Bölgede gerilim zirveye ulaşsa da Azerbaycan çatışmalara yönelik dengeli siyasetini sürdürüyor. Buna rağmen, 5 Mart tarihinde İran, Azerbaycan'ın Nahçıvan bölgesine dron saldırısı düzenleyerek bir terör eylemi gerçekleştirdi.
Nahçıvan'a yapılan saldırıdan sonra Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bu olayın kabul edilemez olduğunu söyleyerek İran'ın saldırısını açık bir tehdit olarak değerlendirdi. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin devletimiz için kırmızı çizgi olduğu vurgulandı.
İran'ın Azerbaycan'a yönelik dron tehdidi 40 ülke ve uluslararası kuruluş tarafından kınandı. Böyle bir zamanda kardeş Türkiye parlamentosunun DEM partisi üyesi, milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu farklı bir pozisyondan konuşarak, meseleyi başka bir yönde yorumlamaya çalıştı. Onun açıklamaları Azerbaycan ile birlikte kardeş Türkiye'de de ciddi tepkiyle karşılandı.
Meseleyle ilgili ünlü Türk gazeteci, Küresel Gazeteciler Konseyi Başkanı Mehmet Ali Dim sosyal medya hesaplarında Azerbaycan'a karşı yürütülen kampanyaya itiraz etti. O belirtti ki, bu tür bir duruş sergileyen kişilerin hangi millete mensup olduğu soru işaretleri doğuruyor.
Konunun güncelliğini dikkate alan Modern.az sitesi Mehmet Ali Dim'den röportaj aldı.
- İran'ın Nahçıvan'a İHA saldırısı Azerbaycan ile Türkiye arasındaki güvenlik ve savunma işbirliğinin daha da güçlenmesine neden olabilir mi?
- Türkiye her zaman kardeş devlet ve kardeş millet için elini taşın altına koyar. Azerbaycan savunmaya ihtiyaç duyarsa, Türkiye oradadır, Türkiye'nin savunmaya ihtiyacı varsa, Azerbaycan oradadır. Bu tür olaylar, elbette ki, “Bir millet, iki devlet” prensibi üzerine kurduğumuz bu ilişkileri daha da güçlendirir.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Söz konusu milletvekilinin fikirleri yalnızca kendisine aittir. Söyledikleri ne Türk halkının, ne Türkiye devletinin, ne de kamuoyunun görüşünü yansıtmaktadır.

- Sizce, Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun Azerbaycan ile ilgili bu taraflı açıklamasının arkasında neler yatabilir?
- Ne yazık ki, Azerbaycan devletinin dış politikasının Türkiye'den farklı olabileceğini kabul etmek istemeyen ve Azerbaycan-İsrail yakın dostluğundan rahatsız olan bir grup var. Bu grup daha çok koyu İslamcı ve koyu milliyetçi görüş düşüncesine yakın kişilerden oluşmaktadır. Onlar çok azınlık teşkil eder ve hiçbir zaman Türk halkının, devletinin veya kamuoyunun genel görüşünü yansıtmazlar.
- Buradan yola çıkarak sormak isteriz, günümüzde siyasetçilerin sosyal medya paylaşımlarının devletlerarası ilişkilere etkisi ne kadar güçlüdür?
- Sosyal medya bugün bir iletişim aracı olarak çok güçlü ve önemli olsa da, hiçbir durumda devletlerin veya milletlerin genel bakış açısını yansıtmaz. Herhangi bir ülkenin devlet başkanı veya o ülkeyi temsil eden resmi kişilerin beyanatları dışında hiçbir sosyal medya paylaşımı resmi bir pozisyon veya devletin, milletin fikri olarak kabul edilemez.
- Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri “Bir millet, iki devlet” prensibi üzerine kurulmuştur. Bu tür açıklamalar iki ülkenin ilişkilerine gerçekten zarar verebilir mi?
- Türkiye ile Azerbaycan arasında çok köklü, silinmez bir kardeşlik, birlik geleneği vardır ve bu ilişkileri basit, küçük krizlere göre değerlendirmek veya tahrif etmek doğru değildir.
- Sizce, Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun açıklaması kimin talimatı veya yönlendirmesiyle yapılmış olabilir? Arkasında hangi güçler veya çevreler duruyor?
- Mümkündür ki, o, koyu İslamcı çevreler ve antisemitizm eğilimli bazı kişiler ve gruplar tarafından kışkırtılmıştır. Bu ise çok küçük bir kesimdir.
- Son dönemlerde bölgede artan gerilim fonunda İran-Azerbaycan ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
- Azerbaycan uzun yıllardır komşusu İran ile normal ilişkiler sürdürüyor. Bazen küçük krizler olsa da, hiçbir zaman böyle bir savaş veya silahlı çatışma gerilimi olmamıştır. Bundan sonra da böyle bir ihtimal görmüyorum. İran'da 40 milyondan fazla Azerbaycan Türkü yaşıyor ve bu insanların kalbinde elbette ki Azerbaycan var. Sevindirici bir durumdur ki, Azerbaycanlı kardeşlerimiz yüksek görevlerde çalışıyorlar. Şimdi İran'ın cumhurbaşkanı da Azerbaycanlıdır. İnanmak istemiyorum ki, bu kişiler kendi vatanlarına ve milletlerine karşı düşmanlık etsinler.

- Türkiye medyası bu tür hassas bölgesel meselelerde dengeyi nasıl korumaya çalışıyor?
- Ne yazık ki, Türk medyasında bazı farklı sesler olsa da, bunlar çok azdır ve minimuma indirilmiştir. Türk medyasının büyük çoğunluğu ise Azerbaycan ile Türkiye ilişkilerinin hiçbir zaman bozulmayacağına, aksine, daha da güçleneceğine, birlik, dayanışma ve işbirliğinin artacağına inanmaktadır.
- Sizce, Nahçıvan'a yapılan saldırı sonrasında açılan tartışmalar bir tür bilgi savaşı olarak değerlendirilebilir mi?
- Elbette. Bu tür saldırıların kamuoyu açısından da olumsuz etkileri olur. Ne yazık ki, günümüzde dezenformasyon - yalan, yanlış ve kasıtlı olarak yönlendirilmiş bilgiler - dünyanın birçok yerinde bu tür krizlere yol açıyor.