Ermenistan'ın son birkaç ayda askeri sergilerde sunduğu yeni insansız hava araçları birçok soru işaretine yol açıyor. Zira bu modern İHA'lar birçok durumda İsrail yapımı dronlara oldukça benziyor.
Modern.az haber veriyor ki, söz konusu olan İsrail'in "Israel Aerospace Industries" (IAI) şirketi tarafından geliştirilen “Harop” tipi saldırı dronudur. “Harop” uzun yıllardır çeşitli ülkelerin envanterinde yer almakta olup, 2020 yılında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan Ordusu tarafından yaygın olarak kullanılarak etkinliğini kanıtlamıştı.
2025 yılının Ekim ayında Ermenistan'ın “Davaro” şirketi “Dragonfly 3” adlı yeni kamikaze tipi insansız hava aracını tanıttı. Teknik özelliklerine bakıldığında, bu modelin “Harop” platformuna benzer parametrelere sahip olduğu belirtiliyor.
Açıklanan bilgilere göre, “Dragonfly 3”ün kanat açıklığı 3 metre, maksimum kalkış ağırlığı 42 kilogram, faydalı yükü ise 5 kilogramdır. Dronun bir saate kadar havada kalabildiği, saatte 126 kilometre hızla uçtuğu ve 120 kilometreye kadar mesafede faaliyet gösterebildiği belirtiliyor.
Analistler, Hindistan'ın son yıllarda İsrail savunma sanayii ile derinleşen işbirliğine dikkat çekiyorlar. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2020–2024 yılları arasında Hindistan, İsrail'in en büyük savunma ithalatçılarından biri olmuş ve toplam ihracatın yaklaşık üçte birini oluşturmuştur.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından uygulanan “Make in India” (“Hindistan'da Üret”) politikası çerçevesinde, yabancı şirketlerden teknoloji transferi ve üretim hatlarının ülkeye taşınması talep edilmektedir. Bu model, Hindistan'ın kademeli olarak ithalatçıdan ihracatçıya dönüşmesine olanak sağlamıştır.
İşte bu bağlamda, Ermenistan'ın yeni dron projesinin Hindistan ile teknolojik işbirliği sonucunda şekillendiği tahmin edilmektedir. İsrail'in “Globes” yayın organının yazdığına göre, bazı savunma sanayii temsilcileri teknolojik bilginin Ermenistan'a doğrudan Hindistan üzerinden aktarıldığını düşünmektedir.
IAI, konuyla ilgili açıklamasında iddiaları tanımadığını belirtmiş ve şirketin tüm uluslararası işbirliklerini İsrail Savunma Bakanlığı ve Savunma İhracat Kontrol Ajansı'nın kurallarına uygun olarak yürüttüğünü vurgulamıştır.
Böylece, ortaya çıkan durumda ana dikkat Hindistan'ın savunma sanayiindeki artan rolüne ve teknoloji transferi politikasına odaklanmaktadır. Bölgede askeri dengenin hassas olduğu bir dönemde, insansız sistemler konusundaki bilgi ve teknolojinin Hindistan tarafından üretici İsrail'in izni olmadan üçüncü taraflara aktarılması, resmi Delhi'nin politikasıyla ilgili yeni sorulara yol açmaktadır.
Kerim RUTULLU