyonunu neden terk ettiniz?
Kim diyor ki, Azerbaycan Televizyonu ile işbirliğim sona erdi? Yakın geçmişte, Karabağ zaferinden sonra 2 bölümlük "Beşatılan" filmim AzTV ile ortak işbirliği çerçevesinde oluşturuldu. Yaratıcı bir insan için nerede ortam varsa orası meydandır. 2010'lu yıllarda Hazar televizyonu ile de işbirliğim oldu. Belirttiğim gibi, televizyon kanallarında diziler çoğaldı. Şimdi ben kendimi kenara çektim ki, daha farklı bir yaratıcılık yolu tutayım. Tekrar olmasın.
- Öyleyse bizi sevindireceksiniz.
Bu yakınlarda yeni komedi filmim çıkacak, tamamen hazır. Televizyon yayınına verilmesi kaldı.

- Ne tuhaf, önce sinemada göstermiyorsunuz? Kazanç yolu ilginç değil mi?
Gelecek sefere ilk gösterimi sinemada olacak bir film çekmeyi planlıyorum. Sonra ise anlaşmaya göre televizyonda yayınlayacağız. Ama sponsorlar var. Yeri gelmişken, filmin yönetmeni, oyuncusu, yapımcısı benim.
- Şu anda yönetmen olarak hangi proje üzerinde çalışıyorsunuz?
Şu anda paralel olarak, yaklaşık 2-3 dakikalık kısa metrajlı filmler çekiyorum. Memmedhüseyn Şehriyar'ın "Heyder Babaya Selam" şiirinden bölümler seslendiriyorum. Ses Şehriyar'ın kendine özgüdür.
- Yeri gelmişken, iyi bir sesiniz var. Kendiniz söyleseydiniz, yine güzel olurdu.
Ben de şiir okurum. "Kum Saati" programında parçalar seslendiririm.
- Oyuncu olarak düşünmekle yönetmen olarak düşünmek arasında sizin için temel fark nedir?
Bu iki meslek arasında hiçbir ayrılık yoktur. İkisi de birbirini destekler, aynıdır.
- Yönetmen olarak en çok hangi konular sizi cezbeder?
Psikolojik dram. Ama şimdiki izleyici bu türe bakamıyor. 15 yıl önceki izleyiciyle aynı değiller. Sabırsız olmuşlar. TikTok gibi sosyal ağlar kendi işini görmüş. Bakıyorsun, çıkıp TikTok'ta atlayıp zıplıyor. Düşünüyorsun, bu ne yapıyor, acaba? Bir atasözü var: "Dostunu göster, kim olduğunu söyleyeyim". Herkesin kendi çevresi var. Kendi seçimi var. Televizyon, film, sinema sanatı ile TikTok'u karşılaştırmak doğru değil. Bu yüzden izleyicileri arasında çelişki oluşuyor.
- Programınız hakkında söz açıldıkça konuşuyorsunuz. Özel bir format olarak mı görüyorsunuz?
Ben programı yönetsem de kendimi sunucu olarak görmüyorum. Daha çok yönetmen olarak yayına çıkıyorum. Seyran Sehavet'in bana dediği gibi, trafik polisi düzenleyici olarak hangi fonksiyonu yerine getiriyorsa, ben de onu yapıyorum. Örneğin, benim programım oluyor, canlı değil biliyorsunuz. Sonra iki gün montaj üzerinde çalışıyorum. Ama başkaları programları çekiyorlar, aynı gün yayına veriyorlar, bizde böyle değil.
- Hiç oldu mu ki, canlandırdığınız karakter psikolojik olarak sizi etkilesin?
Bilirsiniz, bu meseleye ihtiyatla yaklaşıyorum. Dikkat ettim, bir defa trafik kazası hakkında rol oynadım. Sonra benzer tehlikelerle karşılaştım. Ondan sonra varlıklı bir kişiyi canlandırdım, çok geçmeden iyi paralar kazandım. Sanki, başının üzerinde olağanüstü bir güç var.

- Gençlere sanata gelmekte yardım ediyor musunuz?
Sahnede gördüğünüz birçok ünlü, ilk rollerini, henüz tanınmadıkları zamanlarda benim filmlerimde oynadılar. Bu başlı başına bir destektir. 2007 yılında çektiğim "Oyuncu" dizisinde Azer Akşam yeni yeni rol alıyordu. Şimdi komedi sahnesindeki Hayale de öyle. "Yanmış Köprüler"de Müşfik Şahverdiyev oynadı. Zayıf bir oğlandı, hatırlıyorum. İçerişehir'de çekim oldu. İlkin Misgerli'ye "Susmuş Vicdan"da karakter verdim.
- Otomobilinizi satıp film çekmişsiniz. Bunu duyup sonradan destek veren oldu mu?
Bilirsiniz, geçen röportajlardan birinde bunu aniden söyledim. Sonra pişman oldum. Bunu söylemek doğru değil. Bir söz var, der ki, sağ elin yaptığını sol el bilmemelidir. Ama onu da söyleyeyim ki, sonra maddi destek verenler olmuştur.
- Şu anda dizi çekmek için sponsor bulmak çok zor mu?
Elbette, zordur. Herkese zor olduğu gibi bana da öyledir.
- Çağdaş Azerbaycan sinemasının en büyük problemi nedir?
Değerlendirmek uzmanların işidir. Ama onu söyleyeyim ki, şimdi gençlere sor, geçmiş filmlerin değerinden bahsedecek. Biliyor musunuz neden? Çünkü bir filmin üzerinde yıllarca iş görülüyordu. Herhalde duymuşsunuzdur, yönetmen bir bölüm için aylarca uygun adam arıyordu. Bunun karşılığında film nasıl olmalıdır? Kaliteli olmalıdır da. Ama şimdi 2 günde, 5 günde bir film çekiliyor. Güya oyuncudur ama hiç bilmiyorsun, nerede eğitim almış.
- 90'lı yıllarla çağdaş dönemin sineması, televizyonu arasındaki farkları söyler misiniz?
Bilirsiniz, az önce belirttiğim gibi, yorum yapmak, değerlendirme yapmak benim işim değil ama bir gerçeği vurgulayayım. Eskiden on kanal vardıysa, şimdi yüzlercedir. Eskiden 100 oyuncu vardıysa, şimdi binlercedir.
- O zaman böyle bir formülü kabul edelim: "Nicelik niteliği düşürdü".
Evet.
- Yönetmen ve oyunculardan neyi beğenmiyorsunuz?
Ben kimseyi açıkça eleştirmek istemiyorum. Sonra gelip öyle eleştirirler ki, kim ne yapıyorsa, kendi için yapıyor. Ama vaktinin, zamanının kıymetini bilsinler. Bunu düşüneceklerse, harikadır yoksa kendileri bilir.
- En akılda kalan televizyon-sinema anınızı anlatır mısınız...
İlginç anılarım çoktur.
O zamanlar üç gece uğraşıp senaryo yazdık. Sonra o senaryo kayboldu. Kağıt yok oldu. Aslında, bunu kimin yaptığını bildim. Bana kötü etki etmişti.
- Adını açıklayalım mı?
Hayır, gerek yok. O yönetmen artık hayatta değil.
- Toplumumuzda hala barışamadığınız alışkanlıklar hangileridir?
Toplumumuzda düşünme problemi var. Düşünen azdır. Bu soruyu kime versen, der ki, ne, nasıl, neyi düşüneyim? İnsan kendisi bilmelidir ki, neyi düşünsün.

- Karabağ konusuna da yakınsınız. Kurtarılmış topraklarda bulundunuz mu? Bu konuda yeni bir dizi ya da film çekme isteğiniz var mı?
Topraklar azat edildikten sonra defalarca Karabağ'da bulundum. Yeterince de film çektim. Belki benim kadar çeken olmamıştır. Daha 2010 yılında biz zaferimize inanıp "Susmuş Vicdan"ı çektik. Onun mantıksal devamı da "Beşatılan" filmiydi. Bundan sonra da devam edecek. Buna hiçbir zaman nokta konulamaz.
- Zahmet olmazsa, biraz da kendinizden, ailenizden bahseder misiniz? Aslen nerelisiniz, çocuklarınız hangi alanda çalışıyorlar?
Masallılıyım. Ancak oğlum yapımcı olarak yanımda çalışır. Küçük kız torunumda da yetenek hissediyorum.
- Çocukluk hayallerinizle bugünkü gerçeklik örtüşüyor mu?
Çocuklukta ne arzuladıysam, hepsi gerçekleşti. Küçük yaşlarımdan şiir okurdum. Doğru, önce babam savcı olmamı istemişti. Ama sonraları seçimimle barıştı.
- 10 yıl sonraki Elçin Cahangirli'yi nerede görüyorsunuz?
Yine burada. İnsan kendini nerede görmeli? Daima gittiğin yolda olmalısın.