"Nisan savaşları, Azerbaycan ordusunun gücünü ortaya koyduğu gerçek mücadelenin ve büyük zaferin ilk habercisiydi. 1 Nisan'ı 2 Nisan'a bağlayan gece başlayan savaşlar sadece dört gün sürdü.
Savaşın iki sahnesi vardır. Biri ön sahnedir - ateşli, savaş kokulu. Nice yiğidin kan döktüğü, dostların, kardeşlerin birbirinin gözünün içine bakarak, belki de son vasiyetlerini ederek can verdiği, son saniyelerin sayıldığı bir sahne. Savaş - dehşettir".
Modern.az haber veriyor ki, bu sözleri Milli Kahraman Polad Haşimov'un eşi Ofelya Salmanova kişisel "Facebook" sayfasında paylaştı.
Paylaşımda ayrıca belirtildi:
"Bir de savaşın arka sahnesi var - havada asılı kalan umutlar, yollarda kalan gözler, bir haberin gelmesi ümidiyle üzülen yürekler… Ben bunların hepsini yaşadım. Hatta bu yazıyı bile gözyaşları içinde, elim titreyerek yazıyorum. Sanki Polad'dan 2016 yılının bu günlerinde bir haber gelsin diye hissettiğim duyguları yeniden yaşıyorum. Fark şudur ki, o zaman geleceğine umut vardı, bugün ise yok.
Martın son günleriydi. Polad Haşimov gün içinde defalarca eve geliyor, beş - on dakika duruyordu. Bazen konuşuyor, bazen ise hiçbir şey söylemiyordu. Çocuklarla şakalaşıyor, çabucak gidiyor, sonra yine dönüyordu. Elbette, onlar savaşın başlayacağını biliyorlardı. Bizden endişeliydi. Zira insanın vatanı evinden başlar. Ne savaşlar hakkında konuşabiliyor, ne de gidebiliyordu.
1 Nisan'ı 2 Nisan'a bağlayan gece evde yoktu. Kapı ve pencerelerin şiddetle sarsılmasıyla uyandım. Önce deprem sandım. Çocuklara baktım. Ama güçlü sarsıntılar hala devam ediyordu.
Ben ilk günden Polad Haşimov ile birlikte cephe bölgesinde yaşadım. Ateşkes rejimi neredeyse her gün bozuluyordu. Ama ben savaşın sesini o güne kadar duymamıştım. Savaşın gerçek yüzünü ise dört yıl sonra Tovuz savaşlarında görecektim…
Biz Berde ilçesinde yaşıyorduk. Polad Haşimov 1. Ordu Kolordusu Komutan Yardımcısı, Kurmay Başkanı görevinde çalışıyordu. Yani cephe bize çok yakındı. Henüz hastaneye yaralı asker ve subayları taşıyan acil yardım araçlarının sesini söylemiyorum. Her araç geçtiğinde yüreğimizden sanki bir tel kopuyordu. O araçlar kiminin azizini, Vatanın ise bir kahramanını taşıyordu.
Dört gün boyunca ne yaşadığımızı bilemedik. Ta ki, 4 Nisan saat 12'den sonra Polad Haşimov arayana kadar:
-Merhaba, nasılsınız? Ben iyiyim, merak etmeyin.
Bu üç- dört kelime söz bile bana yeterdi. O sağdı, ve bu kadar.
Ama savaşlardan yaklaşık yirmi gün sonra eve geldi. Geleceğini biliyorduk. Yolun başında durup bekliyorduk. Uzakta araba durduğunda çocuklar sevinçle önüne koştular.
Onu ilk defa bu kadar yorgun görüyordum. Her zaman dik olan duruşunun arkasında sessiz bir hüzün görünüyordu. Avluda oturdu. Başı aşağı, gözlerini bir noktaya dikip dakikalarca konuşmadı. Biz de başına toplanıp ne zaman konuşacağını bekliyorduk.
Uzun süre sustu. Sonra başını kaldırıp dedi:
-Yazık… İki ayda toprakları işgalden kurtarabilirdik.
Dehşete düştüm. Bu ne vatan sevgisi, bu ne toprak sevgisi, bu ne fedakarlık, bu ne kararlılıktı! Meğer onun suskunluğu ve yorgunluğu ağır savaşlardan çıkmasına göre değilmiş. Ruhu hala düşmanın kontrolünde kalan vatan topraklarındaymış. Bir de kaybettiği asker evlatlarının, subay kardeşlerinin son bakışlarındaymış.
İşte o an bir kez daha anladım ki, ne Polad Haşimov, ne onun yetiştirdiği subay ve askerler, genel olarak Azerbaycan'ın gayretli evlatları durmayacak - son karış Vatan toprağı azat olana kadar.
Nisan savaşları sırasında 1. Ordu Kolordusu Komutan Yardımcısı, Kurmay Başkanı görevini yürüten Polad Haşimov, Terter istikametinde devam eden savaşları denetliyordu. Bu savaşlarda Terter ilçesinin Talış istikametinde yer alan elverişli mevziler ve stratejik noktalar azat edildi. Talış yüksekliği işgalden kurtarıldı. Yıllardır Ermeni postlarından açılan ateşler sonucunda normal hayatlarını yaşayamayan köyler, köy halkı rahatlığa kavuştu. Onlar diyorlardı: “Biz nice yıllardır yerin altında yaşıyorduk, Nisan savaşlarından sonra biz yerin üstüne çıktık”.
Nisan savaşlarında gösterdiği hizmetlerden dolayı Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Polad Haşimov “Vatana hizmete göre” nişanı ile taltif edildi. Talış yüksekliklerindeki postlardan birine ise “Polad postu” adı verildi.