Bugün Ermenilerin Hocalı şehrinde gerçekleştirdiği soykırımından 34 yıl geçiyor. 1992 yılı Şubat'ın 25'inden 26'sına geçen gece Hocalı şehri insanlık tarihinin en trajik sayfalarından birine dönüştü. Karlı, dondurucu bir gecede sivil halk acımasız bir saldırıya maruz kaldı. Silahsız insanlar - kadınlar, yaşlılar, bebekler - sadece Azerbaycanlı oldukları için hedef alındılar.
Kaçmaya çalışan aileler karanlıkta, soğuk karın içinde kurşun yağmuruna tutuldu. Anneler çocuklarını korumaya çalışırken hayatlarını kaybettiler. Çocuklar ise henüz hayatın ne olduğunu anlamadan onun en acımasız yüzünü gördüler.
Bir gecede yüzlerce insan hayatını kaybetti, kaderler yarım kaldı. Sağ kalanların hafızasında ise ömür boyu iyileşmeyen yaralar açıldı.
Hocalı soykırımı sırasında 613 kişi, o cümleden 63 çocuk vahşice öldürüldü.
Modern.az sitesinin “Bir fotoğrafın tarihçesi” köşesinde sunduğu bu fotoğraf, iki masum bebek kızın dehşet verici hikayesidir...
Zaman 1992 yılının Şubat'ı... Mekan Bakü'deki Teze Pir Camii... Hocalı'dan getirilen cesetlerin tüyler ürpertici görüntüleri... Onların arasında iki küçük kız da var...
Bu fotoğrafı o zaman yayımlanan “Seher” gazetesinin fotoğrafçısı Şahin Abasaliyev çekmiş. Fotoğrafçı o etkileyici anları şöyle hatırlıyor:
“Hocalı faciası yaşandıktan sonra ilk günlerdi. O zaman çalıştığım “Seher” gazetesi redaksiyonundan beni Teze Pir Camii'nde Hocalı'dan getirilen cesetlerin fotoğrafını çekmeye gönderdiler. Şimdiki gibi aklımda, caminin giriş merdivenlerinin önünde yere dama-dama desenli bir şal serilmişti ve onun üzerinde iki masum bebek çocuk cesedi vardı. Onlardan birinin dizinde kurşun yarasının yeri açıkça görünüyordu, diğerinin başının arka kısmı yoktu. Çocukların yüzleri dehşet verici derecede tanınmaz hale getirilmişti. Ben o olaya kadar, o günden sonra da hayli şehit, yaralı asker fotoğrafı çekmişim. Ancak şimdiye kadar bana o denli dehşet verici hiçbir sahne etki etmedi.
Fotoğrafı çekip işe gittim. İşe varıp çektiğim filmi aynı redaksiyonda çalıştığım tanınmış fotoğrafçı Rauf Umut'a verip onları ortaya çıkarıp basmasını rica ettim. Kendim ise uzun süre sarsıntı geçirdim...
...Sonradan öğrendim ki, Hocalı'da gaddarca öldürülen bu kız çocuklarını merhum tele gazeteci Çingiz Mustafayev helikopterle Bakü'ye getirmiş. O fotoğraftaki kızlardan biri, Hocalı'nın savunucularından Murad Mehdiyev'in kızı Gülmire'dir. Onun 5 yaşı varmış, babasını ve iki kız kardeşini Ermeni haydutları katletmişler, annesi Nane'yi ise esir almışlar. Şubat'ın 26'sı gecesi şehrin 70'e yakın sakiniyle birlikte Karagaya'da düşman kurşunlarından kaçınmak isteseler de, bu mümkün olmamış. O gruptan sadece 4 kişi -Gülmire'nin annesi, kardeşi Arzu, bir de şehir sakini Şahnaz ve kızı sağ kalmış, kalanların hepsini Ermeni askerleri acımasızca katletmişler.
Diğer kız çocuğunun ise kimliğini belirleyemediklerinden ona Nişane adı verilmiş. Şubat'ın 27'sinde Teze Pir Camii'nde yıkanıp kefenlendikten sonra onları Şehitler Hiyabanı'nda defnetmişler.
O olay benim 35 yıla yakın fotoğrafçılık hayatımın en ağır ve dehşet verici sahnesidir. Böyle bir sahneyi hiç kimseye dilemem - ne o faciayı yaşamayı, ne de onu ölümsüzleştirmeyi...”
Şahin Abasaliyev sonraları o fotoğrafın Azerbaycan, Rus ve İngiliz dillerinde basılan soykırımından bahseden “Hocalı son gün” dergisinin kapak sayfasında yayımlandığını, daha sonraları ise çeşitli gazete ve dergilerde gün yüzü gördüğünü söylemiş.

A.Korkmaz