Dün İran topraklarından fırlatıldığı bildirilen insansız hava araçlarının Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nde sivil altyapıyı hedef alması, hem ülke düzeyinde hem de uluslararası alanda ciddi endişe yarattı. Dronlardan birinin Nahçıvan Uluslararası Havalimanı binasına düşmesi, diğerinin ise Babek ilçesinin Şekerabad köyü tam ortaokulunun yakınında patlaması, güvenlik meselelerine dikkat etmenin önemini ön plana çıkarıyor.
Özellikle, yaşanan olaylar fonunda genel eğitim kurumlarında öğrencilerin güvenliğinin nasıl sağlandığı, olası bir acil durumda tahliye planlarının mevcudiyeti ve bu yönde alınan tedbirlerin yeterliliği meselesi de tartışma konusu haline geliyor.
Konuyla ilgili olarak Modern.az'a yaptığı açıklamada eğitim uzmanı Məzahir Məmmədli, Azerbaycan'ın uzun yıllar - 30 yıldan fazla bir süre - Ermenistan ile savaş koşullarında yaşadığını hatırlattı.
"Bu dönemde çok sayıda okulumuz yerinden yurdundan edilmiş, öğrenciler ise şehirlerde ve diğer bölgelerde yerleştirilmiştir. Ne yazık ki, bu sorunlar ortadan kalksa da, şu anda bölgede ortaya çıkan yeni gerginlikler - İran, İsrail ve ABD arasındaki ilişkiler fonunda yaşanan olaylar da Azerbaycan'ı teğet geçmiyor. Örneğin, dün yaşanan olayı kaydedebiliriz. Nahçıvan'ın Şekerabad köyü okulunun yakınında dronun patlaması belirli bir gerginlik yarattı ve çocukların tahliyesi ile ilgili tedbirler alındı. Bu mesele resmi düzeyde, devlet kurumları tarafından dikkate alındı. Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ülke yönetimi olayla ilgili sert bir duruş sergiledi".
O aynı zamanda genel eğitim okullarında bu tür gergin durumlarda işlerin organizasyonu meselesine de açıklık getirdi:
"Genel eğitim okullarında bu tür gergin durumlarda işlerin nasıl organize edildiğine gelince, Azerbaycan'ın bu tür bir deneyimi zaten yaşamış bir ülke olduğunu belirtmek gerekir. Ermenistan ile 30 yıllık çatışma döneminde okulların zaman zaman tahliyesi, öğrencilerin başka okullara yerleştirilmesi, mülteci ve zorunlu göçmen ailelerinin çocuklarının diğer eğitim kurumlarına yönlendirilmesi gibi deneyimler oluşmuştur. Ancak bu süreçlerin resmi olarak nasıl düzenlendiği ayrı bir meseledir. Bildiğiniz gibi, acil durumlarla ilgili özel talimatlar mevcuttur. Bu talimatların uygulanması hem yerel hem de merkezi yürütme organlarının yetkileri dahilindedir. Gerekli durumlarda durumdan çıkış için operatif kararlar verilir ve ihtiyaç duyulursa tahliye veya birkaç günlük güvenlik nedeniyle eğitimin durdurulması gibi adımlar atılabilir.
Azerbaycan'da şu anda bu tür gergin dönemlerin deneyimi bulunmaktadır. Örneğin, pandemi döneminde de benzer bir durum yaşanmıştı. O zaman acil durumda Bilim ve Eğitim Bakanlığı, ilgili kurumları, bölgesel eğitim idareleri, Bakü Şehir Eğitim İdaresi ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı koordineli bir şekilde kararlar alarak oluşan duruma uygun adımlar atıyordu.
Bu açıdan, belirli bir bölgede acil durum oluştuğunda, bazen Bakanlar Kurulu'nun özel kararını beklemeden de Bilim ve Eğitim Bakanlığı'nın yerel kurumları ve yürütme organları operatif bir şekilde tedbirler alabilmektedir".
M. Məmmədli bu gibi durumlarda yetkilerin bir kısmının daha çok yerel yapılara verilmesi gerektiğini düşünmektedir:
"Acil durumlarda bölgesel eğitim idareleri ve ilçe eğitim sektörleri, yerel yürütme organlarıyla birlikte operatif bir şekilde karar alma imkanına sahip olmalıdır. Çünkü bazen olay anında merkezi kararı beklemek zaman kaybına yol açabilir ve bu da daha ağır sonuçlara neden olabilir.
Bu nedenle, acil durumlarda bölgesel eğitim idarelerine ve ilçe eğitim sektörlerine daha geniş yetki verilmesi uygun olacaktır. Bu durumda onlar, yerel yürütme organlarıyla birlikte durumu derhal değerlendirerek operatif kararlar alabilirler. Bu ise güvenlik açısından daha doğru ve esnek bir yönetim mekanizmasının oluşmasına yardımcı olur," diye kaydetti.