Ne yazık ki, ülkede evlilik ve boşanma istatistikleri iç açıcı değil. Son 9 ay içinde 40 bin evlilik kaydedilmiş, bunlardan 17 bini boşanma ile sonuçlanmıştır. Özellikle Bakü şehrinde durum daha endişe vericidir. Kaydedilen evliliklerin yaklaşık yüzde 56'sı kısa süre içinde boşanma ile sonuçlanmaktadır. Bu, oldukça ciddi bir sosyal problemdir.
Modern.az haber veriyor ki, Milli Meclis'in bugün yapılan genel kurul toplantısında bunu Azerbaycan İnsan Hakları Komiseri (Ombudsman) yıllık raporunun müzakeresi sırasında milletvekili Fazil Mustafa belirtmiştir.
Milletvekili, boşanma sürecinde nafaka meselesinin de ciddi bir tartışma konusu olduğunu belirtmiştir. Birçok durumda sorumluluk esas olarak erkek tarafına yüklenmekte ve nafaka yükümlülüğü belirlenmektedir. Aynı zamanda, bazı durumlarda aile kurulduktan ve çocuk dünyaya geldikten sonra kasıtlı olarak boşanma girişimi öne sürüldüğü ve nafaka elde etmenin ana motivasyon haline geldiği iddiaları bulunmaktadır.
Bu gibi durumlarda mahkemelerin daha objektif ve kapsamlı bir araştırma yapması önemlidir. Ailenin dağılmasının nedenleri doğru bir şekilde değerlendirilmeli, nafaka meselesinde adalet ilkesi esas alınmalıdır. Çünkü aile içi çatışmalarda sorumlunun belirlenmesi her zaman kolay olmamakta ve maddi çıkar faktörü bazen süreci etkileyebilmektedir.”
F. Mustafa, Rusya topraklarında yaşayan Azerbaycanlılarla ilgili son dönemlerde çeşitli endişe verici durumların gözlemlendiğini de belirtmiştir.
“Azerbaycan vatandaşları çeşitli suçlamalarla tutuklanmakta, haklarının savunulması zorlaşmaktadır. Bazı durumlarda aile üyelerinden bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kalmakta, diğerleri ise hukuki sorunlarla karşılaşmaktadır. Onların haklarının korunması, hukuki savunmalarının güçlendirilmesi yönünde daha sistemli tedbirlerin alınması önemlidir. Ayrıca, ülkeye giriş-çıkış konularında yaşanan zorlukların giderilmesi de dikkat merkezinde olmalıdır.”
Kendisi, engellilik verilmesinde de sorunlar olduğunu belirtmiştir:
“Bilesuvar ilçesinden bir vatandaşla ilgili başvuru olmuştu. Kişi çocukluğundan beri sağlığında ciddi sorunlar yaşamakta, konuşamamakta ve kendi haklarını savunma imkanına sahip değildir. Ancak kendisine birinci grup engellilik tayin edilmesi için ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatması tavsiye edilmiştir. Oysa mesele psikiyatrik bir hastalıkla ilgili değildir. Böyle durumlarda vatandaşın durumunun doğru değerlendirilmesi ve gereksiz prosedür talepleriyle karşılaştırılmaması son derece önemlidir.” – milletvekili sonunda belirtmiştir.