Parlamentin dünkü toplantısında dikkat çekici bir teklif sunuldu. Şöyle ki, Milli Meclis Başkan Yardımcısı Rafael Hüseynov, Milli Meclis'in adının değiştirilerek Millet Meclisi olarak adlandırılmasını teklif etti.
Onun sözlerine göre, Azerbaycan dilinin grameri, "Milli Meclis" ifadesinden değil, "Millet Meclisi" ifadesinden kullanılmasını gerektirmektedir.
Konuyla ilgili Modern.az'a yaptığı açıklamada tarihçi, milletvekili Vasif Qafarov, tarihçi bakış açısıyla yaklaşıldığında meselenin hem tarihi-semantik hem de hukuki-siyasi bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Öncelikle, “Milli Meclis” terimi Azerbaycan devletçilik tarihinde zaten oluşmuş ve kurumsal bir anlam kazanmış bir kavramdır. 1918 yılında kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin yüce yasama organı resmi olarak “Meclis-i Mebusan” olarak adlandırılıyordu, ancak modern dönemde kabul görmüş “Milli Meclis” terimi hem milli egemenliği hem de devletçilik geleneğini ifade eden siyasi-hukuki bir kavram olarak istikrar kazanmıştır. Bu terim 1995 yılı Anayasası'nda tespit edilmiş ve normatif güç kazanmıştır”.
Onun sözlerine göre, “Millet Meclisi” ifadesi ise dil açısından semantik olarak anlaşılırdır ve benzer terimler (örneğin, “Türkiye Büyük Millet Meclisi”) mevcuttur. “Millet” kelimesi etnik-siyasi kimliği, halkın öz kimliğini ifade eder. Tarihi bağlamda “millet” kavramı XIX. yüzyılın sonu - XX. yüzyılın başlarında milli uyanış ve istiklal ideolojisi ile sıkı bir şekilde bağlantılı olmuştur.
“Ancak burada asıl mesele terminolojik romantizm değil, hukuki istikrar ve siyasi gelenektir. “Milli Meclis” ifadesindeki “milli” kelimesi de aynı kökten gelir ve devletin milli egemenliğe dayandığını belirtir. Hukuki terimler sadece lügat açısından değil, kurumsal süreklilik açısından da değerlendirilmelidir. Devletçilikte terim istikrarı önemli bir prensiptir ve uzun süre işler durumda olan anayasal bir kavramın değiştirilmesi sadece tarihi gerekçelendirme ile değil, ciddi hukuki ve siyasi bir zorunlulukla ilgili olmalıdır”.
Vasif Qafarov, “Millet Meclisi” ifadesinin tarihi-romantik ve dil açısından bir tartışma konusu olabileceğini, ancak “Milli Meclis” teriminin zaten anayasal-hukuki bir kimlik kazanmış bir kavram olduğunu ve onun değiştirilmesinin daha çok sembolik bir nitelik taşıyacağını belirtti. Devletçilik geleneğinde istikrar ve hukuki tutarlılık öncelikli olmalıdır.