Yükseköğretim kurumlarında sınav formatıyla ilgili tartışmalar her zaman güncel bir önem taşımıştır. Şöyle ki, bazı üniversiteler test yöntemini tercih ederken, diğerlerinde yazılı veya sözlü sınavlar uygulanmaktadır. Bu farklılık ise öğrenciler arasında sınav yükü, değerlendirmenin adilliği ve bilgilerin gerçek ölçümüyle ilgili çeşitli yaklaşımların oluşmasına neden olmaktadır. Test sınavlarının daha hızlı ve nispeten kolay cevaplandırılması, bazen bilgiden çok ezberin ön plana çıkmasıyla eleştirilirken, yazılı sınavlar materyallerin hacmi ve cevapların ayrıntılı açıklama gerekliliği açısından daha ağır kabul edilmektedir.
Mesele şudur ki, sınav formatı sadece öğrencilerin sonuçlarına değil, aynı zamanda öğretimin genel kalitesine de doğrudan etki etmektedir. Hangi değerlendirme yönteminin bilgi ve becerileri daha objektif ve eksiksiz bir şekilde ortaya çıkardığı, öğrenciyi düşünmeye ve analitik yaklaşıma teşvik ettiği ise temel tartışma konularındandır.
Konuyla ilgili Modern.az'a konuşan eğitim araştırmacısı Elmin Nuri , ilk olarak, dönem, yaz ve kış yarıyıl sınavlarında test ve elektronik test sınavlarından kademeli olarak vazgeçilmesi gerektiğini belirtmiştir.
“Sevindirici bir durumdur ki, üniversitelerimiz artık bu yönde adımlar atmaktadır. Çünkü üniversite, üniversitedir ve onun misyonu, amacı farklıdır. Üniversitede sınava öğrenci, aday gözüyle değil, okuduğu uzmanlık alanında kendini geleceğin kadro adayı olarak görerek gelmelidir. Sınavı gelecekteki işgücü piyasasına hazırlık mekanizması olarak algılamalıdır”.
Uzman ayrıca, öğrencinin sınava “bunu da vereyim, geçeyim” prizmasından değil, ona özgüven ve mesleki inanç kazandıran bir süreç olarak yaklaşması gerektiğini vurgulamıştır:
“İşte bu bakış açısı oluştuğunda sınavın mahiyeti, onun öğrencinin gözündeki manzarası tamamen değişir. Yalnızca bu zaman öğrenci anlar ki, test sınavı, gerçeklerin ezberlenip kısa süreli hafızada tutularak cevaplandırıldığı bir mekanizmadır ve bu, onun için uzun vadeli açıdan o kadar da faydalı değildir”.
E. Nuri, ne yazık ki öğrencilerimizin çoğunun hala bu şekilde düşünmediğini belirtmiştir:
“Onların çoğu için sınav süreci “ne olursa olsun, bunu aşayım, geçeyim” yaklaşımı üzerine kurulmuştur. Eminiyetle söylenebilir ki, bazı öğrenciler sınavı verdikten sonra o dersle ilgili bilgilerinin %90'ını, bazen ise %99'unu çok kısa sürede unuturlar. Halbuki o ders bizim uzmanlık alanımızın önemli bir parçasıysa, bu bilgilerin uzun vadeli olarak hafızamızda kalması gerekir”.
O, ayrıca, uzmanlık dışı dersler için bu yaklaşımın belirli ölçüde kabul edilebileceğini dikkat çekmiştir:
“Ancak uzmanlık dersleriyle ilgili buna izin vermek olmaz. Çünkü işte bu bilgiler gelecekte mesleki faaliyetlerimizde bize destek olacak, tabiri caizse kelimenin tam anlamıyla “elimizi tutacak”. Ne yazık ki, biz bu noktaya yeterince dikkat ayırmıyoruz.
İşte bu sebeple yazılı sınavlar bizim için oldukça önemlidir. Yazılı sınavlar, öğrencinin analitik düşünme yeteneğini, bilgilerinin kalitesini ve kendini ifade etme becerisini test sınavlarına kıyasla çok daha iyi ortaya çıkarır. Test sınavları ise bu imkanlardan esasen yoksundur. Bunu tam bir eminlikle söyleyebilirim”,- diye E. Nuri belirtmiştir.
Sitemize yaptığı açıklamada eğitim uzmanı Elçin Efendi ise yükseköğretim kurumlarında sınavların esasen yazılı veya test yöntemiyle düzenlendiğini vurgulayarak, son yıllarda bu iki yöntemden belirli birinin uygulandığını belirtmiştir:
“Bazı üniversitelerde sınavlar tamamen test esasında yapılmakta ve yazılı sınav öngörülmemekte, diğerlerinde ise neredeyse sadece yazılı sınav yapılmaktadır. Genel olarak bakıldığında, sonuçların içerikli değerlendirilmesi açısından yazılı sınavın avantajları daha fazladır”.
E. Efendi de yazılı sınavın öğrenciyi ezberciliğe değil, konu üzerinde analitik düşünmeye, bilgi ve becerilerini ifade etmeye sevk ettiğini düşünmektedir:
“Bu durumda öğrencinin yazma becerisi, konuyu anlama düzeyi ve bağımsız fikir yürütme yeteneği daha objektif değerlendirilir. Asıl amaç sübjektif değil, objektif değerlendirmeye ulaşmaktır. Test yönteminde ise öğrenciler esasen ezberlemeye eğilimli olur ve kendi fikirlerini ifade etmekte zorlanırlar”,- diye uzman belirtmiştir.