Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yerel televizyon kanallarına verdiği son röportajda, ülkenin kalkınma stratejisinde önemli bir yer tutan öncelikli konuların yanı sıra, bilimin gelişiminin önemini de özellikle vurguladı. Devlet başkanı, bilimsel ilerlemeye ulaşmak için bilimsel çalışanların istihdamını sağlamanın yanı sıra, bu alanda sistemli ve derin reformların yapılmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Modern.az'a yaptığı açıklamada, Milli Meclis Bilim ve Eğitim Komitesi üyesi Mehriban Valiyeva, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yerel televizyon kanallarına verdiği röportajın sadece bir rapor niteliğinde olmadığını, aynı zamanda kat edilen yolun derin analitik bir tahlili ve Azerbaycan'ın uzun vadeli kalkınma ve milli güvenlik stratejisinin kavramsal bir sunumu olduğunu belirtti.
“Devlet başkanı bu röportajda iki ana hattı – dil, milli kimlik, devletçilik ve bilim ve eğitim, insan sermayesi, sürdürülebilir kalkınma sıralamasını birbirini tamamlayan milli güvenlik sütunları olarak sundu. Ayrıca, Cumhurbaşkanının konuşmasında dil meselesi özel bir stratejik anlam taşıyordu.
Dil sadece bir iletişim aracı değil, milleti millet yapan, devletçiliği ayakta tutan temel değerdir. Bayrak, arma ve marş gibi devlet nitelikleri arasında dilin özel bir yer tutması tesadüfi değildir. Mesaj açıktır: dil zayıflarsa milli kimlik sarsılır, milli kimlik sarsılırsa devletçilik tehlike altına girer.
Bu yaklaşım, tarihi tecrübeden kaynaklanan ciddi bir uyarıdır. Azerbaycan halkının yüzyıllar boyunca çeşitli imparatorlukların bünyesinde yaşaması belirli bir sömürgecilik psikolojisi oluşturmuş ve bu etkiler henüz tam olarak ortadan kalkmamıştır. Dilin korunması tam da bu psikolojik bağımlılığa karşı en güçlü direniş aracıdır. Nesiller değiştikçe bu yük zayıflasa da, süreç kendiliğinden gerçekleşmez. Dil burada öz farkındalığın ve kendini doğrulamanın temel ifade biçimidir”.
Milletvekili aynı zamanda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Azerbaycan dilinin tarihi sürekliliğini özellikle vurguladığına da dikkat çekti:
“Bugünkü Azerbaycan dili, mahiyet itibarıyla ulu atalarımızın konuştuğu dilden köklü bir şekilde farklılaşmamaktadır. Bu gerçek, halkımızın kültürel sürekliliğinin ve manevi direnişinin bir göstergesidir. Güçlü dış etkilere rağmen, dilimiz asimilasyona uğramamıştır. Tofiq Hacıyev'in “Dede Korkut'un dili, yabancı nefesin dokunmadığı bakire bir dildir” sözü bu gerçeği net bir şekilde ifade etmektedir.
Aynı zamanda, “yabancı ve yersiz kelimelerin” yarattığı tehlike Cumhurbaşkanı tarafından “sessiz aşınma” olarak nitelendirildi. Yabancı kelimeler dili zenginleştirmez, aksine, damla damla milli kimliği sarsar. Yabancı kelime kullanmak insanı daha bilgili yapmaz. Tehlike ani değil, yavaş ve çoğu zaman görünmezdir, ancak sonucu stratejik nitelik taşır”.
Milletvekili ayrıca, yabancı dillerin öğrenilmesinin olumlu ve zorunlu bir durum olduğunu vurguladı:
“Ancak bu, ana dilinin aleyhine olmamalıdır. Yabancı diller işlevsel birer araçtır, ana dili ise kimlik ve devletçilik taşıyıcısıdır. Çok dillilik milli dili gölgede bırakmamalıdır.
Dünyada 50 milyondan fazla Azerbaycanlının yaşaması, Azerbaycan dilinin bölgesel değil, küresel bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Bu dil, sınırları aşarak milyonlarca soydaşımızı birleştiren milli bir birlik niteliğidir. Zengin, melodik ve geniş ifade imkanlarına sahip olan Azerbaycan dili hiçbir başka dilin gölgesinde kalamaz.
Cumhurbaşkanı açıkça beyan etti ki, Azerbaycan dilinin temel koruyucusu Azerbaycan devletidir. Bu, sadece kültürel değil, aynı zamanda siyasi bir sorumluluktur. Yurtdışında yaşayan Azerbaycanlıların dil sorunları da devletin dikkat merkezindedir ve çevrimiçi Azerbaycan dili okullarının kurulması bu stratejinin pratik mekanizmalarından biridir. Dil politikası devlet politikasının ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu süreçte yayın alanında faaliyet gösteren gazetecilerin, aynı zamanda aydınların, yazar ve şairlerin üzerine özel bir sorumluluk düşmektedir. Dil uğruna mücadele bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur”.
M. Valiyeva, Cumhurbaşkanının bilim ve eğitim alanıyla ilgili mesajlarının dil meselesinin mantıksal bir devamı olarak yankılandığını da belirtti:
“Bilim ve eğitim, devletin uzun vadeli gelişimini belirleyen temel faktörlerdir. Gelişim petrol ve gazla değil, bilgi ve zeka ile mümkündür. Enerji kaynakları geçicidir, insan sermayesi ise kalıcıdır.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in vurguladığı temel fikir, bilimin gelişiminin mevcut yapıların sadece korunmasıyla değil, derin ve sistemli reformlarla mümkün olduğudur. Bu reformlar, bilimsel yapının sonuç odaklı olmasına, bilimin yükseköğretimle entegrasyonuna, araştırmaların gerçek ihtiyaçlara ve milli önceliklere uyarlanmasına yönelik olmalıdır.
Konu, bilimsel yönetimin iyileştirilmesi, finansmanın etkinleştirilmesi, bilimsel sonuçların ticarileştirilmesi ve genç araştırmacıların bilime çekilmesi için yeni teşviklerin oluşturulmasıdır. Yükseköğretim kurumlarında bilimsel araştırma ortamının güçlendirilmesi, ünivers–bilim–üretim ilişkilerinin kurulması ve uluslararası işbirliğinin genişletilmesi de bu yaklaşımın temel bileşenleridir”.
Milletvekili aynı zamanda, reformların öğretim programlarının içeriğini de kapsaması gerektiğini ekledi:
“Programlar eleştirel düşünme, pratik beceriler, inovasyon ve dijital yetkinliklerin oluşturulmasına yönelik olmalıdır. Öğretmenlerin mesleki gelişimi bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bilim ve Eğitim Bakanlığı'nın kurulması stratejik öneme sahip bir karardır. Bilim, yükseköğretimle entegre bir şekilde gelişmeli, bu da Azerbaycan'ın post-petrol dönemine sistemli hazırlığının başladığını göstermektedir”.
M. Valiyeva, Cumhurbaşkanının yapısal ve personel reformlarının kaçınılmaz olduğunu açıkça ifade ettiğini belirtti:
“Bilimsel enstitülerin optimizasyonu, gençleşme ve sonuç odaklı faaliyet temel öncelik olarak sunuldu. “Amaç iş yeri korumak değil, gerçek bilimsel sonuç elde etmektir” fikri, bilim alanında yeni bir yaklaşımın oluştuğunu göstermektedir. Bilimsel faaliyet uluslararası kriterlerle değerlendirilmeli, kalite temel ölçüt olmalıdır.
Gençler ve insan sermayesi devlet stratejisinin merkezinde yer almaktadır. Yurtdışında eğitim alıp ülkeye dönen gençler ve “Yükseliş” programının katılımcıları bu stratejinin gerçek sonuçlarıdır”.
Milletvekili, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in röportajında dile getirilen ana mesajın açık olmasının yanı sıra, kavramsal bir nitelik taşıdığını vurguladı:
“Dil ve eğitim, milli varlığın iki temel savunma hattıdır.
Dil kimliği korur, eğitim geleceği temin eder”.