1918 yılında Daşnak-Bolşevik ittifakı tarafından Azerbaycan halkına karşı tarihin en dehşet verici soykırımlarından biri gerçekleştirilmiştir. 1918 yılının 30 Mart – 2 Nisan tarihlerinde 3 gün içinde Bakü'de 12000 Azerbaycanlı öldürülmüştür. Daşnak-Bolşevik ittifakı, Azerbaycanlılara karşı 1918 yılının Mart ayında Bakü'de başlattığı soykırım suçlarını Bakü Guberniyası'nın diğer kazalarında, aynı zamanda Gence ve İrevan Guberniyaları arazisinde devam ettirmiştir. 1918 yılında Daşnak-Bolşevik ittifakının işlediği soykırımlar sırasında, Azerbaycan genelinde 128708 kişi, Bakü Guberniyası'nda 41300 kişi, Gence Guberniyası'nda 11768 kişi ve İrevan Guberniyası'nda ise 75640 kişi olmak üzere Azerbaycanlı yok edilmiştir.
Azerbaycan genelinde 20'ye yakın şehir ve kaza merkezi, 950 köy, Bakü Guberniyası'nda 367, Gence Guberniyası'nda 276, İrevan Guberniyası'nda 307 köy yağmalanmış, yıkılmış ve yakılmıştır. Yüz binlerce insan mülteci ve zorunlu göçmen hayatı yaşamaya mahkum edilmiştir. Azerbaycanlı nüfusun mal varlığına 1918 yılı fiyatlarıyla 6,7 milyar ruble maddi zarar verilmiştir.
Bu soykırımın işlenmesindeki temel amaç, halkımızın Azerbaycan'ın özerkliği ve bağımsızlığı uğruna verdiği mücadeleyi bastırmak, bu sürecin önüne geçmek ve Azerbaycan topraklarına sahip olmaktan ibaret olmuştur. Bu amaç uğruna Bakü'de faaliyet gösteren tüm Rus ve Ermeni siyasi parti ve teşkilatları Azerbaycanlılara karşı tek cephede birleşmişlerdir. Tam da Rus-Ermeni işbirliği ile 1918 yılında Azerbaycanlıların soykırımı gerçekleştirilmiştir.
Ermeniler tarafından Azerbaycanlılara karşı işlenen soykırım suçlarını araştırmak üzere Azerbaycan Cumhuriyeti hükümeti tarafından 15 Temmuz 1918'de kurulan Olağanüstü Tahkikat Komisyonu'nun belgelerinden anlaşılmaktadır ki, Bakü'de işlenecek soykırımın planı henüz 1917 yılında “Daşnaksütyun” partisi ve Er¬meni Milli Şurası tarafından hazırlanmıştır. Olağanüstü Tahkikat Komisyonu'nun yürüttüğü tahkikat ve soruşturma ile tam olarak kanıtlanmıştır ki, Azerbaycanlılar kadın, yaşlı, çocuk farkı gözetilmeksizin sırf ırki, milli ve dini özelliklerine göre kitlesel şekilde katledilmiş ve halkın mal varlığı yağmalanmıştır. Aynı zamanda, insanlar acı ve işkence ile katledilmiş, öldürüldükten sonra ise cesetleri üzerinde iğrenç şiddet eylemleri işlenmiş, insan cesetleri üzerinde akıl almaz derecede aşağılayıcı hareketler yapılmıştır.

Müslüman cesetlerinin yakılması ve iğrenç bir şekilde tahkir edilmesinin Ermeni aydınları ve kilise adamları tarafından işlendiğini teyit eden yüzlerce belge mevcuttur.
Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı ırki ve milli zeminde soykırım işlemesi, Olağanüstü Tahkikat Komisyonu'nun tahkikat ve soruşturma materyalleri, ekspertiz protokolleri ve şahit ifadeleri ile henüz 1918 yılında tam olarak kanıtlanmıştır. Olağanüstü Tahkikat Komisyonu'nun tahkikat ve soruşturma materyalleri, 1918 yılında Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı işlediği kitlesel katliamların XX. yüzyılda işlenen en vahşi soykırım suçu olduğunu kanıtlamaktadır.
1919 ve 1920 yılının 31 Mart'ı iki defa Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından ulusal yas günü olarak anılmıştır. 26 Mart 1998'de Ulu Önder Haydar Aliyev, “Azerbaycanlıların Soykırımı Hakkında” imzaladığı Ferman ile halkımıza karşı işlenen 1918 yılı soykırımlarına siyasi bir değer vermiş ve 31 Mart'ı “Azerbaycanlıların Soykırımı Günü” ilan etmiştir.
2007 yılının Nisan ayında Kuba'da ortaya çıkarılan toplu mezarda bulunan 500'e yakın insan kafatasının 50'den fazlasının çocuklara, 100'den fazlasının kadınlara ait olduğu ve bunların 1918 yılında Ermenilerin Kuba'da işlediği soykırımın kurbanları olduğu kanıtlanmıştır. Kuba soykırımı kurbanlarının hatırasının ebedileştirilmesi amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 30 Aralık 2009 tarihli Kararnamesi ile Kuba şehrinde “Soykırım Anıt Kompleksi“nin kurulmasına karar verilmiştir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 18 Eylül 2013'te Kuba şehrinde Gudyalçay'ın sol sahilinde inşa edilmiş anıt kompleksinin açılışını yapmıştır.
1918 yılında Azerbaycanlılara karşı işlenen soykırımların tahkikat belgelerinden anlaşılan ölçeği, Kuba'da ortaya çıkarılan toplu mezarlıklar gibi mezarlıkların Azerbaycan'ın tüm bölgelerinde bulunduğunu ve sayılarının yüzlerle ifade edildiğini söylemeye temel teşkil etmektedir. Tüm bunların araştırılıp ortaya çıkarılması ve dünya kamuoyuna sunulması önemlidir.
Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı işlediği soykırımlar, özellikle 1918 yılı soykırımları uluslararası düzeyde tanınmalı ve hukuki bir değerlendirme yapılması meselesi çözülmelidir. Uluslararası hukuk sisteminde cezasızlık ortamının yaratılmasına hiçbir şekilde izin verilmemelidir. Şimdiye kadar süregelen cezasızlık ortamı yeni emsaller yaratmış ve Ermenilerin halkımıza karşı sonraki ayrımcılık, tehcir, terör, cinayet, katliam ve Hocalı soykırımı gibi suçları işlemesine zemin hazırlamıştır. Halkımıza karşı işlenen bu tür suçların emsal teşkil etmemesi için bu suçları işleyenler ve onların sorumlu varisleri yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. Bu, aynı zamanda adaletin sağlanması için de önemlidir.
Vasif Gafarov,
Milli Meclis Milletvekili
tarih bilimleri doktoru