Yabancı dil bilgisi modern dünyada sadece akademik bir üstünlük değil, aynı zamanda sosyal, mesleki ve kültürel entegrasyonun temel şartlarından biri olarak nitelendirilmektedir. Buna rağmen, birçok durumda okulu bitiren mezunların yıllarca yabancı dil eğitimi almasına rağmen, dili gerçek iletişim seviyesinde kullanmakta, iletişim kurmakta zorluk çektiği gözlemlenmektedir. Şöyle ki, geleneksel dil öğretim modellerinde gramer kurallarının açıklanması ve yazılı ödevlerin yapılması ana yeri tutarken, dilin temel fonksiyonu iletişimdir. Konuşma ve dinleme becerileri ise çoğu zaman ikinci plana atılmaktadır.
Merak uyandırıcıdır, eğitim sisteminde hangi adımlar atılmalı, ayrıca reformlar yapılmalıdır ki, okul yaşlarından başlayarak mezun olana dek öğrencilerde akıcı dil ve iletişim becerileri sistemli bir şekilde oluşturulsun ve geliştirilsin?
Konuyla ilgili Modern.az'a yaptığı açıklamada Milli Meclis Bilim ve Eğitim Komitesi Başkan Yardımcısı Fariz İsmayılzadə kendi tecrübesinden yola çıkarak, mevcut okul programında dil becerilerinin oluşturulmasının esasen gramere yönelik olduğunu belirtmiştir.
“Yabancı diller, özellikle de İngilizce, daha çok gramer temelli bir şekilde öğretilmektedir. Bu da bir kez daha göstermektedir ki, öğrencilerin dil becerilerinin esasen gramer bilgileri üzerine kurulmasıyla birlikte, aynı zamanda diğer önemli beceriler - dinleme, konuşma, okuma ve okuduğunu metin üzerinde analiz etme yeterince gelişmemektedir”.
Komite başkanının sözlerine göre, bu problemi ortadan kaldırmak için öğretim metodolojisinin değiştirilmesi önemlidir:
“Örneğin, amfilerde dinleme becerilerini geliştirmek amacıyla sesli ve görsel-işitsel ekipmanların, teyp kullanımının yaygınlaştırılması, ayrıca dil becerilerinin gelişimi perspektifinde konuşmacıların (native speaker) davet edilmesi gerçekleştirilmelidir. Buna ek olarak, derslerde ana dili konuşan öğretmenlerin katılımı öğrencilerin dinleme ve konuşma becerilerinin, genel olarak ise iletişim yeteneklerinin gelişimine ciddi katkı sağlayabilir. İşte bu yaklaşımla dilin pratik kullanımına dayalı becerilerin etkili bir şekilde gelişimi mümkündür”.
Eğitim uzmanı Ramin Nurəliyev ise dil öğrenme yeteneğinin, şüphesiz ki, belirli bir yetenek ve beceri gerektirdiğini düşünmektedir:
“Ancak burada asıl mesele dilin öğrenilmesinden çok, onun nasıl öğretildiğidir. Yani belirleyici faktör öğretenin metodolojisi ve öğretme yeteneğidir. Elbette, grameri bilmek önemlidir, ancak sadece gramer dili öğrenmek için yeterli değildir.
Özellikle, İngilizce konuşma becerisi düzenli bir şekilde uygulanmalıdır. Sürekli konuşma olmadan dil gelişmez. Aksi takdirde, insan sadece grameri bilen, ancak konuşamayan bir durumda kalır. İşte bu sebeple önceki yıllarda gramere aşırı derecede öncelik verildiği için öğrencilerin konuşma becerileri zayıf oluşuyordu. Onlar kuralları biliyorlardı, ama dili kullanamıyorlardı”.
Uzman, dinleme ve konuşma becerisi zayıf olan öğrencinin belirli bir süre sonra grameri de unuttuğunu belirtmiştir:
“Dilin gerçek anlamda öğrenilmesi için o dil mutlaka pratik bir şekilde konuşma ortamında uygulanmalıdır. Yani dili geliştirmek isteyen kişi mutlaka o dilde birileriyle iletişim kurmalı, yahut o dilde filmler izlemelidir.
Örneğin, İngilizce filmler izlemek, diziler seyretmek, yabancı dilde hazırlanmış video materyalleri dinlemek çok etkili bir yöntemdir. YouTube ve diğer internet platformlarında konuşma becerisini geliştiren çok sayıda program ve video bulunmaktadır. Bu materyallerin düzenli olarak izlenmesi konuşma yeteneğini ciddi şekilde artırır”.
Uzman, hem ortaöğretim okullarında hem de yükseköğretim kurumlarında gramerle birlikte konuşma formuna yeterince yer verilmediğini üzülerek belirtmiştir:
“Çoğu durumda öğretim süreci tamamen İngilizce olarak yürütülmemektedir. Üniversitelerde öğretimi İngilizce olan bölümler mevcut olsa da, bir-iki yükseköğretim kurumu (örneğin, ADA, UNEC ve bazıları) hariç, çoğu durumda dersler fiilen Azerbaycan dilinde işlenmektedir.
Bunun birkaç sebebi vardır. Birinci temel sebep kadro yetersizliğidir. Öğretimi İngilizce olan bölümler mevcut olsa da, o programı İngilizce olarak açıklayabilecek profesyonel öğretmenler yeterli değildir. İkinci sebep ise öğrencilerin seviyesidir. Öğrenciler ortaöğretim okullarından geldikleri için çoğu zaman İngilizce olarak uzmanlık derslerini anlayabilecek hazırlık seviyesine sahip olmamaktadırlar.
Sonuç olarak, öğretmen dersi İngilizce olarak işleyemediği, yahut öğrenciler dersi anlayamadığı için öğretim Azerbaycan diline geçilmektedir. Ancak sorun şudur ki, dersler ana dilde işlendiği halde sınavlar tamamen ve yüksek seviyede İngilizce olarak sunulmaktadır. Bu ise öğrenciler için ciddi zorluk yaratmakta ve haklı memnuniyetsizliğe sebep olmaktadır”.
R.Nurəliyev ayrıca, eğer bir yükseköğretim kurumu öğretimi İngilizce olan bir bölüm açıyorsa, buna kapsamlı bir şekilde - hem öğretim kadrosu, hem maddi-teknik altyapı, hem laboratuvarlar, hem de öğretim metodolojisi açısından hazır olması gerektiğini eklemiştir:
“Maalesef, bazı devlet ve özellikle özel yükseköğretim kurumlarında bu iş yarım yamalak bir şekilde yürütülmektedir. Aynı problem ortaöğretim okullarında da gözlemlenmektedir. Öğrenciler esasen grameri bilmektedirler, ancak konuşma becerileri zayıftır. Bu nedenle İngilizce öğretiminde konuşma bileşenine mutlaka adapte olunmalıdır. Bu değişiklikler hem okul, hem de yükseköğretim seviyesinde gerçekleştirilmelidir.
Eğer öğrenciler okul döneminde konuşma becerisini geliştirirse, üniversitede ciddi bir problemle karşılaşmazlar. Ancak gramere aşırı odaklanmak dilin gerçek kullanımını ikinci plana atar ve sonuç olarak öğrenme becerisi zayıflar”.
R.Nurəliyev aynı zamanda iletişim kurmada uluslararası platformlar aracılığıyla yabancılarla iletişim kurma imkanının önemine de dikkat çekmiştir:
“Bilinmeyen kelimeler için çeviri programlarından faydalanmak artık bir problem değildir. Bugün internet kaynakları aracılığıyla en rahat öğrenilen alanlardan biri işte yabancı dillerdir.
Burada asıl mesele öğrencinin, üniversite adayının veya genel olarak insanın kişisel ilgisi ve gösterdiği çabadır. Biraz çaba gösteren, sürekli çalışan herkes yabancı dili öğrenebilir. İnanıyorum ki, istek ve gayret olduğunda bu alanda başarı kazanmak tamamen mümkündür”,- diye uzman belirtmiştir.