Yurt dışında yaşayan birkaç anti-Azerbaycan unsurun Washington'da hiçbir ahlak normuna sığmayan, agresif ve tahrik edici bir şekilde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kaldığı otelin önünde gerçekleştirdikleri eylemlerin kasıtlı olarak abartılmasına başlanmıştır. Bunun arkasında kimler duruyor? Elbette ki, o insanları oraya gönderen ABD'deki şovenist Ermeni çevreleri!
Doğal olarak, o çevreler bu kurgu sürecinin nasıl sonuçlanacağını iyi biliyorlardı. Biliyorlardı ki, Cumhurbaşkanının güçlü bir koruma hizmeti var ve onların gözünden kaçıp otele girmek asla mümkün değil. Bu nedenle senaryo sadece görüntü için hazırlanmıştı; birkaç düşük ahlaklı insanın agresif çığlıkları, kaba sözleri üzerinden Azerbaycan Cumhurbaşkanı aleyhine işleyen bir kampanyayı yaymak temel niyetti.
Herkes iyi anlar ki, bu tür olaylar tesadüfi nitelik taşımaz. Eğer ortada bir başarı, bir zafer varsa, bunu gözden düşürmeye çalışan yeterince kötü niyetli kişi bulunacaktır. İster ülke dışında, ister ülke içinde. Azerbaycan'ın itibarı artıyor, uluslararası platformlarda sürekli temsil ediliyor, yabancı devletlerle sıcak ilişkiler kuruyor, özellikle büyük bir güç olan ABD ile şimdiye kadar olmayan stratejik ortaklığın temeli atılmıştır ve tüm bunlar ilk olarak Ermeni şovenistlerini, lobisini, Azerbaycan'ı sevmeyen çevreleri derinden rahatsız etmektedir. Bu açıdan son zamanlarda bilgi düzeyinde yürütülen baskı kampanyaları, ayrı ayrı eylemler kasıtlı olarak gündeme getirilmektedir. Agresif davranış, etik dışı ifadeler ve provokasyon girişimleri, dikkati başarılardan saptırmak ve bilgi gündemini manipüle etmek amacını gütmektedir.
Çok iyi biliyoruz ki, her eylemin arkasında para faktörü yatar. Lobi ağlarının aktif olduğu ülkelerde siyasi nitelikli eylemler para karşılığında düzenlenir. Ne yazık ki, soyu, kökeni bizden olan bazıları da paranın esiri olarak, kötü niyetlilerin elinde bir araca dönüşerek düşman cephede durmaktadırlar.

Ermenilerin maşası şeklinde kendi halkına ve devletine karşı çıkan bu yaramazlara ilk destek verenlerin kimliğine dikkat edersek, manzara yeterince açık olacaktır. Olaylara ilk tepki ABD'de faaliyet gösteren ANCA (Armenian National Committee of America) tarafından geldi. Bu o kuruluştur ki, her zaman Azerbaycan'ın uluslararası alanda daha sert bir şekilde eleştirilmesine, ülkemize hukuki müdahalelerin yapılmasına ilgi göstermiştir. Aynı zamanda Azerbaycan'ın stratejik müttefikleri ve ABD Kongre üyeleri üzerinde etki yoluyla kendi önceliklerini gerçekleştirmekle meşgul olmuştur.
ANCA'nın ardından anti-milli unsurlara Azerbaycan'ın düşmanı Frank Pallone sahip çıktı. Bu ad Azerbaycan toplumuna iyi tanıdıktır. Pallone, Ermeni lobisi tarafından yönetilen, ANCA'dan finansman alan bir kişidir. Ermeni-Amerikan lobi kuruluşları, o cümleden ANCA tarafından desteklenen siyasetçiler arasındadır. O, bu kuruluşların girişimlerine açık destek vermiş ve onların gündeme getirdiği meseleleri Kongre platformunda dile getirmiştir.
Pallone, Karabağ ihtilafı ve sonraki bölgesel süreçlerle ilgili konuşmalarında Azerbaycan hükümetini eleştiren beyanatlarda bulunmuştur. Özellikle insani durum, sivil halkın hakları ve bölgesel güvenlik meselelerinde Bakü'yü sorumlu taraf olarak sunan bir duruş sergilemiştir. Kongre'de yaptığı konuşmalarda ve sosyal medya paylaşımlarında o, ABD yönetimini Azerbaycan'a karşı daha prensipli bir siyaset yürütmeye çağırmıştır. Pallone, bir dizi durumda Azerbaycan'a karşı yaptırımların uygulanması girişimlerine destek vermiştir. O, ABD'nin güvenlik ve askeri yardım mekanizmalarının kısıtlanmasıyla ilgili çağrılarda bulunmuştur. Azerbaycan'a doğrudan devlet yardımını kısıtlayan 907. düzeltmenin sert bir şekilde uygulanmasına taraftar olan siyasetçiler arasında yer almıştır.
Hocalı olaylarını inkar eden, Azerbaycan topraklarının işgal altında tutulmasına çağrısıyla tanınan, vaktiyle işgal altında olan topraklara seyahat eden Pallone'nin anti-Azerbaycan unsurlarını koruma retoriği, tüm bu sayılanlara göre o kadar da şaşırtıcı görünmüyor.
Böylelikle, gerçek şundan ibarettir ki, anti-milli unsurlar şovenist Ermeni çevrelerinin elinde bir araca dönüşerek Azerbaycan'a karşı aynı cephede yer almışlar ve en son yola gitmeye kadar kendilerini satmışlardır.
Kaydetmeliyiz ki, satılmış o unsurlar büyük uluslararası etkinliğin düzenlendiği gün Washington'da ABD'nin güvenlik kurallarını da kaba bir şekilde ihlal etmişlerdir. Azerbaycan Cumhurbaşkanının güvenlik hizmeti ile birlikte, ABD polisi de sürece müdahale etmiştir, çünkü devlet başkanlarının güvenliği meselesi ülkenin uluslararası yükümlülüklerinden biridir. Bu açıdan meydana gelen olay, ev sahibi olan ülkenin güvenlik yapıları için de ek sorumluluk yaratmaktadır ve inanıyoruz ki, siparişli provokasyon girişiminde bulunanların eylemlerine hukuki düzeyde de değer verilecektir.