Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Özbekistan'a yaptığı devlet ziyareti, iki kardeş ülkenin ilişkilerinde yeni bir tarihi aşamanın başlangıcı olarak kabul ediliyor. Ziyaret kapsamında imzalanan “Azerbaycan Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk Anlaşması” sadece diplomatik bir belge değil, son yıllarda istikrarlı bir şekilde derinleşen Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin siyasi-hukuki açıdan yeni bir aşamaya geçişini resmileştiren önemli bir belgedir.
Anlaşmanın adında “ebedi dostluk” ifadesinin yer alması başlı başına büyük bir siyasi anlam taşımaktadır. Çünkü sadece mevcut dönemde iki devlet arasındaki işbirliğinin genişletilmesinden bahsedilmiyor. Belge, Azerbaycan ve Özbekistan ilişkilerinin gelecek nesiller için de karşılıklı güven, stratejik ortaklık, müttefiklik ve dostluk ilkeleri üzerine kurulmasını öngörüyor.
Aslında, bu belgenin siyasi içeriğini anlamak için Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin son yıllarda katettiği hızlı gelişim yoluna bakmak yeterlidir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de daha önce iki ülke arasındaki ilişkilerin zaten en yüksek – müttefiklik seviyesinde olduğunu belirtmişti. Son yıllarda devlet başkanlarının karşılıklı ziyaretleri, Yüksek Devletlerarası Konsey'in faaliyetleri, Stratejik Ortaklığın Güçlendirilmesi Hakkında Belgeler ve Müttefiklik İlişkileri Hakkında Anlaşma, bu siyasi yakınlaşmanın aşamalı olarak oluştuğunu gösteriyordu.
Şimdi ise “ebedi dostluk” anlaşması, bu çizginin daha sağlam bir siyasi çerçeveye oturtulması anlamına geliyor.
Anlaşmanın temel mesajı: iki devlet birbirinin güvenliğini dikkate alıyor
Belgenin birinci maddesi özel dikkat çekiyor. Taraflar, uluslararası hukukun evrensel olarak tanınmış ilke ve normlarına rehberlik ederek ilişkilerini ebedi dostluk, karşılıklı güven, stratejik ortaklık ve müttefiklik temelinde kuracaklarını beyan ediyorlar. Bu ifadeler diplomatik protokol niteliğindeki genel sözler değildir. Burada Azerbaycan ve Özbekistan ilişkilerinin hangi siyasi seviyeye ulaştığı açıkça gösteriliyor.
Daha önemli bir nokta ise anlaşmanın ikinci maddesinde yer alıyor. Taraflar, birbirlerinin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verebilecek herhangi bir faaliyetten kaçınmayı, diğer tarafa karşı yönelmiş herhangi bir eyleme katılmamayı taahhüt ediyorlar. Aynı zamanda taraflar, kendi topraklarının diğer devletin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar vermek amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerdir.
Bu, Azerbaycan için özellikle önemli bir siyasi hükümdür. Çünkü Bakü, dış politikasında toprak bütünlüğü ve egemenlik meselelerini temel bir ilke olarak savunmaktadır. Özbekistan'ın bu yaklaşımı anlaşma düzeyinde bir kez daha teyit etmesi, iki ülke arasındaki siyasi güvenin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.

Bakü-Taşkent hattı artık ikili ilişkiler çerçevesine sığmıyor
Anlaşmanın üçüncü maddesi, parlamentolararası ilişkilerin genişletilmesini, halklar arasındaki dostluğun güçlendirilmesini ve hukuki işbirliğinin artırılmasını öngörüyor. Dışişleri bakanlıkları arasında daimi istişare mekanizmasının etkin kullanımı ayrıca belirtiliyor.
Bu mekanizmalar tesadüfi değildir. Çünkü Azerbaycan ve Özbekistan arasındaki ilişkiler artık sadece cumhurbaşkanları düzeyinde kurulan ilişkilerden ibaret değildir. İki ülke arasında devlet kurumlarını, parlamentoları, iş çevrelerini, bölgeleri ve toplumları kapsayan çok yönlü bir ilişkiler sistemi oluşmuştur.
Anlaşmanın dördüncü maddesi ise bu ilişkilerin ekonomik ve jeostratejik yönünü ortaya koyuyor. Taraflar, ticaret-ekonomi ve yatırım işbirliğini geliştirmek, sanayi işbirliğini derinleştirmek, enerji, ulaştırma, lojistik, tarım, dijital ekonomi, e-ticaret, bilgi-iletişim ve uzay teknolojileri gibi çok sayıda alanda ortak projeler yürütme niyetlerini teyit ediyorlar.
Burada özellikle ulaştırma ve transit meselesi dikkat çekiyor. Taraflar, yük ve yolcu taşımacılığının geliştirilmesine, ulaştırma koridorlarının transit potansiyelinin artırılmasına ve karşılıklı bağlantılı ulaştırma sistemlerinin güçlendirilmesine olanak sağlamayı taahhüt ediyorlar. Bu hüküm, Azerbaycan'ın jeopolitik konumu açısından özel bir önem taşımaktadır.
Azerbaycan, son yıllarda Doğu-Batı ulaştırma bağlantılarının ana halkalarından birine dönüşme yönünde ciddi adımlar atmaktadır. Özbekistan ile daha sıkı entegrasyon ise Orta Asya'nın derinliklerinden Hazar üzerinden Güney Kafkasya'ya ve Avrupa'ya uzanan bağlantıların güçlendirilmesi anlamına geliyor. Başka bir deyişle, Bakü-Taşkent ilişkileri artık iki ülkenin sınırlarını aşan jeoekonomik bir önem kazanıyor.
İlham Aliyev'in Orta Asya politikasının sonucu
Azerbaycan'ın Orta Asya'ya ilgisi yeni bir mesele değil. Ancak son yıllarda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika rotasında bu bölgeyle ilişkilerin daha sistemli ve stratejik bir karakter kazandığı açıkça görülüyor. Azerbaycan'ın Özbekistan ile ilişkileri de bu politikanın en başarılı örneklerinden biridir.
Burada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kişisel diplomatik ilişkilerinin ve siyasi güven yaratma yeteneğinin özel rolünü belirtmek gerekir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın Özbekistan Milli Enformasyon Ajansı'na verdiği röportajda da Şavkat Mirziyoyev ile oluşan kişisel dostluk ve güven ilişkilerinin devletlerarası ilişkilerin gelişimine önemli katkı sağladığı vurgulanmıştı.
Bu, aslında Azerbaycan dış politikasının önemli özelliklerinden birini gösteriyor: Cumhurbaşkanı İlham Aliyev sadece mevcut ilişkileri korumakla yetinmiyor, onları daha geniş jeopolitik ve jeoekonomik bir çerçeveye taşımayı başarıyor.
Azerbaycan'ın Orta Asya devletleriyle ilişkilerinin gelişiminde de tam da bu yaklaşımın sonuçlarını görmek mümkündür. Bakü artık bölgeye dışarıdan bakan bir taraf değil. Azerbaycan, Hazar üzerinden Orta Asya ile Avrupa'yı birleştiren önemli bir jeopolitik ve lojistik platforma dönüşüyor.
Bu anlamda Özbekistan ile “ebedi dostluk” anlaşmasının imzalanması, Azerbaycan'ın Orta Asya'daki siyasi ve ekonomik etki imkanlarının daha da genişlemesi açısından önemli bir olaydır.
Karabağ faktörü: dostluğun gerçek bir örneği
Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin gücünü sadece belgelerde aramak da doğru olmazdı. Bu ilişkilerin en önemli özelliklerinden biri zor günlerde gösterilen karşılıklı destektir. Özbekistan, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü daima desteklemiş ve Karabağ'ın yeniden inşası sürecine pratik olarak katılan ilk ülkelerden biri olmuştur. Füzuli'de Mirze Uluğbey adına okulun inşası bunun en parlak örneklerindendir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan'ın bu adımını defalarca takdir etmiştir.
Bu destek, ilişkilerin sadece siyasi beyanatlardan ibaret olmadığını gösterdi. Hankendi'de Özbekistan sermayesiyle kurulan sanayi kuruluşu da iki ülke arasındaki kardeşliğin pratik düzleme geçmesinin bir başka örneğidir.
Böylece, Azerbaycan-Özbekistan ilişkileri hem siyasi, hem ekonomik, hem insani, hem de stratejik güvenlik açısından çok yönlü bir karakter kazanmıştır.
Türk dünyası için de önemli bir olay
Anlaşmanın bir diğer önemli yönü, Azerbaycan ve Özbekistan'ın Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesindeki işbirliğine verebileceği ek ivmedir. İki ülkenin siyasi yakınlaşması, Türk devletleri arasındaki entegrasyonun güçlenmesi açısından da önemlidir.
Azerbaycan'ın son yıllarda Türk dünyasında aktif diplomatik politika yürütmesi ve Orta Asya devletleriyle ilişkileri sistemli bir şekilde genişletmesi, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika rotasının önemli yönlerinden birine dönüşmüştür.
Bu politikanın sonucunda Bakü ile Orta Asya arasındaki siyasi mesafe fiilen azalmaktadır. Hazar ise iki bölgeyi ayıran su havzasından çok, onları birleştiren stratejik bir platforma dönüşmektedir. Bu açıdan “Azerbaycan-Özbekistan ebedi dostluğu” sadece Bakü ve Taşkent için değil, bir bütün olarak daha geniş Türk coğrafyası için siyasi bir mesajdır.

Yeni aşamanın başlangıcı
Anlaşmanın beşinci maddesinde eğitim, bilim, kültür, medya, turizm, sağlık ve diğer insani alanlarda işbirliğinin genişletilmesi öngörülüyor. Altıncı madde, siyasi istişarelerin yapılmasına, küresel ve bölgesel meseleler hakkında fikir alışverişine özel önem veriyor. Yedinci maddede ise çatışmaların önlenmesi ve çözümlenmesi, bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrar konularında BM'nin merkezi rolüne bağlılık teyit ediliyor.
Demek ki, anlaşma sadece “dostluk” ifadesinin siyasi belgede resmileştirilmesi değil. O, iki ülkenin gelecekteki ilişkilerinin siyasi, güvenlik, ekonomik, insani ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde temel yönlerini belirleyen kapsamlı bir belgedir.
Azerbaycan için ise bu belgenin en önemli sonuçlarından biri, ülkenin Orta Asya politikasında yeni imkanların ortaya çıkmasıdır.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in uyguladığı çok vektörlü ve pragmatik dış politika sonucunda Azerbaycan, kendini sadece Güney Kafkasya'nın değil, Hazar havzasını, Türk dünyasını ve Orta Asya'yı birbirine bağlayan ana devletlerden biri olarak güçlendiriyor.
Özbekistan ile ilişkilerin “ebedi dostluk” aşamasına geçmesi, bu stratejinin bir sonraki önemli sonucudur.
Bugün Azerbaycan ve Özbekistan arasındaki ilişkilere sadece iki kardeş devletin ilişkileri olarak bakmak yeterli değildir. Önümüzdeki aşamada Bakü-Taşkent hattı, ulaştırma, enerji, yatırım, ticaret, dijital teknolojiler ve Türk dünyasının entegrasyonu açısından daha geniş bölgesel projelerin ana dayanaklarından birine dönüşebilir.
En önemlisi ise şudur: Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika rotası, Azerbaycan'ın coğrafi konumunu siyasi ve ekonomik üstünlüğe dönüştürme yönünde devam ediyor. Azerbaycan'ın Orta Asya ile ilişkilerinin derinleşmesi, Özbekistan gibi büyük ve stratejik öneme sahip bir devletle ilişkilerin müttefiklikten ebedi dostluk seviyesine yükselmesi bunun açık göstergesidir.
Bu nedenle 23 Ağustos 2026, sadece diplomatik takvimde bir sonraki tarih olarak değil, Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin gelecek on yıllarını belirleyecek siyasi aşamanın başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Ve bu aşamanın arkasında yıllardır istikrarlı, pragmatik ve ileri görüşlü bir şekilde uygulanan devlet politikası yatmaktadır. İlham Aliyev'in liderliğinde Azerbaycan, artık bölgesel süreçleri sadece izleyen değil, bu süreçlerin yönünü etkileyen ve farklı coğrafyaları birbirine bağlayan aktif bir jeopolitik aktöre dönüşmektedir.