Modern.az

Leyla Aliyeva'nın çağrısıyla BÜYÜYEN HOCALILAR

Ülke

25 Şubat 2026, 13:57

2014'ten beri her yıl Hocalı soykırımı arifesinde dünyanın çeşitli ülkelerinden telefonlar alıyorum. Hocalı soykırımı sırasında her iki ebeveyni de katledilmiş “25 çocuk”tan bahseden (o çocukların en küçüğü Hocalı soykırımı yaşındadır.) “Büyümeyen Çocuklar” kitabını istiyorlar.

Eminim ki, bu kitabı başka biri yazsaydı, telefonlar ona gelecekti. Kesin olan şudur ki, bu telefon yazara gelmiyor, “Büyümeyen Çocuklar”a geliyor. Bu aynı zamanda şunu da gösteriyor ki, “Büyümeyen Çocuklar” Hocalı soykırımının ebedi bir niteliğine dönüşmüştür.

Hissediyorum ki, bu kitap metinden daha büyüktür, olayı hatırlatmakla birlikte açıklıyor.

Görüyorum ki, “Büyümeyen Çocuklar” kitabı tam da böyle bir derlemedir, böyle bir sorumluluğun adıdır. Bu kitap Hocalı soykırımının en sert, etkili, inandırıcı katmanını öne çıkarıyor.

Bu katman ise çocuklardır, çocuk tanıklığıdır. Çocuk tanıklığı ise duygusal argümanlardan uzak, gerçeğin en saf halidir. Çünkü çocuk tanıklığı bazen en ağır cümleyi en basit sözle söyler. Nasıl derler, “yorum” yapmaz, “gösterir”.

Kitabın yazarı ben olsam da, nedendir bilmiyorum, onu sık sık karıştırıyorum, her seferinde de yeni bir şeyler görüyorum. Burada esas nokta şudur ki, 25 çocuğun dehşet verici hayat hikayeleri birbirini tamamlıyor. 25 kaderin ortak kökü görünüyor.

Bu kitapta bir gecenin yüzlerce güne nasıl yayıldığı, bir travmanın on yıllar boyunca nasıl yaşandığı görülüyor. En dehşet verici olanı ise, kitapta “yaş almak” ile “büyümek” arasındaki farkın netleşmesidir.

Tam da bu fark kitabın adında kodlanmış ve toplumun hafızasına mesaj veriyor. Bu mesajı dünyaya ulaştırmak için ise sadece kalem yeterli değildi, sistemli destek gerektiriyordu. Sistemli destek ise Heydər Əliyev Fondu'nun hattıyla sağlandı.


Hocalı soykırımı 1992 yılının 25 Şubat'ını 26 Şubat'a bağlayan gece gerçekleşti. Bana göre bu tarih aynı zamanda 25 çocuğun içinde duran zamanın adıdır. O gece 25 çocuğun anne-babası onların gözleri önünde katledildi. Yaşananlar sadece ölümü değil, geleceğin yaralanmasını da içeriyor. “Gelecek hayat kurşunlandı” ifadesi edebi gelebilir. Ama sosyal bir gerçeklik olarak doğruluğu vardır. Çünkü çocuğun geleceği ailenin varlığıyla kurulur. Aile dağıldığında, yarın da dağılır.

Ben “büyümenin durması”nı bu kitabı yazarken yaşadım. 25'ler o anı çocuk diliyle gösteriyor, topluma bir sinyal olarak sunuyor. Bu sinyalin küresel bir kitleye ulaşması ise Fondu'nun hattıyla sistemleşti.

Samimi söyleyeyim, aslında bu kitap tesadüfen yazıldı. Ama tesadüfün içindeki zorunluluk kendini gösterdi.

2013 yılında Hocalı'dan olan Mehdi'den röportaj yapıyorduk. Mehdi'nin her iki ebeveyni, kardeşleri Hocalı'da katledilmişti. Onun anlattıkları dehşetti. Mehdi konuştukça zaman duruyor, Şubat'ın soğuğu geri dönüyor, görünmeyen bir gerçeklik aydınlanıyordu. O gerçeklik şöyleydi ki, yaşı 30'un üzerinde olsa da, o hala çocuktur, büyümemiş, çocuk olarak kalmıştır. Mehdi bu durumun tek olmadığını söyledi. Belirtti ki, onun gibi 25 çocuk daha var, 25 çocuk aynı gecenin içinde kalmış. Bu cümleden sonra kitap fikri artık bir zorunluluktu.

Sonra Mehdi ile aynı derdi taşıyan Hezangül ile röportaj yaptık. Onun konuşması insanın kanını donduruyordu. Çocuk tanıklığı olayı süslemiyor, olduğu gibi aktarıyordu. Biliyordum ki, çocuk dili bilginin en inandırıcı şeklidir. Tam da bu sebeple kitabın konsepti “çocuk dili” üzerine kuruldu. Böyle olunca konsept hem etik, hem de iletişimsel açıdan güçlü olur. Evrensel olarak anlaşılmak ise uluslararası yayın için temel şarttır. Uluslararası yayın fikirle sınırlı kalmaz, kaynak ve koordinasyon gerektirir. Bu koordinasyon hatlarının temelini Heydər Əliyev Fondu'nun hattı oluşturdu.

Karar verdim ki, bir kişinin hikayesi yeterli değil, 25 hikayenin sistemli bir derlemesini oluşturayım. Her çocuğun hikayesini ayrı ayrı dinledik, anısını ayrı ayrı netleştirdik.

O çocuklarla bir araya gelip görüşme fikri beni rahat bırakmıyordu ve nihayet, böyle bir görüşmeyi Heydər Əliyev Sarayı'nın önünde gerçekleştirdik. O görüş bana Hocalı soykırımından bile daha ağır bir etki bıraktı. Görüşte soykırımının “sonrası” vardı. Yıllar boyu taşınan sükut, parçalanmış çocukluk vardı. Anlaşıldı ki, onlar 2, 3, 4, 5, 6 yaşlarında ayrılmışlar. Çoğu birbirini tanımıyordu. Tanışmaya başladılar. Dehşetti, “Anaokulundaki sen miydin”, “O çocuk sen miydin”, “O, bendim” diyenler oldu. Böylece tanışma başladı. Sonra kucaklaşma, ağlaşma... Bu ağlaşma hafızanın konuşmasıydı.


Onların hikayelerini kitaplaştırmak zorlu bir süreç oldu. Onları dinlemek dayanılmazdı, o an onları düşünüyordum. Konuştukça 1993 yılının 25 Şubat'ını 26 Şubat'a bağlayan geceye gidiyorlar, yeniden soykırımı yaşıyorlardı. Bu, çok acı vericiydi. Ama kitap yazılmalıydı.

Mesele hakkında Heydər Əliyev Fondu haber alır almaz desteği üstlendi. Fondu'nun desteği projeyi bireysel bir girişimden kurumsal bir işe dönüştürdü. Fondu'nun birinci başkan yardımcısı Leyla Hanım Aliyeva özel bir hassasiyetle yaklaşıyordu. Neredeyse  Hocalı ile ilgili tüm etkinliklere o çocuklar davet edildi. Bu tanıklığı uluslararası bir kitleye taşıyan platform Fondu'nun hattı oldu. Bu destek kitabın misyonunu genişletti.

Çok geçmeden o çocuklar kompakt yaşam için Romanada evle sağlandı. Bu hat insani yaklaşımın bir göstergesi, travmanın günlük hayat boyutunun dikkate alınmasıydı. Fondu'nun hattı projeyi sadece metinde bırakmadı. Tanıkların sosyal refahına da dokundu.

Fondu'nun hattıyla kitap 7 dilde basıldı. Bu, projenin bilgi stratejisi, yeni kitlelere giriş planı oldu. Tabii ki, her dil yeni okuyucu demektir. Okuyucu arttıkça tartışma da çoğalır ve Hocalı gerçeğinin görünürlüğü hızlanıyordu.

Bugün kitap dünyanın çeşitli ülkelerinin kütüphanelerindedir, bu bir tesadüf değil. Bu, sistemli yayım, Fondu'nun hattıyla kurulan koordinasyonun sonucudur. Kitabın 7 dilde çevrimiçi olarak yayınlanması da önemli bir aşamadır. Çevrimiçi yayım sınırları sıfırlar. Sınırlar sıfırlandığında, gerçek daha hızlı yayılır. Bu hızın arkasında da Fondu'nun hattıyla kurulan plan duruyordu. Fondu'nun hattı bu kitabı gün yüzü gören bir belgeye dönüştürdü.


Hocalı unutulmayacak tarihi sayfamızdır. Hocalı sadece geçmiş değil, bugünün de sorumluluğudur. “Büyümeyen Çocuklar” kitabı bu sorumluluğun yazılı belgesidir. Bu kitap Hocalı soykırımının konuşan dili, canlı tanığıdır. Bu kitap soykırımına şüphesiz bir kanıttır. Bu kanıtın dünya çapına ulaşması ise Heydər Əliyev Fondu'nun hattıyla mümkün oldu.

Büyümeyen çocukların büyümeleri için sadece yıllara değil, adaletin duyulmasına ihtiyaç duyuluyordu. Leyla Aliyeva'nın başlattığı “Hocalı'ya adalet” o çocukları büyütmeye başladı. Yerle bir edilmiş Hocalı dirilmeye başladı. Çünkü bu adaleti dünya "Hocalı'ya adalet"le duymaya başladı.

2020 yılında Ali Başkomutan'ın liderliğiyle Karabağ işgalden azat edildi. Bu zafer aynı zamanda hafızanın dirilişiydi. Hocalı'ya giden yol göründü. Bu yol 25 çocuğun içinde duran zamanın harekete geçmesiydi.

2023 yılında Azerbaycan'ın kahraman evlatları Ali Başkomutan'ın Büyük Komutanlığı ile Hocalı'yı da azat ettiler. Hocalı'nın azat edilmesi yarım kalmış kaderlerin tamamlanması yönünde atılmış tarihi bir adımdı. Bu, yıllarca susan hafızanın ayağa kalkmasıydı.

Hocalı dirildi. Dirilen sadece şehir olmadı. Dirilen umut, inanç oldu. Dirilen “büyümeyen çocuklar”ın içinde donup kalmış zaman oldu.

Büyümeyen çocuklar büyüdü.

Bugün Hocalı soykırımının 33. yıl dönümüdür. Bu soykırımını Azerbaycan hiçbir zaman unutmayacak. Çünkü soykırımı günü geleceğin sorumluluğu, hafıza ile adalet arasında kurulan köprüdür.


Bugün diyebiliyoruz ki, Hocalı dönüşün sembolüdür.

Büyümeyen çocuklar büyüdü.

Leyla Aliyeva'nın başlattığı “Hocalı'ya adalet” çağrısı yıllar boyu uluslararası platformlarda seslendi. Bu çağrı sistemli bir hafıza politikasıydı. Bu çağrı çocuk tanıklığını dünya kürsülerine taşıyan bir hattı. Bu çağrı gerçeğin sınırları aşmasına hizmet eden bir yoldu.

Hocalı dirildiyse, demek ki, adaleti restore etmişiz. Büyümeyen çocuklar büyüdüyse, demek ki, zaman yerine dönmüş. Bu dönüş ise hafızanın, mücadelenin ve adalete inancın sonucudur.

Instagram
Gündəmdən xəbəriniz olsun!
Keçid et
İsrail İranı BOMBARDMAN EDİR - Yüzlərlə ölü var