"AnewZ"un "The Oligarch's Design | Ruben Vardanyan" belgeselinde Ruben Vardanyan'ın sadece Rus oligarkı değil, aynı zamanda Kremlin'in jeopolitik çıkarlarına hizmet eden figürlerden biri olduğu gösteriliyordu.
Modern.az hatırlatıyor ki, filmde konuşan uzmanlar, onun iş faaliyetleri, siyasi bağlantıları ve Karabağ'daki faaliyetleri arasında paralellikler kurarak bu sonuca varmaya çalışıyorlar.
Belgeselde belirtiliyor ki, Vardanyan uzun yıllar Rusya'nın finans sektöründe faaliyet göstermiş ve ülkenin en prestijli yatırım bankalarından biri olarak kabul edilen Troika Dialog'un yöneticilerinden olmuştur. Yazarların görüşüne göre, o dönemde Kremlin'in siyasi çevreleriyle ilişkileri oluşmuş ve sonraki yıllarda da devam etmiştir. Filmde uzmanlar, Rusya'da büyük iş temsilcilerinin iktidarın rızası olmadan faaliyet göstermesinin pratik olarak mümkün olmadığını belirtiyorlar. Bu bağlamda Vardanyan'ın da Kremlin'in güvenini kazanan kişilerden biri olduğu iddia ediliyor.
Filmde Ukraynalı ve Avrupalı uzmanlar, Vardanyan'ın Rusya yönetimiyle yakın ilişkilerini sonraki faaliyetlerinde de gördüklerini belirtiyorlar. Onlara göre, Vardanyan'ın 2022'de Karabağ'a gelmesi de kişisel bir girişimden ziyade Kremlin'in bölgesel planlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Belge yazarları, o dönemde Moskova'nın Güney Kafkasya'daki etki alanlarını korumaya çalıştığını ve Vardanyan'ın faaliyetlerinin bu amaca hizmet ettiğini düşünüyorlar.
Belgeselde dikkat çekilen noktalardan biri de Vardanyan'ın Rusya askeri-sanayi kompleksi ile bağlantıları hakkında dile getirilen iddialardır. Filmde belirtiliyor ki, o, Ukrayna'nın yaptırım uyguladığı Volga-Dnepr şirketinin yönetim kurulu üyesi olmuştur. Uzmanlara göre, bu şirket Rusya'nın askeri lojistiğinde önemli bir rol oynamış ve savaş döneminde silah-mühimmat, insansız hava araçları ve diğer askeri yüklerin taşınmasında yer almıştır.
Filmde ayrıca belirtiliyor ki, Vardanyan 2024 yılına kadar Rusya'nın askeri teknik üreticilerinden biri olan KAMAZ şirketinde pay sahibi olmuştur. Belge yazarları, KAMAZ'ın ürettiği askeri araçlar ve topçu platformları ile Rusya Savunma Bakanlığı'nın ana tedarikçilerinden biri olduğunu iddia ediyorlar. Uzmanlar bu gerçekleri Vardanyan'ın Rusya askeri-sanayi kompleksi ile bağlantılarının devam ettiğini gösteren örnekler olarak sunuyorlar.
Filmde dile getirilen görüşlerden birine göre, Rusya'da büyük iş temsilcileri bağımsız siyasi oyuncular değiller. Uzman, oligarkların Kremlin'in iradesine aykırı hareket ettikleri takdirde ya işlerini ya da özgürlüklerini kaybedebileceklerini belirtiyor. Bu nedenle onların devlet çıkarlarından ayrı faaliyet göstermesi gerçekçi görünmüyor. Belge yazarları bu tezi Vardanyan'ın faaliyetleriyle de ilişkilendiriyorlar.
Belgeselde Vardanyan'ın Karabağ'a taşınmadan önce Rusya vatandaşlığından vazgeçtiği yönündeki açıklamalarına da değiniliyor. Burada konuşan uzmanlar, sadece pasaporttan vazgeçmenin vatandaşlığın otomatik olarak kaybedilmesi anlamına gelmediğini ve bu konuyla ilgili çeşitli hukuki prosedürlerin bulunduğunu belirtiyorlar. Filmde bu nedenle Vardanyan'ın Rusya ile ilişkilerinin tamamen kesildiği yönündeki iddiaların inandırıcı olmadığı ileri sürülüyor.
Yazarlar, Vardanyan'ın uluslararası alanda oluşturduğu hayırsever imajına da özel bir yer ayırıyorlar. Filmde belirtiliyor ki, çeşitli insani projeler ve eğitim girişimleri sayesinde o, uzun yıllar Batı'da nüfuz kazanmaya çalışmıştır. Bununla birlikte, uzmanlar bu faaliyetlerin onun siyasi ve iş çıkarlarını gölgede bırakmaya hizmet ettiğini iddia ediyorlar.
Bu bağlamda, belgeselde araştırmacı-yazar Ergün Kırlıkovalı'nın araştırmasına da dikkat çekiliyor. Kırlıkovalı'nın Amerikalı yazar ve Nassim Nicholas Taleb'in Ruben Vardanyan'ı "hayırsever" olarak tanıtmasını eleştirdiği belirtiliyor. Araştırmada vurgulanıyor ki, Vardanyan hakkında ileri sürülen suçlamalar ve onun Rusya ile bağlantıları fonunda böyle bir karakterizasyon uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden olmuştur.
Filmin sonunda konuşan Ukraynalı uzmanlardan biri, Vardanyan'ın faaliyetlerinin sadece Ukrayna'nın değil, Avrupa güvenliğinin de çıkarlarına aykırı olduğunu iddia ediyor. Diğer bir uzman ise, Karabağ'daki faaliyetleri ve Rusya ile bağlantıları nedeniyle hakkında uluslararası hukuki bir değerlendirme yapılmasının önemini düşündüğünü belirtiyor. Bu görüşler belgeselde uzmanların kişisel pozisyonu olarak sunuluyor.
Yazarlar sonuç olarak, Ruben Vardanyan'ın uzun yıllar boyunca uluslararası kamuoyuna insani ve hayırsever bir imajla sunulsa da, onların araştırmasına göre bu imajın arkasında Kremlin'in çıkarlarıyla uyumlu daha geniş bir siyasi faaliyetin yattığı sonucuna varıyorlar. Belgesel boyunca dile getirilen bu değerlendirmeler yazarların ve filmde konuşan uzmanların pozisyonu olarak sunuluyor.
Belirtmek gerekir ki, Ruben Vardanyan etrafındaki uluslararası tartışmalar son günlerde yeni bir aşamaya geçmiştir. Tartışmalara neden olan olaylardan biri de Lübnan asıllı Amerikalı yazar, risk teorisyeni ve Nassim Nicholas Taleb'in sosyal medyada yayınladığı açıklama olmuştur. Taleb, Bakü'de bir konferans vermek için davet aldığını, ancak Ruben Vardanyan tutuklu olduğu sürece Azerbaycan'a gelmeyeceğini belirtmiş ve onu "siyasi mahkum" olarak nitelendirmiştir. Bu pozisyon Azerbaycan kamuoyunda ve medyasında geniş yankı uyandırmıştır.
Taleb'in açıklamasından sonra ABD'de yaşayan Türk asıllı mühendis, araştırmacı ve yazar Ergün Kırlıkovalı ona açık bir mektup göndererek bu pozisyonu sert bir şekilde eleştirmiştir. Kırlıkovalı mektubunda dikkatleri Vardanyan'ın uzun yıllar boyunca uluslararası alanda oluşturduğu "hayırsever" imajına yöneltmiştir. O, Vardanyan'ın kamuoyuna sunulan insani faaliyetlerinin onun finansal ağı, iş geçmişi ve siyasi faaliyetleriyle ilgili ileri sürülen iddialardan ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
Açık mektupta Nassim Nicholas Taleb'in kendi eserlerinde sıkça bahsettiği "anlatı tuzakları" (narrative fallacy) kavramına da atıfta bulunuluyor. Kırlıkovalı'nın görüşüne göre, Vardanyan'ın "hayırsever" olarak tanınması tam da böyle bir "anlatı kalkanı" yaratmış ve bu imaj onun etrafında oluşan daha karmaşık finansal ve jeopolitik meselelerin gölgede kalmasına neden olmuştur. O, Taleb'i Vardanyan'ı sadece insani projeleriyle değil, uluslararası araştırmalarda yer alan iddialar, "Troika Laundromat" davası, Rusya ile bağlantıları ve Karabağ'daki faaliyetleri fonunda da değerlendirmeye çağırmıştır.
Kırlıkovalı mektubunun sonunda Taleb'e hitaben, "gölge finansmanı, yasa dışı küresel finans akışları ve askeri lojistik ile ilişkilendirilen oligarkın savunulması"nın etik açıdan ciddi sorular doğurduğunu belirtmiştir. Onun görüşüne göre, gerçek hümanizm çatışmalardan zarar gören insanların haklarını savunmayı gerektirir ve kamuya mal olmuş kişiler herhangi bir pozisyon sergilerken tüm gerçekleri göz önünde bulundurmalıdırlar.