İran, bölgede güvenliğin dış güçler tarafından değil, bölge ülkelerinin kendileri tarafından sağlanması gerektiğini belirtti.
Modern.az haber verir ki, bunu Milli Meclis'in ev sahipliğinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Devletler Parlamento Birliği Konferansı'nın (PUIC) 20. oturumunun açılış töreninde İran İslam Cumhuriyeti İslam Şurası Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf söyledi.
Galibaf, İran'ın son savaş döneminde ağır kayıp ve zararlarla karşılaşmasına rağmen, temel ilke olarak güce teslim olmayı değil, direniş ve egemenliğe dayalı bir yaklaşımı seçtiğini belirtti. Ona göre, diplomasi ancak karşılıklı saygı, eşitlik, devletlerin egemenliğinin tanınması ve halk desteği temelinde kurulduğunda sürdürülebilir ve etkili olabilir.
"Bölgenin geleceği dış güçlerin çıkarları temelinde değil, bölge halkları ve devletlerinin kendi kararlarıyla belirlenmelidir. Bölgesel güvenlik ancak bölge ülkelerinin ortak çabalarıyla sağlanabilir ve hiçbir devlet kendi güvenliğini diğerinin güvenliği pahasına kuramaz."
Galibaf konuşmasında İslam dünyasının büyük ekonomik, enerji, transit ve insan kaynaklarına sahip olduğunu, bu potansiyelin Müslüman ülkelerin sürdürülebilir kalkınması ve refahı adına kullanılmasının önemini vurguladı. Enerji kaynakları, transit koridorları, bilimsel ve insan sermayesinin genel kalkınma hedeflerine hizmet etmesi gerektiğini kaydetti.
Muhammed Bakır Galibaf, İran'ın bölgenin geleceğini çatışmada değil işbirliğinde, tecritte değil bir arada yaşamada, ithal edilmiş güvenlik modelinde değil ortak ve yerel güvenlik mekanizmalarında gördüğünü ekledi. Ona göre, Tahran tüm İslam ülkeleriyle karşılıklı saygı, iç işlerine karışmama, iyi komşuluk ve ortak çıkarlar ilkesi temelinde işbirliğini genişletmeye hazırdır.
Galibaf, İran'ın tüm İslam ülkelerine, özellikle bölge devletlerine ve Basra Körfezi havzasında yer alan ülkelere güvenlik anlaşmalarının yanı sıra sürdürülebilir ekonomik işbirliği teklif ettiğini belirtti. Böyle bir işbirliğinin hem bölgenin yatırım açısından daha güvenli bir alana dönüşmesine hem de ortak tehditlere karşı daha sürdürülebilir bir sistemin kurulmasına hizmet edebileceğini ifade etti.