31 Mart aynı zamanda geleceğin korunması günüdür
Şimdi her Azerbaycanlıyı düşündüren bir soru var, Ermenilerin halkımıza karşı düşmanlığı nereden kaynaklanıyor, nereden güç alıyor, neye dayanıyor… Bu soruları sıralamak mümkündür. Bu yazıda bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız.
Bugün 31 Mart 2026'dır. Takvimimizde bugün Azerbaycanlıların Soykırımı Günü'dür. Bugün Azerbaycan halkının kan hafızasının, tarihi facialarının, aynı zamanda milli direniş iradesinin sembolüdür. 31 Mart hafızanın canlı tutulması, tarihten ders çıkarılması ve gelecek için uyanık olma çağrısıdır.
Tarihe bakıldığında açıkça görülmektedir ki, Azerbaycanlılara karşı uygulanan soykırım politikası tesadüfi veya yerel olaylar bütünü değildir. Bu, sistemli, aşamalı ve hedef odaklı bir şekilde uygulanan uzun vadeli bir stratejidir. XIX. yüzyılın sonlarından itibaren bu politika daha açık ve örgütlü bir biçimde uygulanmaya başlanmıştır. Ancak ondan önceki dönemlerde de fırsat düştükçe, Azerbaycanlılara karşı katliamlar, şiddet olayları işlenmiştir.
1905 olayları bu politikanın ilk geniş çaplı aşamalarından biri olarak tarihe geçmiştir. Çarlık Rusyası'nın arşiv belgelerinde de belirtilmektedir ki, o dönemde Ermeni silahlı çeteleri Bakü, Şamahı, Nahçıvan ve İrevan guberniyalarında Azerbaycanlı nüfusa karşı kitlesel saldırılar düzenlemişlerdir. Bu olaylarda on binlerce insan katledilmiş, köyler yakılmıştır.
1908 olayları bu sürecin devamıydı. Osmanlı topraklarında yaşanan olaylar zemininde Ermeni silahlı grupları bölgede daha da aktifleşerek Kafkasya'da etnik temizlik politikasını güçlendirmişlerdir.
1918 Mart olayları ise Azerbaycan tarihinin en kanlı sayfalarından biridir. Bakü Sovyet'i ve Taşnak kuvvetlerinin birlikte gerçekleştirdiği Mart katliamları sonucunda yüz binlerce Azerbaycanlı katledilmiştir. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurduğu Olağanüstü Tahkikat Komisyonu'nun belgeleri bu soykırımın boyutunu ve dehşetini açıkça kanıtlamaktadır.
Şamahı'da yüzlerce köy yerle bir edilmiş, Kuba'da ise özel bir gaddarlıkla katliamlar işlenmiştir. Ermeni zulmü o zaman Azerbaycan'ın tüm bölgelerine uzanmış, insanları katletmiştir. Kuba soykırımı mezarlığı o vahşetlerin canlı kanıtıdır. Oradan bulunan insan kalıntıları, özellikle kadın ve çocuklara ait iskeletler, Ermeni silahlı çetelerinin hangi gaddarlıkla hareket ettiğini göstermektedir.

1923 yılında Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti'nin kurulması bu politikanın siyasi aşamasıydı. Bu adım gelecekte yeni çatışmaların temelini attı ve Azerbaycanlıların kendi tarihi topraklarından çıkarılması sürecini hızlandırdı.
1930'lu yıllarda, özellikle 1935 yılında Sovyet yönetimi döneminde Azerbaycanlıların Ermenistan'dan deportasyonu devam ettirildi. Bu süreç resmi belgelerde “göçürme” olarak sunulsa da, aslında bu, etnik temizlik politikasının bir parçasıydı.
1948–1953 yıllarında ise SSCB yönetiminin kararıyla yüz binlerce Azerbaycanlı kendi ana yurtlarından zorla çıkarılarak Azerbaycan'ın Aran bölgelerine göç ettirildi. Bu konuda SSCB Bakanlar Kurulu'nun kararları mevcuttur ve bu belgeler deportasyonun planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini doğrulamaktadır.
1980'li yılların sonlarından başlayarak ise bu politika yeniden askeri düzleme geçti. 1988 yılından itibaren Ermenistan topraklarında yaşayan Azerbaycanlılar kitlesel olarak kovuldu. 1990–1993 yıllarında açık savaş koşullarında Karabağ ve çevre bölgeler işgal edildi.
1992 yılının 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gece Hocalı'da yaşananlar XX. yüzyılın en dehşetli facialarından biri olarak tarihe geçti. 613 sivil acımasızca katledildi. Bu soykırımın şahitleri şimdi kendi yurtlarına dönerek o olayları canlı bir şekilde doğrulamaktadırlar.
Hocalı soykırımını işleyenlerin bir kısmı zaten Azerbaycan tarafından yakalanarak yargılanmıştır. Bu, tarihi adaletin yeniden tesisi açısından önemli bir olay, gelecek için ciddi bir derstir.
Şunu da bilmeliyiz ki, zamanla halkımıza karşı işlenen bu soykırımlar insan katliamıyla sınırlı kalmamıştır. Azerbaycan halkının tarihi toprakları işgal edilmiş, kültürel miras yok edilmiş, şehir ve köyler viraneye çevrilmiştir. Camiler tahkir edilmiş, mezarlıklar yıkılmıştır.
Bu durum haklı olarak bir soru doğuruyor, Ermeniler neden Azerbaycanlılara karşı ardışık gaddarlık ve acımasız bir politika uygulamışlardır?
Bu sorunun cevabı tarihi, siyasi ve ideolojik faktörlerin kompleksinde gizlidir. XIX. yüzyılda oluşan “Büyük Ermenistan” fikri bölgede etnik temizlik politikasının ideolojik temeline dönüştü. Bu fikir sadece toprak iddiası değil, aynı zamanda başka halkların o topraklardan çıkarılmasını da öngörüyordu.
Tarihi kaynaklarda, Ermeni yazarlarının kendi eserlerinde bile bu fikrin varlığı açıkça itiraf edilmektedir.
Bu politikada dış güçlerin rolü ise özel dikkat gerektirmektedir. Çarlık Rusyası döneminde Ermeniler Kafkasya'ya göç ettirilerek bölgedeki demografik durum değiştirildi. Bu, imparatorluğun bölgede bir dayanak oluşturma stratejisinin bir parçasıydı.
Sovyet döneminde de bu politika çeşitli biçimlerde devam ettirildi. Ermenistan'ın toprak iddialarına dolaylı olarak destek verildi, Azerbaycanlıların hakları ise sistemli bir şekilde ihlal edildi.
Modern dönemde ise Fransa gibi ülkeler açıkça Ermenistan'ı savunan bir politika yürütmektedir. Fransa parlamentosunda kabul edilen tek taraflı kararlar bu ülkenin bölgedeki çıkarlarını ve tarafgir konumunu açıkça ortaya koymaktadır.
İran, bölgede kendi jeopolitik çıkarlarını korumak için denge politikası adı altında fiilen Ermenistan ile yakın işbirliği yapmaktadır. Bu, Azerbaycan'ın çıkarlarıyla çelişen adımlarla gözlemlenmektedir. İlginçtir ki, 1918'li yıllarda Bolşevikler ve Taşnaklar Azerbaycanlılara karşı soykırım işlediğinde Güney Azerbaycan'da da on binlerce soydaşımız katledilmiştir. Ancak bir Fars'ın burnu bile kanamamıştır. Bu gerçek her şeyi anlatıyor.
Elbette bu tür dış destekler olmasaydı, Ermenistan'ın bu kadar uzun süre işgal politikasını sürdürmesi mümkün olmazdı.
Tüm bu gerçekler göstermektedir ki, Azerbaycanlılara karşı soykırım politikası Ermenilerle birlikte, büyük güçlerin çıkarlarının çatıştığı bir sürecin sonucudur. Ermeniler ise maşa olmakla bir şeyler elde edeceklerini düşünmüşlerdir.
Bugün durum değişti. Azerbaycan kendi toprak bütünlüğünü yeniden tesis etti. İşgal altındaki topraklar azat edildi.
Bugün Hocalı sakinleri kendi ana yurtlarına dönüyorlar. Bu, tarihte ilk kez adaletin yeniden tesis edildiği bir aşamadır.
Artık biz yas tutan halk elbisesini değiştirdik, biz galip bir halkız. 31 Mart gücümüzün, irademizin ve milli birliğimizin sembolüdür. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Azerbaycanlılar bu günü kutluyor, kurbanları anıyor, tarihlerini hatırlıyorlar.
Bugün anma günü, ders günüdür. Bugün geleceğe bakış günüdür. Halkımızın başına getirilen musibetleri unutmamak için, yeniden yaşamamak için uyanık olmak gerekir. Tarih gösterdi ki, unutkanlık faciaların tekrarlanmasına neden olur. Bu nedenle, 31 Mart'ın aynı zamanda geleceğin korunması günü olduğu düşünülebilir.
Evet, Azerbaycan halkına karşı işlenen soykırımlar tarihimizin en acı sayfalarıdır. Ancak bu sayfalar aynı zamanda halkımızın direnişinin, mücadelesinin ve yenilmezliğinin kanıtıdır. Tarihten ders çıkaran halk ise hiçbir zaman mağlup olmaz.
Elnur ƏMİROV