Modern.az

Azerbaycan\'da Tebriz\'i Bakü gibi seviyorlar

Azerbaycan\'da Tebriz\'i Bakü gibi seviyorlar

1 Mart 2026, 11:40

Yakın Doğu ve Güney Kafkasya bölgesinde yaşanan olaylar, uluslararası ilişkiler sisteminde savaşların çoğu zaman süreçlerin görünen yüzü olduğunu göstermektedir. Aslında jeopolitik çatışmaların temel nedenleri görünmeyen siyasi, ekonomik ve stratejik faktörlerle ilişkilidir. İran, ABD ve İsrail arasında devam eden gerilim de işte böyle karmaşık bir jeopolitik bağlamın ürünüdür. Bu çatışma sadece askeri denge meselesiyle dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda enerji rotaları, bölgesel etki alanları, ideolojik çatışmalar ve büyük güçlerin stratejik planlarıyla da bağlantılıdır.

Modern uluslararası ilişkiler teorisinde bu süreçler çoğu zaman “gizli jeopolitik dinamikler”, “stratejik rekabet” ve “asimetrik etki mekanizmaları” gibi terimlerle açıklanır. Görünen tarafta füzeler, askeri tatbikatlar, diplomatik açıklamalar ve yaptırımlar durmaktadır. Görünmeyen tarafta ise büyük devletlerin uzun vadeli stratejik planları, bölgesel nüfuz mücadelesi ve jeoekonomik çıkarlar yer almaktadır. İran'ın ABD ve İsrail ile çatışması da işte bu karmaşık sistemin bir parçasıdır.

Azerbaycan bu bağlamda özel bir jeopolitik konuma sahiptir. Güney Kafkasya bölgesinin temel aktörlerinden biri olan Azerbaycan, uzun yıllar savaşın ağır sonuçlarını yaşamış bir ülkedir. 1990'lı yılların başlarında Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırısı sonucunda ülke topraklarının yaklaşık yüzde 20'si işgal altında kalmıştı. Bu işgal döneminde Karabağ ve Doğu Zengezur bölgeleri ciddi bir insani ve ekolojik felakete maruz kalmıştı.

Uluslararası kuruluşlar, özellikle BM Güvenlik Konseyi, 1993 yılında 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları kabul ederek Ermenistan birliklerinin Azerbaycan topraklarından kayıtsız şartsız çekilmesini talep etmişti. Ancak uzun yıllar boyunca bu kararlar kağıt üzerinde kalmıştı. Görünen tarafta birçok devlet Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü desteklediklerini beyan ediyorlardı. Ancak görünmeyen tarafta çeşitli siyasi ve jeopolitik çıkarlar bu sorunun çözümüne engel oluyordu.

Azerbaycan 2020 yılında yaşanan 44 günlük Vatan Savaşı ile bu durumu köklü bir şekilde değiştirdi. Azerbaycan Ordusu'nun gerçekleştirdiği başarılı askeri operasyonlar sonucunda işgal altındaki topraklar azat edildi. Bu savaş, modern askeri tarihte yüksek teknolojili savaş örneği olarak değerlendirilmektedir. Özellikle insansız hava araçlarının uygulanması ve ağ merkezli operasyonlar yeni bir askeri doktrinin oluştuğunu gösterdi.

 

 

44 günlük Zafer'den sonra bölgede yeni jeopolitik gerçeklikler oluştu. Bu gerçeklikler birçok devletin ve bölgesel gücün siyasetinde değişikliklere yol açtı. Uzun yıllar görünmeyen ve gizli faaliyet gösteren bazı jeopolitik aktörler artık açıkça pozisyon sergilemeye başladılar. Azerbaycan'ın güçlenmesi ve bölgede yeni bir siyasi dengenin oluşması bazı kuvvetler için beklenmedik oldu.

Bu açıdan İran faktörünün özel dikkat merkezine düşmesi tesadüfi değildir. İran İslam Cumhuriyeti bölgenin en eski devletlerinden biridir ve büyük jeopolitik emellere sahiptir. İran'ın siyasi sistemi teokratik cumhuriyet modeline dayanır ve ülkede yüce dini lider kurumu önemli bir rol oynar.

Bununla birlikte, İran'ın Azerbaycan'a yönelik tutumu tarih boyunca tek anlamlı olmamıştır. İran'ın yüce dini lideri ve ona bağlı belirli çevreler, uzun yıllar Azerbaycan'ı bağımsız bir devlet olarak kabul etmekte, yumuşak bir ifadeyle, zorluk çekmiştir.

Aynı zamanda, Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiği dönemde İran'ın tutumu da çok sayıda soru işaretine yol açmıştı. İşgal altındaki Karabağ ve Doğu Zengezur bölgelerinde geniş çaplı yağmacılık ve yasa dışı ekonomik faaliyetler yürütülüyordu. Tarihi ve dini anıtlar yıkılıyor, camiler tahkir ediliyordu. Bazı camilerde domuz beslenmesi vakaları uluslararası kamuoyu tarafından da kaydedilmişti.

Paradoksal durum şuydu ki, kendini Müslüman bir ülke olarak tanıtan İran, bu olaylara ciddi bir tepki vermek bir yana, o camilerin yanından göz yumarak geçiyordu. Ermenistan ile ekonomik ve siyasi işbirliği devam ettiriliyordu. Bu ise bölgede dini ve siyasi prensiplilik meseleleriyle ilgili ciddi tartışmalara yol açmıştı.

 

 

Bunun aksine Azerbaycan, uluslararası hukuk normlarına sadık bir duruş sergiliyordu. Azerbaycan, kendi topraklarının İran'ın herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermedi. Hatta uluslararası baskılara rağmen Azerbaycan, komşuluk ve bölgesel istikrar ilkesine sadık kaldı.

Azerbaycan'ın dış politika doktrini dengeli diplomasi prensiplerine dayanmaktadır. Bu prensip hem bölgesel işbirliği hem de uluslararası hukuka saygı üzerine kurulmuştur. Azerbaycan bir yandan Türkiye, Pakistan gibi stratejik müttefiklerle işbirliği yaparken, diğer yandan Amerika, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini geliştirmektedir.

Halihazırda İran, ABD ve İsrail arasında artan gerilim Azerbaycan'ın iradesi dışı bir süreçtir. Bu çatışma daha çok Yakın Doğu'daki stratejik dengenin değişmesiyle ilgilidir. ABD'nin İran'ın nükleer programına karşı uyguladığı yaptırımlar, İsrail'in güvenlik endişeleri ve İran'ın bölgesel etki politikası bu çatışmanın temel nedenleri olarak gösterilmektedir. Perdenin arkasında Çin, Rusya gibi temel faktörler henüz görünmemektedir.

Tüm olanlara rağmen Azerbaycan bu meselede yine de sorumlu bir duruş sergilemektedir. Resmi Bakü defalarca bölgede savaşların genişlemesinin kimseye fayda getirmeyeceğini beyan etmiştir. Azerbaycan'ın temel önceliği bölgede barış, istikrar ve ekonomik işbirliğidir.

Tarih gösteriyor ki, örnek teşkil eden siyaset uzun vadeli perspektifte daha etkili sonuçlar verir. Azerbaycan son yıllarda işte böyle bir örnek oluşturmuştur. Bakü hem diplomatik hem de ekonomik platformlarda yapıcı bir siyaset yürütmektedir.

Azerbaycan için Tebriz şehrinin özel bir manevi ve tarihi önemi vardır. Tebriz tarih boyunca Azerbaycan kültürünün önemli merkezlerinden biri olmuştur. Orta çağlarda Tebriz, Safeviler devletinin başkenti olarak bölgenin siyasi ve ekonomik merkezine dönüşmüştü.

 

 

Bugün de milyonlarca Azerbaycanlı Tebriz'i Bakü gibi öz vatanı saymaktadır. Bu şehir Azerbaycan tarihinde ve kültüründe özel bir yer tutar. Azerbaycan halkının Tebriz'e olan tutumu duygusallık olarak kabul edilmemelidir. Burada tarih, kültür, ideoloji ve jeopolitik çıkarlar birbiriyle sıkı bir şekilde bağlıdır.

Sonuç olarak İran, ABD ve İsrail arasındaki çatışma sadece görünen askeri ve diplomatik süreçlerden ibaret değildir. Bu süreçlerin arkasında daha derin ve karmaşık jeopolitik faktörler yatmaktadır. Azerbaycan ise bu karmaşık durumda dengeli ve prensipli duruşuyla öne çıkmaktadır.

Tarih gösteriyor ki, savaşlar geçicidir, ancak devletlerin örnek teşkil eden siyaseti uzun vadeli etkiye sahip olur. Azerbaycan da işte böyle bir siyaset yürüterek bölgede istikrarın ve işbirliğinin taraftarı olduğunu göstermektedir.

Unutulmamalıdır ki, Azerbaycan Amerika ile müttefik, İsrail ile dost, Türkiye ile Şuşa Beyannamesi'ne dayalı kardeştir, İran ile komşu dosttur. Azerbaycan dünyanın hiçbir yerinde savaş olmasını istemez.

Azerbaycan aynı zamanda kendi çıkarlarını her şeyden daha çok ister. Azerbaycan'da Tebriz'i Bakü gibi severler.


Elnur EMİROV

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
İrana RƏSMİ XƏBƏRDARLIQ - Türkiyə müharibəyə qoşulur?